Histrionik Kişilik Bozukluğu, Belirtileri ve Tedavisi

Histrionik Kişilik Bozukluğu Nedir?

Kişilik bozuklukları içinde adını sık duyduğumuz bir bozukluktur. Histrionik kişilik bozukluğu, Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından, genellikle yetişkinliğin ilk dönemlerinde başlayan aşırı duygusallaşma, dikkat çekme ve çevre tarafından onay arama ihtiyacının yüksekliği ile kendini belli eden kişilik bozukluğu olarak tanımlanmıştır.

Histrionik Kişilik Bozukluğunun Belirtileri

  • Bu kişiler bulundukları ortamlarda  ilgi odağı olmak isterler.
  • İlgi toplamak amacıyla fiziksel görünümlerine önem verirler.
  • Konuşmalarında sürekli diksiyonlarını düzelterek ya da yabancı kelimeler kullanarak dikkat çekmeye çalışırlar.
  • Akıl vererek konuşur, kendi kusurlarını başka birinin kusuru gibi anlatırlar.
  • Övgü toplamak için her türlü yolu dener, bu nedenle de sık sık yalana başvurabilirler.
  • Kimseye duygusal olarak bağlanmaz ve oldukları ortama göre değişkenlik gösterebilirler. Bu yüzden az tanıdıklara, insanlara aşırı samimiyet gösterirler.
  • Ayrıca insanlara kolay inanmaları nedeniyle, anlamsız inançların ve kişilerin peşlerinde dolanırlar. Aldatılmaları kolaydır. Bu nedenle fikir üretmezler.
  • Ortamla, yaşlarıyla uyumsuz giyim ve davranış tarzları vardır.
  • Her zaman sosyal olmak istedikleri için doyumsuz ilişkileri olur. Duyguları hızlı değişir.
  • Sevgi ve şefkat açlığı gösterirler.
  • Bedensel yakınmalar, baş ağrısı, baş dönmesi, halsizlik, bayılma sık görülür.
  • Hassas oldukları için çabuk hayal kırıklığına uğrar, depresif belirtiler gösterebilirler.

İntihar girişimleri ya da söylemleri mutlaka dikkate alınmalıdır.

Histrionik Kişilik Bozukluğunun Tedavisi

Histrionik kişilik bozukluğu ileri düzeyde olmadıkça genellikle ilaç tedavisi uygulanmaz.  Bu hasta grubu;  ilaçlardan, grup ve bireysel psikoterapilerden oldukça fayda görür. Bu kişilik bozukluğunu diğerlerinden ayırt etmek gerekir. Özellikle narsisistik kişilik bozukluğu ve borderline kişilik bozukluğu ile karıştırılabilir.

Bozukluğun giderilmesi için öncelikli olarak atılması gereken adım; hastaların farkında olmadıkları, yalan söyledikleri, olmamış gibi düşünerek ve davranarak baskıladıkları düşüncelerinin farkına varmalarını sağlamaktır. Hastaların duygularının netleştirilmesi, kendilerini ifade edebilmelerinin sağlanması önemlidir. Derinde yatan duyguların ifade edilmesi, hasta için iyileştirici bir durumdur. Yine hastaların sevgi ilişkilerini güçlendirerek içgörü kazanmaları sağlanmalıdır. İlgisizlik karşısında dert yakınan hasta, terapistin kendisini yönlendirmesini beklemektedir aslında.

Belirtilerden hareket ederek kendimize ya da tanıdıklarımıza tanı koymak doğru değildir. Buradaki amacımız, yaşamımızda böyle davranışların psikolojik bir rahatsızlığa ulaşabileceğinin bilinmesi yönünde farkındalık oluşturmaktır.

Sevgiyle kalın…