Hayvanlarla İletişimin Çocuk Psikolojisine Etkisi

“İnsanlar birer ayna gibidir, bize var olma değerimizi tattırırlar. Çünkü onlar bizi çevreleyen aynalardır. Biz hikayemizi anlatırız, bedenimizi sunarız, bakışlarımızı yöneltiriz aynalara. Onaylanma çabamızın izlerini taşır içinde bulunduğumuz dünya. Ve aynaların bize yönelttiği her yansımada görmek isteriz evrenin bizi anlağını ve kabul ettiğini. Ama aynalarla dolu bir koridorda tüm yansımalar ruhumuzu yaralarken, anlaşılamamanın girdabında bilinmeyen bir dehlize sürüklenirken, hayvanlar bize masum içgüdüleri ile dünyaya tutunabilmenin sırrını öğretirler.”

Psikoterapide hayvanlarla etkileşimin faydası, seksenli yıllardan beri araştırılan bir konudur. Araştırmalar, hayvan destekli psikoterapinin bireyin ruh sağlını olumlu etkilediğini göstermektedir. Özellikle özgüven eksikliği olan, sosyal iletişim alanında sorun yaşayan bireylerde hayvanlarla etkileşim oldukça faydalıdır.

Özgüven Eksikliğinde Hayvanlarla Etkileşim

Özgüven, insanın mutlu ve başarılı bir hayat sürmesini sağlayan duygusal bir gerekliliktir. Özgüven;  kişinin kendine yönelik olumlu yargılarının olması, kendini sevmesi, değerli olduğuna inanması ve olayları kontrol edebilecek yeterliliğe sahip olduğuna inanması ile tanımlanan bir kişilik özelliğidir. Özgüvenli kişiler, içsel kaynakların farkındadır ve bunların gücüne güvenirler. Özgüven duygusunun temelleri çocukluk döneminin ilk yıllarında (0-6 yaş) atılmaktadır. Bireyin kendisi hakkındaki olumlu ya da olumsuz yargılarının oluşumunda ebeveyn tutumları son derece önemlidir. Örneğin; otoriter ya da aşırı korumacı ebeveyn tutumları ile büyütülen çocuklarda özgüven duygusu yeterince gelişemez. Çünkü bu tarz ebeveyn tutumlarında, çocuklar becerilerini ve kabiliyetlerini özgür bir şekilde deneyimleme fırsatı bulamazlar.

Özgüven eksikliği olan çocuklar çevrelerine karşı güvensizdirler. Sürekli eleştirilme ve yargılanma korkusu içinde olurlar. Hata yapmamak adına, yeni deneyimlerden kaçınırlar. Aslında özgüven eksikliğinin temel nedeni; sevilme, kabul görme ve onaylanma duygularını hissedemeden büyümektir. Özgüven duygusunun yeniden gelişmesi için bireyin bu duyguları yeniden tecrübe etmesi gerekmektedir. Birey, “Var olduğum için değerliyim, sevilmem ve değer görmem için hiçbir şey yapmama gerek yok.” iç yargısını benimsedikçe kendine olan güveni de artacaktır. Hayvanlarla iletişim, bu yargının içselleşmesinde oldukça etkin bir rol oynamaktadır. Hayvanlar bizleri kayıtsız, koşulsuz seven ve kabul eden varlıklardır. Hayvanlarla kurulan iletişimde kişi sevilme ve onaylanma duygusunu en derinden hisseder. Ayrıca hayvanların bakımını üstlenmek, sorumluluk duygusunu da güçlendirmektedir.

Türkiye’de hayvan destekli terapi uygulamaları bazı merkezlerde başladı. Umarız Türkiye’de bu uygulama daha geniş kitlelere ulaşır.