Mektup: “Geç Kaldık Ya Resulullah”

Ne yüzüne bakacak halimiz, ne temiz adını dilimize alacak yüzümüz var. Geç kaldık Ya Resulullah. Asr-ı saadet mevsimine geç kaldık. Bilal’den dinleyemedik ezanı, bastığın toprağa dokunamadı ellerimiz.

Geç kaldık Ya Resulullah!
Sensiz kaldık!
Kimse anlatamadı sen gibi, kimse yaşatamadı Asr-ı saadeti!
Terk edemedik diyarı, vazgeçemedik… Altı yaşındaki yetim olamadık!
Ebu Bekir‘lerimiz olmadı, Ömer’in hayâsını alamadık. Cehiller sardı etrafımızı da gidemedik kapılarına pes ettik yarı yolda!

Geç kaldık Ya Resulullah!
Gökyüzüne baktık kaldık, medet umduk taşa dönmüş kalplerden;

Sen gibi sığınacak bir Hira bulamadık Ya Resulullah!

Sensiz kaldık!
Yıllar geçti sensiz kaldık!
Çağın dikenleri sardı gül bahçelerimizi, biz alkışladık. Anlayamadık Sultanım!
Bedir’deki Hamza olamadık!
Yetinemedik sofralarımızdaki hurmayla, toylar düzenledik yalan nefislerimize.

Sen iki hırkayla İslamı aydınlatırken, biz ısıtamadık süslü libaslarla bedenlerimizi.
Geç kaldık Ya Resulullah!
Osman’ın adaletini anlayamadık. Zalimi yücelttik, yanında olamadık kimsesizin.

Kimsesiz kaldık! Sensiz kaldık!
Yine gelsen Sultanım! Yeniden yaşatsan Asr-ı saadeti. Ashabın gibi olamayız ama bastığın toprak oluruz Ya Resulullah! Sen basınca aydınlanır yüzlerimiz, sen bakınca harama bakmaz gözlerimiz. Geç mi kaldık Sultanım ? Gelmez misin aç gönüllerimize, bakmaz mısın yüzlerimize ? Bilal’i taşın altından aldırtmıştın ya, bizleri de çekip almaz mısın taşa dönmüş hayatlarımızdan ?

Gelemedik Ya Resulullah!
Cennetle müjdelediğin kütük olamadık mescidinde.
Hakkıyla misafir edemedik seni gönüllerimizde, Eyüp olamadık!
Emin olamadık emanet ettiklerinde.
Çoraklaştı topraklarımız da torunun Hüseyin olamadık Kerbela‘da!

Geç kaldık Ya Resulullah !
Hutbende bulunamadık…
Asr-ı saadette olsaydık da kazılan hendek olsaydık yolunda Ya Resulullah!
Ali’nin kılıcı olabilseydik!

Sultanım, ümmetin çaresiz kaldı !
Karşımıza geçip inançlarımızı sorguladılar da menfaat uğruna boyun eğenler oldu.
Bu yolda Sümeyye olamadık Ya Resulullah!
Gözümüzde büyüttüğümüz sevgiler uğruna “ Ölürüm! “ diyen dillerimiz, gün oldu adını haykıramadı.

Affet Sultanım! Yetişemedik mi? Hicretine geç mi kaldık yine?
Bakmaz mısın artık yüzlerimize, sancağının altında Zeyd’in yapmaz mısın bizleri?

Şimdi gelsen!
Diriltsen bu seher vaktinde, ölmüş insanlığı.
“Affettim, ben sizden razıyım !” desen ne güzel olur Ya Resulullah!
Ümmetini bu çağdan çekip alsan !
Çocuklarımızın doyuramadığımız nefislerine eksen yine sevgi tohumlarını.

Yollarımız karardı Ya Rasulullah! Hırslarımızla canlara kıyar olduk, sohbetlerimize son model arabalar girdi, evlerimize boy boy tablolar seçerken harcadığımız zamanlar yüzünden, uyanamadık seherlerde!

Şimdi gelsen, sessizliğime söz olsan bu kalemde!

Yüzünü göremesem bile, kokunla ersem vuslatına, davanda can veren karınca olmaya da razıyım Ya Rasulullah!
Şimdi gelsen ! Şimdi gelsen…

Bilirim, geri çevirmezsin
Anıldığın yeri şereflendirensin
Miracında “Ümmetim!” diyen,
Gönüllerin Efendisisin

Hoş geldin Sultanım !
Bastığın toprakta, kum olayım şimdi.
Geçtiğin sokakta taş,
Geldiğin vakte sırdaş olayım Ya Rasulullah!
Aydınlanan sabahlarımıza hoş geldin!
Gönüllerimizdeki makamına hoş geldin!
Binlerce salat ü selam sana Ya Rasulullah…
Binlerce salat ü selam sana Ya Rasulullah…