İbn-i Sina

Hekim, astronom, matema­tikçi, hukukçu, ahlak bilimci, filozof, şair.

İbn-i Sina 980 yılında Buhara’nın Afşana köyünde dünyaya geldi. Tam adı Ebu Ali el-Hüseyn b. Abdullah b. el-Hasan b. Ali b. Sina’dır. Asıl adı Hüseyin’dir. Do­ğuda İbn-i Sina ve Ebu Ali Sina, Avrupa’da Avicenna / Auiseppa (Filozofların prensi) diye ta­nındı. Bilim ve felsefe alanındaki eşsiz konumunu ifade etmek ama­cıyla Ortaçağ bilgin ve düşünürleri tarafından kendisine verilen “eş- Şeyhü’r-Reis” unvanı ile de anıldı. Kendisine ayrıca “Hüccetü’l-Hak, Şerefü’l-Mülk, ed-Düstur” gibi sı­fatlar da verildi. Aslen Belh’li olan babası Abdullah, ailesiyle birlikte Samani Hükümdarı Nuh b. Mansur döne­minde başkent Buhara’ya yerleşti (986) ve devlet büyükleri arası­na girdi. İyi bir öğrenim görmüş olan babası aynı zamanda İbn-i Sina’nın ilk hocasıdır.

İbn-i Sina’nın çocukluk ve gençlik yılları Samanoğulları hü­kümdarlığının son devrinde geçti. Aile ortamında felsefe, geometri ve Hint matematiğiyle ilgili konu ve eserlerle karşılaşma ve inceleme imkanı buldu, erken denilebilecek bir çağda felsefi konulara aşina oldu. Kuvvetli bir zeka ve hafızaya sahip olduğu için küçük yaşta dik­katleri üzerinde topladı. Kendi ifadesine göre on yaşında Kur’an’ı ez­berledi, edebiyatı inceledi. İsmaili inanışından olan babasından nefs ve akıl konularını öğrendi. Babası onu Hint aritmetiğini öğrenmesi için bir attarın yanına verdi. Ayrıca İsmail el-Zahid’in hukuk derslerine devam etti. Daha sonra Buhara’ya gelen ve felsefi konularda söz sa­hibi olan Ebu Abdullah el-Natili’nin öğrencisi oldu.

İbn-i Sina, okuduğu kitaplarla ilgili yaptığı açıklamalarla el-Natili’yi kendisine hayran bırak­tı. Daha sonra mantık kitaplarını kendisi okudu. Öklid’in kitaplarını, Batlamyus’un el-Mecesti kitabını inceledi. El-Natili’nin Karkanc’a gidişinden sonra fizik ve matema­tik kitaplarını yorumlarıyla birlikte inceledi. Tıp kitaplarını okuyarak bu konuda yetkinleşti. İbn-i Sina, tıpla birlikte İslam Hukukunu da İncelemeye devam ettiği dönem­de on altı yaşındaydı. İbn-i Sina, metafiziğe yönelerek Aristo’nun “Metafizik” adlı kitabını Arapça ter­cümelerinden okudu. Daha sonra Farabi’nin “Fi Ağrad Kitabu ma ba’d et-Tabia” kitabını inceledi.

O sıralarda Buhara’nın sultanı Nuh b. Mansur rahatsızlanınca, onu tedavi etmesi için saraya çağrıldı. Sultanı iyileştiren İbn-i Sina, saray Kütüphanesindeki kitaplardan da yararlandı. Bu dönemde on se­kiz yaşında olan İbn-i Sina, bütün ilimlerde ustalaştı. Buhara’dan ayrılarak Karkanc’a gitti. Orada Ebu’l- Hüseyin el-Sahli’yle birlikte çalıştı. Nesa, Baverd, Tus, Şikkan, Semnikan ve Cacerm’e seyahatler yaptı. Cürcan’a Sultan Kabus’un yanına gitti. Kabus’un hapsedilmesinden sonra Duhistan’a geçti, sonra tekrar Cürcan’a döndü. Mecd ed-Devle’nin hanımı ve oğluna hizmette bulun­mak üzere Rey’e geldi. Melankoliye tutulan Mecd ed-devle’yi tedavi etti. Daha sonra Kazvin ve Hemedan’a giderek Kadbanaveyh’in hizmetine girdi. Şems ed-Devle rahatsızlanın­ca yanına giderek sultanı iyileştiren İbn-i Sina, kendisine yapılan vezirlik teklifini kabul etti. Ancak ordu tara­fından hapsedildi. Kaçarak kırk gün Ebu Said İbn Dahduk’un evinde giz­lendi. Sultan tekrar rahatsızlanınca saraya getirilerek ikinci kez vezir oldu. Sultan ölünce, Alaüddevle’ye bir mektup yazarak, hizmetine gir­mek istediğini bildirdi. Bunu haber alan yeni sultan Tac el-Mülk tara­fından dört ay kaleye hapsedildi. Hapisten kurtulunca İsfahan’a, Sultan Alaüddevle’nin yanına gitti. Sultanla birlikte gittiği Hemedan’da kulunç hastalığına yakalandı. 1037 yılında Hemedan’da öldü ve oraya gömüldü.

Ebu’l-Hüseyin el-Arudi adın­daki bir komşusunun isteği üzerine bütün ilimleri özetleyen el-Hikmetü’l- Arudiyye adlı eserini yirmi bir yaşın­da yazdı. Bu eserinde matematik dışındaki tüm ilimleri sergiledi. Ebu Bekir el-Berki adlı bir komşusu için de el-Hasıl ve’l-Mahsul adlı eseri ka­leme aldı. Aynı kişinin isteği üzerine ahlak konusunda el-Birr ve’l-İsm adlı kitabını yazdı. İbn-i Sina bu kitabın tek nüshasının Ebu Bekir el-Berki’de olduğunu söylemişti. Cürcan’da el-Şirazi için el-Mebde’ ve’l-Mead ve el-Ersadu’l-Külliye adlı kitapları yaz­dı. El-Kanun’un başlangıcı ve diğer eserlerden bir bölümü burada kale­me aldı. Şems ed-Devle’nin sara­yında eş-Şifa’sını yazmaya başladı. Rey’de dört ay kaldığı kale hapsinde Hayy b. Yakzan, Hidayat ve Kulunç eserlerini kaleme aldı. İsfahan’da eş-Şifa’yı tamamladı. Sonra en-Necat’ı yazdı. Hemedan’da Farsça Danişname-i Alai adlı kitabını yazdı. Lisanu’l-Arab adındaki eseri müs­vedde olarak kaldı.

İbn-i Sina, İslam felsefesi ge­leneğinin Farabi okulu içinde yer alır. Bir bakıma Farabi’nin öğrenci­si ve halefidir. EI-Kindi’nin kurduğu felsefeyi geliştirip kurumsallaştıran Farabi ile İbn-i Sina’dır denilebilir. Dolayısıyla XI. yüzyıldan sonra İslam dünyasında felsefe denince akla öncelikle Farabi ve İbn-i Sina gelmektedir. İbn-i Sina ayrıca bir felsefe tarihçisi, tabip ve ilim tarih­çisidir; el-Kanun fi’t-Tıbb ve eş-Şifa gibi eserler bunun göstergesidir. İbn-i Sina, İslam bilim ve düşünce tarihinde ilk kez felsefe ve bilimle­rin ansiklopedisini oluşturmuştur.

Mantık, tabiiyyat, riyaziyat ve me­tafizik gibi disiplinlerle ilgili olduk­ça hacimli eserler vermiştir. Ayrı­ca Kur’an’ın bazı surelerini tefsir etmesi, namaz, kader, nübüvvet ve ahiret gibi konuları tartışarak doğrudan dini meselelere de gir­mesi, eserlerinin İslam dünyasında daha çok kabul görmesine yol açtı. İbn-i Sina zamanının ünlü şairle­rinden de biriydi. Doğu, özellikle Fars edebiyatında rubai türünün esasını kuranlardandır. XI. yüzyıl­dan itibaren eserleri Latinceye ve zamanla diğer Batı dillerine çevril­di ve Batıda önemli bir etkisi oldu. Böylece hem İslam hem de Batı düşüncesini doğrudan etkiledi, bu nedenle de onun kişiliği, fikirleri ve eserleri üzerinde çok sayıda çalış­ma yapıldı.

Eserleri

  • eş-Şifa (ansiklopedi tarzında yazılmıştır mantık, tabiiyyat, riyazi­yat ve ilahiyat bölümlerinden oluşur. 22 cilt, Kahire, 1952-1983)
  • en-Necat (felsefenin temel konularında bilgi verir)
  • el-işarat ve’t-Tenbihat (eş- Şifa’da ele alınan konular bu eserde yeni bir sistematik içinde sunulur)
  • Danişname-i ‘Ala’i Hikmet-i’Ala’i (ansiklopedi tarzında ve Farsça, ilk felsefe kitabı sayılabilir)
  • el-Mebde’ ve ‘l-Me’ad (metafizik ve ahlak konu­sunun yer aldığı eserdir)
  • Uyunul-Hikme (mantık, tabi­iyyat ve metafizik üzerine)
  • et-Ta’likat (felsefenin temel konularıyla ilgili ders notları)
  • el-Mübahaşat (öğren­cilerince kendisine sorulan soruların cevapları)
  • Hayy b. Yakzan (insanın bedeni ve nefsani güçleri üzerine)
  • el-Hikmetü’l-Meşrikiyye (mantık, tabi- iyyat, riyaziyyat ve ilahiyyat üzerine)
  • el-İnsaf (20 cilt, Aristo’yu yeterince anlamayanların eleştirilerine cevap­lar)
  • el-Hidaye (felsefenin mantık, tabiiyyat ve ilahiyat bölümü hak­kında sistematik bilgi içerir)
  • el-Hikmetü’l- ’Aruziyye (ansiklopedik tarzda felsefe eser)
  • Ahvalü’n-Nefs (nefsin tanımı, oluşumu, güçleri, ölümsüzlüğü ve bedenle ilişkisi)
  • Lisanü’l-Arab (Arap­ça sözlük),
  • el-Kanûn fi’t-Tıbb (Tıp bili­minin genel konuları ve ilaçlar)
  • el- Urcûze fi’t-Tıbb (el-Kanûnfi’t-Tıbb’ın özeti)

Bunların dışında da birçok eseri ve yüzü aş­kın risalesi olduğu bilinmektedir.


Kaynakça

IŞIK, İhsan. Ünlü Bilim Adamları (Türkiye Ünlüleri Ansiklopedisi. C. 2, s. 144-146). Ankara: Elvan Yayınları, 2013.