Tiroid bezi; boyun bölgesinde, gırtlağın ön kısmında ve köprücük kemiklerimiz arasında bulunan kendisi küçük ama sağlığımız açısından oldukça önemli olan bir salgı bezidir.

Tiroid bezi, T3 ve T4 hormonlarını salgılar. Bu hormonlar vücutta metabolizma düzeni, kas-sinir koordinasyonu, dolaşım sistemi, fiziksel ve mental fonksiyonlarda işlev görür. Tiroid hormonları, kalsiyumun bağırsaklardan emilimini etkiler, idrar ve dışkı ile atımını hızlandırır. Kemik yapımını artırırken, uzun süre tiroid hormonunun fazla salgılandığı durumlarda kemiklerde mineral kayıpları da görülür. Tiroid hormonlarının önemli bir etkisi de anne karnındaki bebekte ve doğum sonrası ilk birkaç yılda bebeğin beyin gelişimini sağlamasıdır. Eğer anne karnındaki bebekte yeteri kadar tiroid hormonu salgılanmazsa beynin gelişmesi hem doğumdan önce hem de doğumdan sonra geri kalır. Doğum sonrası en kısa zamanda tiroid tedavisi uygulanmazsa çocukta ömür boyu mental gerilik görülür. Tiroid hormonu eğer normalin üstünde salgılanırsa hipermetabolizma, az salgılanırsa da yavaş metabolizma görülür. Obez bireylerde ise artan kiloya ve beraberinde gelişebilen hastalıklara bağlı olarak tiroid hormon seviyeleri bozulmaktadır. Yani tiroid tüm vücudu etkileyen ve yöneten bir hormondur. Tiroid bezinin yeterli hormon üretememesi durumuna ise hipotiroidi denir. Halk arasında guatr olarak bilinen hastalığın aslında sadece bir türüdür. Çünkü guatr diye bir genelleme yapıldığında tüm tiroid bezi hastalıkları kastedilir. Sıklıkla genetik geçişlidir ve hayat boyu düzenli muayene şart!

Tiroid hormonu, düzeni ve işlevini kaybetmeye başladığı zaman birtakım hastalıkları da beraberinde getirmektedir. Bunlardan kolesterol ve trigliserit seviyesinin yükselmesi başta gelir. Kilo verme zorluğu, gergin ve stresli bir yaşam, yorgunluk, kabızlık ve baş ağrısı ile karakterize bir tablodur. Ayrıca kadınlarda menstrual bozukluklar da sıkça görülen belirtilerindendir.

Tiroid Hastalıklarında Beslenme

  • Demir, selenyum, A Vitamini ve çinko eksikliklerinin de iyot minerali ile sıkı bir ilişkisi olduğu unutulmamalıdır. Selenyum ihtiyacını karşılamak içinse balık, karaciğer, dana eti, mercimek, mantar, susam, ceviz, ay çekirdeği ile tam tahıllar yeterli ölçüde tüketilmelidir.
  • Yetersiz ve karbonhidrattan zayıf beslenmenin de tiroid hormon aktivitesini yavaşlatıcı etkisi olduğu unutulmamalıdır.
  • Tiroid hormon üretimini azaltan besinlere guatrojenik besinler denir. Çiçek lahanası, brokoli, brüksel lahanası, karnabahar, şalgam, soya fasulyesi, hardal, yer fıstığı ve turp guatrojenik besinlerdir. Bu besinlerin çiğ değil de pişirilerek tüketilmesi guatrojenik etkisini azaltacaktır. Özellikle soya ve tiroid ilacı aynı gün içinde alınmamalıdır. Bu besinlerin diyetteki miktarları kişinin diyetinde kısıtlama olup olmayacağına göre ayarlanmalıdır.
  • Beslenmede iyot tüketimi de kontrol altında tutulmalıdır. Tiroid hormonu üretiminde iyot minerali oldukça önemlidir. İyot yetersizliğine bağlı hipotiroidi hastalıkları özellikle gebe, emzikli genç anneler ve yaşlı kadınlar, anne karnındaki bebek ve yeni doğan gruplarında başta gelir. Bu konuda en doğru miktar ve tüketim şeklini beslenme uzmanına danışmalısınız.
  • Vücutta yeterli omega-3 ‘ün tiroid fonksiyonlarını düzenleyici etkisinden dolayı, yağlı balıklar ve ceviz gibi besinlerin yeterli tüketilmesi önerilir.
  • Çay, kahve (kafein içeriği nedeniyle), sigara metabolizmayı hızlandırdığından tüketimi sınırlandırılmalıdır.
  • Ödem, hipotiroidi hastalarında sıkça karşılaşılan bir sorundur. Yeterli su tüketimi ve tuz kısıtlaması aracılığıyla ödemle baş edilebilir.
  • Doktorunuzun belirleyeceği ilaç tedavisi ve diyetisyeninizin belirlediği beslenme tedavisi ile bu süreci daha sağlıklı atlatabilirsiniz.

Sağlıklı günler dilerim…


Diyetisyen Ayşe ÜNAL‘ın yazıları için tıklayınız…


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

5 − two =