1.Söyleyin!

Aklınızdan geçen her şeyi söyleyin; kaygılarınızı, korkularınızı ve isteklerinizi dile getirin. Sizin için önemli konulara eşinizin de önem vermesi için tercihlerinizi ortaya koymanız gerekir. Her duygunuzu açıklıkla paylaşmak, aranızda bir yakınlık bağı oluşturur. Bu da birbirinize olan bağın güçlenmesini ve derinleşmesini sağlar. Ayrıca kendinizi ciddiye alarak, duygu ve düşüncelerinize saygıyla kulak vererek, eşinizin de sizi anlayışla dinleme olasılığını arttırabilirsiniz.

Gerçekten söyleyin: İpucu vermek ya da dolaylı iletişim, riski fazla, kazanç umudu az bir stratejidir. Duygu ve istekleri açıklıkla ifade etmek her zaman daha etkilidir.

Ummaktan ve merak etmekten kaçının: Eşinizin aklınızdan geçenleri okumasını ummanız, hem onun aklını hem de sizin aklınızı karıştırır.  Sizin, eşinizin aklından geçenleri okuduğunuzu zannettiğiniz gibi. Ummak ve merak etmek konularının alternatifi, söylemek ve sormaktır.

“Biliyorsun, bence”lere dikkat edin: Eşinize belli bir konudaki düşüncenizi daha önce de ifade ettiğinizi düşündüğünüzde, sözlerinize “biliyorsun, bence” diye başlarsınız. Oysa “biliyorsun, bence” diye başlamak yerine düşüncenizi dolaysız olarak ifade etmeniz daha doğrudur. Çünkü diğeri eleştirel bir yöntemdir ve karşınızdaki insanın hemen kendisini savunmaya çekmesine neden olur.

İstediklerinizi söyleyin, istemediklerinizi değil: İstemediklerinizi söyleyerek kaygılarınızı dile getirebilirsiniz ama bu yolla istediklerinizi ifade etmiş olmazsınız. Birine istemediklerinizi söylemek, o insana renkli bir fotoğraf vermek yerine filmin negatifini vermeye benzer. Eşinize negatif olanı vermek yerine pozitifi verin, yani istediklerinizi ifade edin.

Rica edin, şikayet değil: Şikayetler geçmişe odaklanır, umutsuzluk yaratır. Ricalar tercihlerinizi ifade eder, gelecekle ilgili davranışlarınıza odaklanır ve şimdiki durumunuzu düzeltmeniz yolunda size yol gösterir.


2.Duygularınızı Dile Getirin

Duygularınız, eşinizle paylaşmanız gereken önemli bilgilerdir. Aynı zamanda duygularımızı düşüncelerimiz için bir başlangıç noktası olarak almamız gerekir. Duygular, düşünceler ve eylemler birbirinden ayrılmazlar:  Üçü bir arada iş başındadır. Bir duygunuzun farkına vardığınızda, aldığınız mesajı doğru değerlendirebilmeniz için o duygu hakkında iyice düşünmeniz gerekir. Duygularınızı bu şekilde kullanabilirseniz, kaygılarınızın, korkularınızın ve tercihlerinizin neler olduğunu anlamanızda size yol gösterirler.

Duygular tek sözcükten oluşan etiketlerdir: “Hissediyorum” demek, bir takım duygular içinde olduğunuzu belirtir. Duygunuza utanmak, neşelenmek, sinirlenmek veya iğrenmek gibi bir etiket yapıştırıp, bu duygunuza odaklanmakla ilk adımı atmış olursunuz.

“Senin ………tığını hissediyorum” şeklindeki ifadelerinize özellikle dikkat edin: “Senin yeterince uyumadığını hissediyorum.” şeklindeki ifade bir duygunun ifadesi değil, karşıdaki insan hakkında söylenmiş bir sözdür. Karşıdaki kişinin hemen savunmaya geçmesine neden olur, çünkü bir eleştirinin yolda olduğunu göstermektedir. Çözüm, duygulardan önce düşüncelerin ifade edilmesindedir.

Duygularınızı sözcüklere dökün, davranışlara değil: Duyguların davranışlarla değil sözcüklerle ifade edilmesi, yanlış anlaşılma riskini azaltır ve eşinizin tepkilerinin de içten olmasını sağlar.

Kışkırtıcı bir dil kullanmaktan vazgeçin: Kullandığınız dil duygusal anlamda ne kadar yoğunsa eşinizin yanıtları da o kadar yoğun olacaktır. Her ikiniz duygusal olursanız, tartıştığınız konu ne olursa olsun birbirinizi düşman görmeniz o kadar olasıdır.

“Benim kendimi ………… hissetmeme neden oluyorsun” dememeye özen gösterin: Örneğin, “Benim kendimi çok kötü hissetmeme neden oluyorsun ve ne yapacağımı bilemiyorum.” gibi bir cümle bir suçlamadır, duygularınızı ifade etme biçimi değil. Böyle bir ifade, duygularınızın sorumluluğunu sizi dinleyen kişinin omuzlarına yükler. Oysa “Kendimi çok kötü hissediyorum!” cümlesi, yaşadığınız durumu tanımlar bir suçlama değildir.


3.Girmek Yasaktır

Eşinizin düşünceleri hakkında konuşmamalısınız kendi düşünceleriniz hakkında konuşmanız ve eşinizin düşüncelerini sormanız çok önemlidir. Eşinizin düşünceleri hakkında konuşarak ancak kişisel duygu ve düşüncelerinizle eşinizin kişisel duygu ve düşünceleri arasındaki sınırı zorlarsınız.

Eşiniz hakkında konuşmak, eşinizin özerkliğini tehlikeye atar ve iki ayrı birey değil de tek bir insanmışsınız gibi olağan dışı bir durum ortaya çıkar. Bireyler, bağımsız kimliklerini yitirmek istemezler. Eşinizin düşünceleri hakkında yorum yapmak aranızda zıtlık doğmasına neden olurken, eşinizin kaygıları ya da düşünceleri hakkında soru sormak sizi birbirinize yakınlaştırır.

Sınır ihlallerini bırakın, iç görü kazanın: Bir başkası adına konuşmak, ona ne yapması ya da kendisini nasıl hissetmesi gerektiğini söylemek, o insanın sınırlarını zorlamak anlamına gelir. Bu tür sınır ihlalleri, farkında olmadan gerçekleşir ve ters bir tepkinin bedeli de çok ağırdır. Sadece kendiniz hakkında konuşmanız ve eşiniz hakkında soru sormanız gerektiğini unutmayın. Sınır ihlalinde bulunduğunuzu her fark ettiğinizde, duygu ve düşüncelerinizi hemen kendinize yönlendirebilirseniz iç görü kazanma becerisini de elde edebilirsiniz.

Sınır ihlallerinin türü: Akıldan geçenleri okumaya çalışmak, duyguları okumaya çalışmak, etiket (nitelikler) yapıştırmak, eleştirmek, öğüt vermek ya da yönetmeye çalışmak.

Kördüğüm haline gelmiş konuşmaları çözün: Kördüğüm terimi, eşlerin birbirlerinin duygu ve düşüncelerini ifade etmelerinden kaynaklanan karışık durumlar için kullanılıyor. Eğer eşinizin kendinizce ne düşündüğü hakkında konuşuyorsanız ve eşiniz de size karşı aynı şekilde davranıyorsa, aranızdaki diyalog zamanla çözümsüz bir hal alır bu diyaloğu çözebilmek için cümlelerinize “ben” diyerek başlayın ve sadece kendi duygu ve düşüncelerinizden söz edin ya da eşinize soru sorun.

Biz” diye konuşmamaya özen gösterin: “Biz” adılı, iki özerk birey olduğunuz ve farklı duygu ve düşüncelere sahip olduğunuz gerçeğini maskeleyen bir sözcüktür. Duygu ya da düşünceleriniz hakkında konuşurken biz adılını kullanmak gerginliklere yol açabilir.

“Sen …….dığın zaman ben” ile başlayan cümlelerin yarattığı sonuçlar: “Sen sofrayı kurmadığın zaman ne yapacağımı bilemedim.” diye başlayan cümleler eşinizin, sizin sınırlarınızı ihlal etmeden, size diyaloğu sürdürme olanağı tanıdığının kanıtıdır.


4.Hava Kirliliğine Hayır

Eşiniz hakkındaki küçük düşürücü yorumlarınız, aranızdaki atmosferin kirlenmesine neden olur. Her tür mesaj, karşıdaki insana nötr bir biçimde, ona değer verdiğinizi anlatır şekilde ya da “seni sevmiyorum” anlamını veren zehirli bir biçimde verilebilir. Ses tonunuz neşeli olduğunuzu, zevk aldığınızı ya da tatmin olduğunuzu ifade edebildiği gibi, bir şeyi onaylamadığınızı, alay ettiğinizi ya da bir şeyden hiç hoşlanmadığınızı anlatabilir karşınızdaki insana. Karşıdaki insanı zehirlemek, bazen kullanılan sözcüklerin çağrıştırdığı gizli anlamlarla da mümkün olur. Zehir saçan yorumlar eşinizi kışkırtabilir. Ve birbirinizden uzaklaşmanıza neden olabilir. Bu yorumlar ilişkinizin gücünü birbirinize sevgi göstermekten birbirinizi incitmeye doğru yönlendirir ve benlik saygınız ile evliliğinizin zarar görmesine neden olur.

Yaşananlar hakkında bilgi verin, eleştirmeyin: Yaptıklarınız hakkında bir başkasından bilgi almak, kendinizi değişik bir açıdan aynada görmeye benzer. Nasıl davranmanız gerektiği konusunda seçenekler sunar size. Davranışlarınız hakkında bilgi almak, daima olumlu değişimler sağlar. Eleştiri ise zehirli bir iğne gibidir. Duygularınızı incitir ve savunmaya geçmenize neden olur.

Zehirli sınır ihlallerinden kaçının: Eşinizin sınırlarını ihlal eden yorumlar, onun savunma konumuna geçmesine neden olur, çünkü bu yorumlar onun sınırlarını aşmıştır. Eşinizi olumsuz bir şekilde yorumladığınız zaman onun hemen savunmaya geçtiğini görürsünüz, çünkü onun benlik saygısına zarar vermişsinizdir. Bu tür zehirli sınır ihlalleri aynı zamanda kaygılı, öfkeli ve ters tepkilere neden olur.

Zehirli sınır ihlallerinden vazgeçin, şefkatli davranmaya ve iç görü kazanmaya çalışın: Sınır ihlallerinin panzehiri, iç görü sahibi olmaktır. İç görü sahibi olmak kendinizi tanımaktan geçer, düşünce ve duygularınızın ifadesidir, eşinizi olası en iyi açıdan görme sanatı olan şefkattir. Eşinizin iyi niyetini ve olumlu davranışlarını tanıdığınız zaman ona karşı şefkatli ve anlayışlı davranırsınız.


5.Bilgi Edinmek İçin Dinleyin

Öncelikle, eşinizin söylediklerinin doğru, yararlı ve mantıklı olup olmadığını anlamak için onu dinleyin. Eğer dinlerken amacınız eşinizin söylediklerinin yararlı olup olmadığını anlamak ise, onun size sunduğu bilgileri anlamak için dinliyorsunuzdur. Dinlemenizin amacı bilgi edinmektir, bilgi edinmek için dinlemenin karşıtı itiraz etmek için dinlemektir. Eğer eşinizin yanlışını bulmak için dinliyorsanız, çok değerli bilgilerden yoksun kalırsınız ve aranızdaki ilişki bir çekişmeye dönüşür.

“Ama”lara dikkat edin”: Ama sözcüğü, daha önce söylenen her şeyi bir anda siler atar. Sizinle ilgili yorumlara karşı ama ile başlayan bir cümle ile başlarsanız, eşinizin size sunduğu bilgiyi kabul etmeyip, reddettiğinizi ifade etmiş olursunuz. Söylediğiniz herhangi bir şeye “ama” ile başlayan bir yanıt alırsanız, söylediklerinizin dikkate alınmadığını düşünerek rahatsız olursunuz.

“Ama” yerine “ve”yi kullanın: “Ama”nın panzehiri “ve”dir. “Ve” sözcüğü, sözlerinize yeni bir şeyler ekleyeceğinizin belirtisidir. Oysa “ama” sözcüğü, sözlerinizden bir kısmını geri alacağınızı ifade eder. “Ve” sözcüğü ya da “aynı zamanda” gibi benzeri ifadelerle diyaloglarda akış sağlanır.

“Dikkatli dinleme konusunda alıştırma yapın”: Dikkat, bir ışına benzer. Dikkatli dinlerken eşinizin size söylediklerine odaklanırsınız. Çiftler, farkında olmadan, eşleri konuşurken onları dinleme konusunda ihmalkar davranabilirler. Dikkatli bir dinlemede, eşler birbirlerinin sözlerine içtenlikle kulak verirler.

Dinlemek daha güvenlidir

Bir savcı gibi dinlememeye özen gösterin

Bir dedektif gibi dinlememeye özen gösterin

Bir yargıç gibi dinlememeye özen gösterin

İşittiğinizi belli edin

Stratejik yinelemelerde bulunun


6.Duygulara Kulak Verin

Duygular önemli mesajlar taşır. Sözcükler gerçekleri dile getirir. Duygular ise bu gerçeklere “lezzet” – olumlu ya da olumsuz, içten ya da yaralayan, tehditkar ya da zevkli – katar ve böylelikle gereken tepkiyi vermenizi sağlar. Dışarıda güneş pırıl pırıl olabilir ama dışarı çıkıp güneşte bir yürüyüş yapmanızı sağlayacak olan duygusal durumunuzdur. Duygulara çoğunlukla gerekli önem verilmez. Duygular dostluk ya da ciddiyet gibi hep geri planda tutulur ve önemsenmez.

Ona empati gösterin

Duygulara kulak vermek güvenlidir


7.İki Taraflı Dinleyin

Hem eşinizin sesine hem de kendi sesinize kulak verebilme yeteneği, özellikle bir eylem planı yaparken çok yararlı olur. Biri için önemli olan bir konu, o anda diğeri için de önem kazanır. Böylelikle birbirlerine “benim için önemlisin” mesajını verirler. Çiftlerin evliliklerinin yürümesi için kazanmaları gereken en önemli beceri, “iki taraflı dinleme” olmalıdır.

Aşırı fedakarlık yapmamaya özen gösterin

Sesleri eşit olarak yükseltin

Zorbalık yapmamaya özen gösterin


8.Diyaloglarınızı Dokuyun

Diyalog konusunda başarılı olanlar diyaloglarını dokurlar: Her biri kendi perspektifini karşısındakinin perspektifiyle birlikte dokur ve ortaya tek ve karşılıklı anlayıştan kaynaklanan yeni bir görüş çıkar. Böylelikle de konuşurken bir fikir birliğine varılır. Dokunmuş bir diyalogda şunlar koşuldur: “Eşiniz konuşurken dikkatle dinlemek, aldığınız bilgiyi yüksek sesle yinelemek, eşiniz sizi dikkatle dinlerken o konuda kendi görüşünüzü eklemek.”

Kaygılarınızı paylaşın

İyi dinleyiciler söz keser

Yavaş davranmak her zaman hızlıdır

Konuşmaları yinelerken genellemeler yapmaktan kaçının


9.Dört Özelliğe Dikkat Edin

Etkin bir diyaloğun dört önemli özelliği vardır:

1.Simetri sağlayın

Diyalogda simetri, her iki tarafın ne kadar konuştuğudur. Eşler eşit miktarlarda konuşuyorlarsa simetri sağlıyorlar demektir.

2.Kısa bölümler halinde konuşun

3.Özel konuları paylaşın

4.Konuşmaları özetleyin


10.Havayı Kontrol Edin

Çiftlerin, stres ve gerginliklerle yüz yüze gelseler bile, ilişkilerinin havasını kontrol etme şansları vardır. Genel koşullarınız ister sorunlu ister sakin olsun, bir çift olarak kendi durumunuzu büyük ölçüde kontrol altında tutabilirsiniz. Buna hava kontrolü diyeceğiz.

Isıyı ve hızı kontrol altıda tutun

Kullandığınız sözcükleri kontrol edin

Hızlandığınız taktirde ara verin

Çıkış ve giriş yollarını planlayın

Yorgunluk, açlık, hastalık ve bunalım anlarını kontrol altında tutun.


Uzman Psikolog Abdulkadir ILGAZ‘ın yazıları için tıklayınız…