Evlilikte Güven

Kimi dinlerseniz dinleyin, hangi makaleyi okursanız okuyun, evliliğin en esas gereklilikleri arasında “güven” vardır.

Güven, Türk Dil Kurumu’na göre; “Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu, itimat” anlamına geliyor. İlişkilerde de böyledir. Eş; partnerinin, istemediği bir şey yapıp yapmayacağı ile ilgili korku duyabilir, kuşkulanabilir. Taraflardan biri bu duygularını, partnerine ya bir şekilde hissettiriyor ya da partnerini rencide edici bir üslupla ifade edebiliyor. İşte, ilişkiye karışan bir şüphe (konu ne kadar aydınlığa kavuşmuş olsa bile), o günden sonra o ilişkiye yeni bir yol çiziyor. Bu yolda, güven değişmeye başladığı gibi peşinden sevgiyi, saygıyı, sadakati, hitapları da sürükleyerek ilişkiyi tamamen başka bir şekle bürüyor.

Evliliklerde eş seçimi bu yüzden çok önemlidir. Güven duyulmayan bir insanla girilen yolda, mutlu olmanın ihtimali bile olamaz. Gerçek bir güven hissi ise evlilikte huzuru ve mutluluğu peşinden getirdiği gibi o duygunun verdiği rahatlıkla, eşler “BEN” olmayı unutmadan “BİZ” olmayı da yaşayabilirler. Gerçek bir evlilikte de “BEN”leri silmeden birleşen eşler vardır…

Evliliklerdeki “gerçek güven hissi”nden bahsetmişken açıklamak isterim:

Gerçek güven olmayan evliliklerde;

  • Telefonun şifreli olması ve şifrenin söylenmemesi, kişiyi rahatsız eder. (Peki, kişi neden eşinin telefonuna bakmak ister?) [-]
  • Eve geç gelinmesinin altında art niyet aranarak geç gelen eş soru bombardımanına tutulur. [-]
  • Ayda yılda bir çiçek alınması, ya bir hata yapıp özür dilenmesini ya da bambaşka şeyleri anlatır. [-]
  • Kişinin üzerine sinen ve karşı cinse ait olan parfüm kokusu kötüye yorulur. [-]

Gerçek güven olan evliliklerde ise;

  • Telefondaki şifrenin ne olduğu önemsenmez, bakılması gerekirse de şifre sorulup telefon açılır; şifreyi bilmiyor olmanın altında bir bit yeniği aranmadığı gibi şifre koyan taraf da eşinin telefonuna bakma sebebini merak bile etmez. [+]
  • Eve geç gelinmesinin sebebi bellidir; kişi eve gelince şüphesiz bir tavırla muhabbete dahil edilen bir konu olur. [+]
  • Nadiren de olsa alınan çiçek çok değerlidir ve kendisini sevdiği ve düşündüğü için alındığı hissi vardır. [+]
  • Karşı cinse ait parfüm kokusu otobüste yanına oturan kişiden bile geçebilir, yani böyle ufak tefek şeylerle mutsuzluğu çağırmaya gerek duyulmaz. [+]

Bunlar sadece misaller. Elbette ki polyannacılık oynayın demiyorum ama kuşkuyla yaşamak, bir evlilikte huzursuzluktan başka bir şey getirmez. Hatta bekleneni getirir ve aldatmayı doğurur. Çünkü bilinenin tersine; aldatmalar yüzünden evlilikler bitmez, biten evliliklerden dolayı aldatmalar gerçekleşir (istisnalar hariç)… Güven, bir evliliğin temelleri arasındadır ancak eşler etkili iletişim kuramıyorlarsa; yani kişi düşüncelerini, duygularını, kuşkularını partnerinin de duygu düşüncelerine önem vererek ona anlatamıyorsa burada da bir sıkıntı doğmaya başlar. Hem de bu, sebepsiz bir şekilde olabilir.

Evlilik; etkili iletişim, güven, sevgi, saygı, fedakarlık, empati, önemsemek… diye birbirinin peşi sıra gelen bir emeği gerektirir.

Yani mutlu evlilikler bir ŞANS ile değil, bir ÇABA ve EMEK sonucu oluşur…

MUTLULUK ise bir SONUÇ değil, birlikte gidilen bir YOL, bir SÜREÇ’tir…


Aile Danışmanı Hümeyra YILDIZ’ın yazıları için tıklayınız…