II. Murad

D. Haziran 1404, Amasya – Ö. 3 Şubat 1451, Edirne.

Padişahlık sırası: 6

Erkek çocukları: Mehmed, Ahmed, Alaaddin, Orhan, Hasan, Ahmed.

Kız çocukları: Şehzade ve Fatma Hatun.

Babası Çelebi Mehmed (I. Mehmed), an­nesi Dulkadiroğulları Beyliği’nden Emine Hatun’dur. babası Sultan Çelebi Mehmed’in Edirne’de vefat etmesi üzerine, vali bulunduğu Amasya’dan 41 günde Bursa’ya gelip tahta çıktı(1421). Son derece dindardı. Fırsat buldukça Kur’anı-ı Kerim ve Mevlana’nın Mesnevi’sini okur, din alimleriyle saatlerce sohbet ederdi. Yaptırdığı aşhanelerde haftanın belli günleri fakirlere bizzat yiyecek dağıtır, muhtaçları daima gözetirdi. Şair ve hattattı.

Düzmece Mustafa Olayı

I. Mehmed öldüğünde hayatta Murad, Mustafa, Yusuf, Mahmud isimli dört oğlu ve yedi kızı bulunuyordu. Büyük oğlu Murad babasının daveti üzerine Edirne’ye giderken, babasının vefat haberini aldı ve Bursa’da tahta çıktı. II. Murad Amasya’da Haziran 1404’te dünyaya gelmiştir. Tahta çıktığında on yedi yaşındaydı. Cülusundan kısa bir süre sonra tebrik için gelen Bizans elçileri I. Mehmed’le yaptıkları anlaşma gereği Şehzade Yusuf ve Mahmud’un kendilerine teslim edilmesini istediler. Ancak bu istekleri kabul edilmedi. Bunun üzerinde İmparator II. Manuel Yıldırım Bayezid’in oğlu Mustafa Çelebi ile anlaşarak yanına bir miktar kuvvet verdi ve Cüneyd Bey’le birlikte Gelibolu’dan Osmanlı topraklarına geçmesini sağladı. II. Manuel meşru hükümdar olarak Mustafa Çelebi’yi tanıdığını ilan etti. Bu durum karşısında Anadolu Beylikleri de II. Murad’a karşı ayaklandılar. Germiyan beyi Yakub Bey, II. Murad’ı tanımayarak Hamid-ili sancakbeyi I. Mehmed’in oğlu Mustafa’nın yanında yer aldı. Kısa bir müddet sonra Karamanoğulları Hamid-ili arazini ele geçirdiler. Menteşoğlu İlyas Bey Osmanlı hakimiyetini tanımadığını bildirip, bağımsızlığını ilan etti. Aydın ve Saruhanoğulları bir kısım topraklarını geri aldılar. İsfendiyar Bey Osmanlıların himayesinde Çankırı, Tosya ve Kalecik’te hüküm süren oğlu Kasım Bey’i bölgeden çıkararak, buraları kendi topraklarına kattı. II. Murad amcası Mustafa Çelebi ile taht mücadelesinde bulunduğu için bu değişiklikleri kabullenmek zorunda kaldı. Anadolu toprakları adeta Ankara Savaşı’ndan sonraki duruma dönmüş gibiydi(1421). Gelibolu’ya geçen Mustafa Çelebi’yi bölge halkı karşıladı ve ona itaat ettiler. Edirne’ye doğru hareket eden Mustafa Çelebi’ye halkın yanı sıra Rumeli uç beyleri de katılmaya başlamışlardı. Onun Rumeli’de hakimiyet kurduğu haberi Burda’da duyulunca II. Murad, Veziriazam Bayezid Paşa komutasında bir kuvveti üzerine gönderdi. Gelibolu’ya geçen Bayezid Paşa Edirne yakınlarında Sazlı Dere mevkinde Mustafa Çelebi kuvvetleri ile yaptığı savaşı kaybetti ve öldürüldü. Bu hadise üzerine Rumeli’de önde gelen uç beyleri Mustafa Çelebi’ye iltihak ettiler. Mustafa Çelebi Edirne’ye girdi ve hükümdarlığını ilan etti. Rumeli’deki durumunu sağlamlaştıran Mustafa Çelebi, Cüneyd Bey’in de teşvikiyle Anadolu’ya geçerek, Bursa’daki II. Murad üzerine yürüdü(1422). Ordusu 12.000 süvari ve 5.000 yaya askerden oluşmaktaydı. Gelişmeleri yakından takip eden II. Murad Ulubat Suyu üzerindeki köprüyü yıktırarak, Mustafa Çelebi ordusunun gölün öbür yakasında kalmasını sağladı. Kendisi de gölün Bursa tarafına karargahını kurdu. Mustafa Çelebi’nin ordusu sayıca hayli fazlaydı. Ancak Rumeli’nin eski uç beyi Mihaloğlu Mehmed Bey, Mustafa Çelebi’nin yanında yer alan uç beyleriyle görüşerek, onları ve beraberlerindeki askerleri II. Murad’ın tarafına geçirmeyi başardı. Bu kopmalar olurken Mustafa Çelebi 4.000 kişilik bir azap kuvveti ile gece yarısı II. Murad’ın karargahını bastırdı. Ancak pusuda bekleyen II. Murad günleri bunları dağıtarak, çoğunu esir ettiler. Bu arada Aydınoğulları Beyliği’nin kendisine verileceği sözü verilen Cüneyd Bey de adamlarıyla birlikte Mustafa Çelebi’nin yanından ayrılarak, II. Murad’ın ordusuna katıldı. Böyledce ordusunun büyük kısmı II. Murad’ın safına geçen Mustafa Çelebi ordusunun üzerine yürüme vakti gelmişti. Haci İvaz Paşa yapılan bir tahta köprüden yeniçerilerle Ulubat Suyu’nu geçerek, Mustafa Çelebi kuvvetlerini büyük bir bozguna uğrattı. Mustafa Çelebi yanındaki sadık adamlarıyla birlikte Rumeli’ye kaçtı. II. Murad daha önce anlaştığı Ceneviz gemileriyle ordusunu Gelibolu’ya geçirdi ve Mustafa Çelebi’yi takibe başladı. Önce Edirne’ye gelen Mustafa Çelebi burada kendisine verilen eski desteği bulamadı. Buradan Eflak’a doğru kaçmaya başladı. Edirne’ye gelen II. Murad’a halk itaat etti. Mustafa Çelebi kendisini takibe gönderilen kuvvetler tarafından Kızıl Ağaç Yenicesi’nde yakalandı ve Edirne’ye getirilerek öldürüldü(1422/kış)

İstanbul Kuşatması

II. Murad, Mustafa Çelebi nedeniyle, İmparator Manuel’i cezalandırmak için İstanbul’u kuşattı(1422). İmparator Manuel, bu kuşatmadan kurtulmak amacıyla, bu defa da II. Murad’ın kardeşi Küçük Mustafa Çelebi’yi isyana kışkırttı. Küçük Mustafa Çelebi, Karamanoğulları ve Germiyanoğulları’ndan aldığı kuvvetlerle Bursa’yı kuşattı. Bursa halkının Sultan Murad’a bağlı olduğunu ve şehri sonuna kadar savunacaklarını söylediler. Ayrıca Karamanoğlu kuvvetleriyle bir Osmanlı şehrine saldırmanın doğru olamayacağını ifade ettiler. Bunun üzerine Bursa’yı almaktan vazgeçen Küçük Mustafa Çelebi, İznik’e geldi ve 40 gün süreyle şehri kuşattı. Sultan II. Murad bu meseleyi kan dökmeden halletmek istiyordu. O nedenle kale muhafızı Firuz Beyoğlu Ali Bey’e haber göndererek, kalenin savaşmadan teslim edilmesini, Mustafa Çelebi’nin başka bir yere kaçmadan kendisinin yetişeceğini bildirdi. Bu arada Şarapdar İlyas’ı, Anadolu Beylerbeyliği vaadiyle elde ederek, Küçük Mustafa Çelebi’yi İznik’te oyalamasını sağladı.

Akıncı kuvvetler İznik’i aniden bastılar. Meydana gelen çatışma sırasında Şarapdar İlyas, Şehzade Küçük Mustafa Çelebi’yi yakalayarak II. Murad’a teslim etti. Küçük Mustafa Çelebi, bir incir ağacının altında boğuldu(20 Şubat 1422).

Beyliklerle Mücadele

Candaroğulları ve Osmanlılar: II. Murad’ın emrindeki Osmanlı kuvvetleri ile Candaroğulları’nın başında bulunan İsfendiyar Bey üzerine gönderildi. Yenilgiye uğrayan İsfendiyar Bey, Sinop’a kaçtı. Bu yenilgiden sonra İsfendiyar Bey, barış istedi. Kasım Bey’den aldığı toprakları geri vermesi şartıyla kabul edildi. Buna karşılık, Kastamonu ve Bakır Küresi İsfendiyar Bey’ye bırakılacaktı. Bununla birlikte Küre maden işletmelerinden elde edilecek hasılatın büyük bölümünü Osmanlılara verecekti(1423).

Aydınoğlu Cüneyt Bey ve Osmanlılar: Şehzade Mustafa çelebinin Bizans destekli isyanı sırasında kaçarak, kendi topraklarına gelen Aydınoğlu Cüneyt Bey, beyliğini güçlendirmeye çalışıyordu. Bunu sağlamak için, Osmanlılara yeniden bayrak açtı. Bazı Anadolu Beyliklerinin yanı sıra Macaristan, Venedik, Eflak ve Bizans’la görüşmeler yaptı.

Anadolu Beylerbeyi Hamza Paşa, Cüneyt Bey’in üzerine gönderildi. Ele geçirilen Cüneyt Bey idam edildi ve İzmir yöresi, Osmanlı topraklarına katıldı.

Ankara Savaşı’ndan sonra, Menteşoğulları Beyliği yeniden kurulmuştu. Anadolu Türk birliğini kurmak amacında olan II. Murad, 1425 yılında Menteşoğulları Beyliğine son verdi.

Germiyanoğulları Beyliği’nin Osmanlılara Katılması: Yıldırım Bayezid’in ortadan kaldırılmış olduğu Germiyanoğulları Beyliği, Ankara Savaşı’ndan sonra Timur tarafından, eski hükümdarı II. Yakup Bey’e verilmişti. II. Yakup Bey, kardeşler arasındaki mücadelede Mehmed Çelebi’nin tarafını tutmuştu. İkinci Murad herhangi bir karşı harekete girişmedi. İkinci Yakup Bey’in vasiyeti üzerine Germiyanoğulları, Osmanlılara katıldı(1428).

Osmanlı-Karaman İlişkileri: Karamanoğlu Mehmet Bey, şehzadeler olayından yararlanarak Akşehir, Beyşehir ve Seydişehir’i işgal etmişti. Mehmet Bey’in ölümünden sonra, çocukları arasında taht kavgası çıktı. Osmanlılara sığınan İbrahim Bey, II. Murat’ın yardımıyla Karaman tahtını elde etti. II. Murad, kız kardeşini de İbrahim Bey’e verdi. İbrahim Bey, kendisine yapılan tüm bu iyiliklere rağmen Osmanlılara karşı düşmanca davranmakta gecikmedi. II Murad, 1434 yılında sefere çıktı. Konya ele geçirildi. İbrahim Bey, kuvvetleriyle dağlık bölgelere çekildi. İbrahim Bey, kuvvetleriyle dağlık bölgelere çekildi. İbrahim Bey, devrin ileri gelen alimlerinden Mevlana Hamza aralığı ile II. Murad’dan af diledi. Bu ricayı kırmayan II Murad İbrahim Bey’i affetti.

Karamanoğlu İbrahim Bey, Osmanlıların Anadolu’dan ayrılmasından istifade etmek istedi. İkinci Murad, Karamanoğulları üzerine yeniden sefere çıktı. Taşeli’ne kaçan İbrahim Bey, ikinci Murad’ın kardeşi olan eşini ve vezirini gönderip barış istedi. İbrahim Bey Osmanlılar aleyhine hiçbir harekete karışmayacağına, oğlunu rehin vereceğini, savaşlarda askeri yardımda bulunacağına söz verdi(1437). İbrahim Bey, yine affedilerek, beyliğinin başında bırakıldı.

Rumeli Seferleri

Rumelide birçok faaliyette bulunan II. Murad, Sırbistan üzerine sefere çıktı. Sırbistan vergiye bağlandı. Selanik, Makedonya, Teselya ve Yanya dolayları Osmanlı topraklarına katıldı. Arnavutluk Osmanlı himayesini kabul etti. Ayrıca ayaklanan Eflak Bey’i Vlad’ın(Kazıklı Voyvoda) üzerine kuvvet gönderildi ve Eflak Beyliği yeniden Osmanlı’ya bağlandı.

Türklerin Balkanlar’daki bu başarıları Bizans ve Avrupa’yı telaşa düşürmekteydi. Avrupa’da Haçlı Seferi hazırlıkları yapılıyordu. Balkanlarda Erdel Bey’i Hünyadi Yanoş’un Türkleri pusuya düşürmesiyle 20 bin şehit verildi. Bu başarılar Osmanlı Devleti’ne bağlı bütün beylerin ayrılmalarına neden oldu.

Osmanlı Ordusu bu kötü gidişe son vermek için çalıştıysa da başarılı olunamadı. Ardı ardına alınan bu yenilgiler Haçlıları ümitlendirmişti. Osmanlı Ordusu Rumeli’de ilk defa böyle bir mağlubiyete uğramıştı. Haçlı ordusu “Tabur cengi” denilen bir usul ile arabalara bağlı top bataryaları kullanıyor, Osmanlı ordusu Üzerlerine geldiğinde arabaları çember haline getirerek içine saklıyor ve toplarla dört bir yana ateş ederek Osmanlı ordusuna ağır darbe vuruyordu.

Segedin Antlaşması

Haçlı kuvvetleri kazanılan her başarı sonrası daha da güçlü kuvvetli ittifaklar yaparak, Osmanlı Devleti’ne saldırmaya devam etti. Sırp, Eflak, Erdel, Macar kuvvetleri ilerlemeye devam ediyordu.

Niş yakınlarında yeniden büyük bir kayıp verildi. Haçlı birlikleri Filibe’ye kadar geldiler. Ancak soğukların şiddetlenmesi ilerlemelerine engel oldu. Balkanlar’da ardı ardına uğranılan yenilgiler, Osmanlı Devleti’ni zor duruma soktu. Bizans’ın Avrupa’da tahrikleri devam ediyordu.

Bu şartlarda her ne pahasına olursa olsun antlaşmaktan başka çıkar yol yoktu. Sultan ikinci murad, barış için girişimlerde bulunarak, 12 Haziran 1444’de Segedin Barış Antlaşması’nın yapılmasını sağladı. Barışın devamlı olmasını sağlamak için de antlaşmaya taraf olan kralların yemin vermesi şart koşulmuştu.

Bu antlaşma ile Osmanlılar Balkanlar’da bir rahatlama sağlayarak, yeniden toparlanmak için zaman kazanmışlardı, ayrıca ilk defa sınır kavramı ortaya çıkmış ve Tuna Nehri belirleyici olmuştur.

II. Murad’ın Tahttan Çekilmesi ve Varna Savaşı(1444)

İkinci Murad, Karaman seferi dönüşü Edirne’ye gitmedi. Padişahlığı oğluna bıraktığını açıkladı. İkinci Mehmed, tahta geçtiği zaman 12 yaşındaydı. Haçlılar, bu durumdan yararlanmak istediler.

Edirne-Segedin Antlaşmasını zaten bir oyalama taktiği olarak imzalamışlardı. Amaçları, iyice hazırlandıktan sonra tekrar saldırıya geçmekti. Kardinal Sezarini, Papa’nın onayı alınmadan yapılan antlaşmanın geçerli olamayacağını ileri sürerek, antlaşmayı bozdu.”Müslümanlara verilen sözün tutulması Hristiyanlar için zorunlu değildir” diyordu. Sonuçta Macar, Bohemya, Eflak, Hırvat, Polonya ve Almanlar arasında yeni bir haçlı ittifakı oluşturuldu. Sırp kralı Brankoviç, yeminini bozamayacağını ileri sürerek, bu ittifaka katılmadı. Orsava’dan Tuna Nehri’ni geçen Haçlışar, Vidin’e geldiler. Yirmi beş gemiden oluşan haçlı donanması da Çanakkale Boğazı’na girdi ve Gelibolu Limanı karşısına demir attı. Birkaç gemi de Üsküdar ile Sarayburnu arasına gönderildi. Balkanlar’daki bu beklenmeyen gelişme karşısında, başta Veziriazam Çandarlızade Halil Paşa olmak üzere, devlet adamlarının çoğu ikinci Murad’ın yeniden tahta geçmesini istediler.