II. Selim

Giriş

28 Mayıs 1524’te Kanuni Sultan Süleyman’ın ve Hürrem Sultan’ın oğlu olarak dünya geldi. İstanbul’da doğup büyüdü. Sarı Selim veya Sarhoş Selim lakapları ile de bilinirdi. 1556’da babası Kanuni Sultan Süleyman’ın vefatından sonra Osmanlı Devleti’nin on birinci hükümdarı olarak tahta geçti. Aynı zamanda 90. İslam halifesiydi. Birçok yeni eserin yapımını sağlarken onarım faaliyetlerini de aksatmamıştır. Babası Kanuni Sultan Süleyman gibi şiir alanında başarılıydı. Eşi Nurbanu Sultan için icra ettiği şiirleri divan edebiyatının önde gelen yapıtları arasında gösterilmektedir.

Tahta Çıkışı

16 yaşına kadar sarayda birçok alanda eğitim gördü. 1542’de Konya ve Amasya’ya sancak beyi olarak gönderildi. II. Selim, Kanuni Sultan Süleyman daha hükümdar iken kardeşleri ile taht savaşının içerisine girdi. Kanuni’nin eşlerinden olan Hürrem Sultan kendi oğulları olan II. Selim ve Bayezid’i tahtta görmek istiyordu. Saray ahalinin bir kısmında da bu istek vardı. Bu sebeple Şehzade Mustafa’nın babası Kanuni tarafından idam ettirilmesi sağlandı. Bunun akabinde Selim taht varislerinin en büyük adayı haline geldi.

Sadrazam Sokullu Mehmed Paşa, Kanuni Sultan Süleyman’ın 7 Eylül de gerçekleşen vefatını herkesten gizledi. Mehmed Paşa, Kanuni’nin vefatını II. Selim’e gizli bir mektup ile açıkladı. Bunun üzerine II. Selim İstanbul’a gitti. Kanuni Sultan Süleyman’ın ölümünü tüm halka bildirdikten sonra özel törenle tahta geçti.

II. Selim Dönemindeki Faaliyetler

II. Selim, devletin idaresiyle bizzat ilgilenmeyen ve sefere çıkmayan ilk padişahtır. II. Selim döneminde devletin idaresini damadı Sokullu Mehmed Paşa yürütüyordu. Tahta çıktıktan sonra Kapıkulu Ocaklarına ve Yeniçerilere verilen cülus bahşişi askerler tarafından yeterli bulunmamaya başlandı. Bunun karşısında askerler isyana kalkıştı. İsyandan sonra ilk defa ilmiye sınıfına da cülus bahşişi verilmeye başlandı. Bundan sonra da gelenek olarak bu durum sürdürüldü. Bunun haricinde II. Selim’in ordunun ve bazı sınıfların isteklerine boyun eğmesi yönetimdeki zaafiyeti ortaya çıkardı.

15 Nisan 1566 tarihinde Kaptanıderya Piyale Paşa, donanması ile gerçekleştirdiği fetih sayesinde Sakız Adasını Venedik ve Cenevizlilerin egemenliğinden alarak Osmanlı topraklarına kattı.

17 Şubat 1568 tarihinde Avusturya ve Osmanlı arasında barış sağlanması amacı ile Edirne Antlaşması imzalandı. Antlaşma sonucunda Avusturya’nın egemenliğinde bulunan Macaristan torakları için ödemekte olduğu 30.000 altınlık verginin devamı sağlandı.

Sokullu Mehmed Paşa önderliğindeki Osmanlı kuvvetleri, Mısır’ın başkentinde bulunan ve etkili bir konuma sahip Kahire Kalesi’ni 1569’da ele geçirdi.

Kıbrıs’ın Fethi ve İnebahtı Yenilgisi

Kanuni Sultan Süleyman’ın seferleri sayesinde Akdeniz’in neredeyse tamamı Osmanlı kuvvetlerinin etkisi altındaydı. Fakat Kıbrıs, Venedikli korsanların barındığı bir yer haline gelmişti. Osmanlı donanması 15 Mayıs 1570 tarihinde Kıbrıs seferi için yola çıktı. Birçok kalenin fethedilmesi üzerine son olarak 1 Ağustos 1571’de Mağusa Kalesi’nin işgalinden sonra Kıbrıs tam anlamıyla Osmanlı İmparatorluğu’nun hakimiyeti altına girmiş oldu.

Kıbrıs’ın Osmanlı Devleti’nin topraklarına girmiş olması Avrupa’daki devletler tarafından büyük bir tepki ile karşılandı. Ceneviz, İspanyol, Venedik Şövalyelerinin de bulunduğu “Kutsal İttifak” adıyla Haçlı donanması oluşturuldu. İnebahtı Deniz Muharebesi adıyla anılan savaşı Osmanlı İmparatorluğu kaybetti. Sokullu Mehmed Paşa, İnebahtı Muharebe’si hakkında Venedik elçisine “Biz Kıbrıs’ı almakla sizin kolunuzu kestik, siz İnebahtı’da bizi yenmekle sakalımızı tıraş ettiniz. Kesilen kolun yerine yenisi gelmez, fakat kesilen sakalın yerine yenisi daha gür çıkar.” sözlerini sarf etti.

Tunusun Fethi

Barbaros Hayreddin Paşa önderliğindeki Osmanlı güçleri 16 Ağustos 1534’de Tunus’u ele geçirmişti. Fakat İspanyollar Haziran 1535’de Tunus’u Osmanlıların egemenliği altından çıkardı. II. Selim döneminde Uluç Ali Paşa kumandasındaki Osmanlı donanması 13 Eylül 1574 tarihinde Tunus’u işgal etti. Bunun sonucunda Tunus 40 yıl sonra yeniden Osmanlı İmparatorluğunun himayesi altına alındı.

II. Selim Dönemindeki Mimari Faaliyetler

II. Selim, Mimar Sinan’ın “Ustalık eserim.” olarak adlandırdığı Edirne Selimiye Cami’sinin yaptırılmasını sağlamıştır. Fakat caminin açılışı II. Selim öldükten sonra 14 Mart 1575 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Aynı zamanda II. Selim döneminde Ayasofya Camii’nin onarımı bir kez daha yapılmıştır. II. Selim, Mekke su yollarının tamirat işleminin aksatılmasına da izin vermemiştir.

Ölümü

II. Selim İstanbul’dayken hamamda düştü. Düşme sonucunda göğüs boşluğunda kanama başladı ve durdurulamadı. 15 Aralık 1574 tarihinde 50 yaşındayken vefat etti. III. Murad, babası II. Selim’in ölümü üzerine İstanbul’a geldi ve 22 Aralık 1574’de Osmanlı Devleti’nin on ikinci padişahı olarak tahta geçti.