Unutmayın! O Sizin Eşiniz

Kadın ve erkek evlenir, eş olur birbirine. Canım der, aşkım der, karıcığım-kocacığım, sevgilim der. Eşine seslenirken sevgi de ekler hitabına. Hatta ne güzel der çoğu çift: “Eşime ismiyle hitap ettiğim zaman, anlar ki ona kızgınımdır.”

Bir insanın toplum içinde taşıdığı rolleri vardır. İnsandır, kadındır, erkektir, annedir, babadır, evlattır, arkadaştır vs… Her bir rolünü gerektiği yere göre kullanır. Eşine eş, arkadaşına dost, ebeveynine evlat.. Rollerinden biri diğerinin yerine geçerse iletişim ne hale gelir bilinmez ve insan bunu dengeleyerek yaşamına devam eder.

Peki bu durum çocuk için de aynı mıdır acaba? Çocuk, yaşam mücadelesini ve ne yapması gerektiğini, dünyaya geldiği aileden öğrenir. Biraz önce bahsettiğimiz eşlerine sevgi ekleyip hitap eden kadın ve erkeğe, çocukları olunca ne oldu dersiniz? Dünyaya gelen nur topu gibi evlatlarının adı Deniz olsun. O kadın; Deniz’in annesi, o erkek; Deniz’in babası oluyor. Evet, anne-baba olmaları gayet güzel ve heyecan verici bir gelişmedir. Ancak kadının ve erkeğin anne-babalık rolleri o kadar baskın olmaya başlıyor ki, birbirlerine eş olma rollerini unutuyorlar. Bu durum basit gibi görünse de özellikle erkekler bir süre sonra eşlerinin sadece “anne” olarak var olmalarından rahatsızlıklarını dillendirmeye başlıyorlar. Bu dillendirme, bazen sözle olabiliyor ama çoğunlukla hal diline yansıyor ve eşler arası soğumalara sebep olabiliyor.

Kadının eşine seslenmesi; “Babası, biz bugün parkta yeni bir arkadaşla tanıştık!” gibi babalığı üzerinden olup, çocuğuyla kendini bütünleştirip babayı dışta bırakacak (ötekileştirecek) şekilde olabilirken benzeri bir durum olarak babadan da bir örnek gösterelim: Erkeğin eşine seslenmesi; “Annesi, altımıza yaptık biz.” gibi örnekler, yaşantımız içinde gayet normal bir diyalog olarak devam eder.

Artık aşkım’lar, sevgilim’ler; yerini annesi, babası’na bırakmıştır. Hitaplarıyla duygularına gönderdikleri sevgileri artık azalmaya hatta yok olmaya başlamıştır. Güzel söz duymadıklarını fark ettiklerinde, eşler için uzun bir zaman geçmiş olabiliyor. Çocuğu üzerinden diyaloğa devam eden eşlerde sorun olan, sadece çift ilişkisi olmakla kalmıyor. Çocuğun kendiliğini fark etmesi de tehlikeye atılıyor. “Parkta kimin yeni arkadaşı oldu, altına yapan kim, kim uyudu, kim yemek yedi?…”

Çocuktan bahsederken onu kendisi olarak anlatmak gerekiyor, anne babanın kendisiyle birleştirerek anlatması doğru değil. Ve bu makalenin asıl amacı; eşlerin birbirine olan rollerini unutmaması gerektiği mesajıdır. Birbirlerine eş olmaları evlilik için çok değerlidir ve eş olmanın her zaman taze kalmasında hitabın da payı vardır.

Bir de konuya çocuk açısından bakacak olursak; çocuğun anne babasını tek tek yaşamaya hakkı olduğu kadar, anne baba ilişkisini de görüp bilmeye ve bunu yaşamaya hakkı vardır. Birbirini seven ve bu sevgiyi çocuğunun önünde belli eden eşlerin çocuklarının daha mutlu olacağı aşikar. Bir de olayın kıskançlık boyutu var tabi. Çocuğuyla kendini birleştirip diğer ebeveyni dışlayan hitaplar çocukta da o bağımlılığı kabul etmeye ve diğer ebeveyni dışlamaya sebep olabilir. Karı-kocanın birbirine sarılmasına müsaade etmeyen çocuklar bu duruma örnek gösterilebilir. Çocuğunuza onun ebeveyni olduğunuzu belli ettiğiniz kadar birbirinizin de eş olduğunuzu belli etmeniz gerekiyor.

Mutlu çocuk, mutlu aile, mutlu karı-koca ilişkisi için belki de her bireyin kendi rollerini doğru yerde kullanması yeterli olacaktır.


Aile Danışmanı Hümeyra YILDIZ’ın yazıları için tıklayınız…