Ergenlik Döneminin Özellikleri ve Anne Baba Tutumları

Ergenlik, çocukluk ile erişkinlik arasında bir geçiş dönemi olarak tanımlanır. 12 ile 23 yaşları içerisinde, gencin erişkin bir kişi olmasına kadar geçen süreyi kapsar.

Ergenlik Döneminin Özellikleri

  • Ergenlik döneminin tipik özelliği ‘fırtınalı’ ve ‘stresli’ olmasıdır.
  • Ergenlik dönemi, seçim yapabilme yeteneğinin geliştiği bir aşamadır. Aristo, 21 yaşına doğru gençlerde kendi kendine karar verebilme becerisinin geliştiğini bildirmiştir.
  • Beden imajı algısı, erinlik döneminde özümlenmesi gereken kritik bir psikolojik olgudur. Nasıl göründüğü ile ilgili olumlu beden imajının yerleşmesi, olumlu benlik kavramı ve benlik saygısı ile birlikte oluşur. Bu durum gencin arkadaş ilişkilerini geliştirmesini, kendini daha özgür hissetmesini ve başarılı algılamasını sağlar.
  • Ergenlikte, kendine has özellikleri olan ben merkezci düşünce hakimdir. Ergen sürekli olarak çevredeki kişiler tarafından izlendiği düşüncesindedir.
  • Ergen, ‘hayali seyirci’leri olduğu ve tüm dikkatin kendi üzerinde toplandığı inancındadır. Bu durum ergen için önemli bir problem haline dönüşebilir.
  • Ergenlikte uzun süre ayna karşısında vakit geçirme gibi davranışlara sıkça rastlanır. Sanki ergenin kendisi ‘yıldız’dır ve herkes onunla ilgilenmektedir. O, merkezdeki kişi konumunda bulunan, herkesin ilgi odağı olan kişidir.
  • Ergenlikte benlik bilinci artmış, narsistik eğilimlerle acımasız özeleştiriler birlikte görülür olmuştur.
  • Ergenlikteki benmerkezci düşüncenin bir diğer uzantısı ‘kişisel hikaye’lerdir.
  • Ergenlerin genel kanaati, kendilerini hiç kimsenin anlayamayacağı görüşüdür. Onların neler hissettiklerini ne annelerinin ne de kardeşlerinin anlaması mümkündür. Duyguları ve düşleri biriciktir ve şimdiye kadar hiçbir kişi onun gibi sevmemiş veya nefret etmemiştir.
  • Ergenlerin soyut düşünce tarzı ile düşünce alemi gerçeklerden oldukça uzaklaşmış gibi görünür. Kazalar, hastalıklar gibi olumsuz rastlantıların ergenlere ulaşması mümkün değilmiş gibi kendilerini olumsuzluklara karşı bağışıklı görürler.
  • Ergen, kişisel yapılanımdaki zenginleşme nedeniyle akıl yürütme becerisini geliştirmiştir. Bu nedenle, büyüklerin istekleri ve beklentilerine karşı muhakeme becerisi de artmıştır.
  • Disiplin konusu sorun olabilir. Ailenin belirttiği kurallara eleştiriler yöneltebilir. Ebeveynin koyduğu kurallar sorgulanır hale gelmiştir.
  • Ergenin idealizm yüklü düşünce yapısı ebeveyn ile olan ilişkilerine yansır. Anne-babalarında ideal olan ölçüleri aramaktadırlar ve bu süreçte anne – babanın beklentilerini ve isteklerini de sorgulamaya başlamışlardır. “Arkadaşlarımla konuşmama karışıyor. Bu davranışının nedenini anlayamıyorum” şeklindeki yakınmalarda artma görülür.
  • Ergenlerde ‘bağımsızlık arzusu’ ile birlikte ‘sorumluluk anlayışı’ da vardır. Ancak bu iki olgu ebeveynde zaman zaman şaşkınlık ve çatışmaya sebep olur.
  • Genellikle ailenin gösterdiği zorlayıcı davranışların altında, genci daha fazla kontrol altına alma isteği vardır. Böyle durumlarda hararetli konuşmalar olur. Aile bu noktada ergenler için engelleyici bireyleri olan bir kurum olarak görülür.
  • Özgürlük isteğinin ön plana çıktığı ergenlikte, gençler kendi davranışlarını kontrol etme şansının kendilerine ait olduğu inancındadırlar. Bu nedenle özgürlük alanlarını zorlarlar. Bu noktada, erişkinlerin akıl ve sezgileriyle ergenlerin olgun karar verebileceklerine inandıkları alanlarda onlara özerklik tanımaları, zamanla da bu alanları geliştirmeleri en yararlı yaklaşımdır.
  • Akranlarla birlikte olma ve onlarla arkadaşlık etme; ergenin kendisini tanıması, başkalarının kendisini nasıl algıladığını fark etmesi ve akranları arasında göreceli olarak kendi konumunu algılaması açısından ergenin sosyal gelişimine önemli katkıda bulunur. Ergenlikle birlikte akranlarla beraber olma arzusu artar ve birlikte geçirilen zamanlarda önemli bir artış olur. Bu durum uzun süreli telefon konuşmaları ile de kendini gösterir.
  • Ergenlikte popüler olma arzusu belirginleşir. Akranları tarafından kabul edilme, zamanı birlikte paylaşma, istenme ve aranma gibi özlemler hakimdir. Akranlar arasında ilgi odağı olmak adına ergenler, bazen ilginç kıyafet giyip değişik davranışlarda bulunabilirler.
  • Ergenin öfke durumu ile başa çıkması için duygularını tanıması en önemli koşuldur. Ergen, kendi duygu dünyası içinde duyguları, öfkesi ile farkındalık kazandığı noktada kontrol mekanizmalarını kullanabilir. Ayrıca bu duyguyu bastırmasına gerek kalmayacaktır. Bastırılan öfke daha sonra güçlü ve kontrolü daha zor bir şekilde patlayarak ortaya çıkar. Bastırma mekanizması, öfke duygusunun saldırganlık şeklinde ortaya çıkmasını da tetikleyici bir durumdur. Dışa vurulan şiddetli öfke, ergenlerin sosyal beceri yeteneğinde de zafiyet yaratır.

Ergenlik Sürecinde Anne-Baba Tutumu Nasıl Olmalı?

  • Bu dönemde ergene yapılabilecek en etkin yardım; onun sevildiğini, anlaşıldığını, kabul edildiğini, fark edildiğini, gerekli olduğunu, önemli olduğunu, ona bağımsızlık ve sorumluluk verildiğini ona vurgulamak ve anlatabilmektir.
  • Aile denetleyici olmalı fakat bunu yaparken baskıcı olmamalıdır. Denetim, kişiliği olumsuz açıdan etkilemezken; baskı ergen kişiliğini olumsuz yönde etkileyen bir değişken olarak değerlendirilmiştir. O sebeple onun hayatının her alanına dahil olmaktan ziyade, istediği zamanlarda ona alan bırakmak da önemlidir.
  • Anne- baba çocuğu ile konuşmak için zemin oluşturmalı, onu anlamak için dinlemelidir. Yıkıcı eleştirilerde bulunmaktan ziyade yapıcı eleştiriler yapmalıdır. (Örneğin; sen hep böyle yapıyorsun zaten, neyi doğru yapıyorsun ki… gibi söylemler yerine “Bunu şu şekilde yaparsak daha iyi bir sonuç alabiliriz.” diyerek rehberlik edici bir yaklaşımda bulunmak aradaki iletişimi daha sağlıklı kılabilir.)
  • Ergenin ilgi duyduğu konu hakkında anne-babanın bilgisi yoksa bu konuda araştırmacı olup konuyu öğrenmesi ve çocuğuyla ilgi duyduğu konu hakkında konuşabilmesi, ortak bir zeminde buluşmalarını sağlayacaktır. (Örneğin; sevdiği bir şarkıcının şarkılarını birlikte dinlemek veya bahsettiği bir sosyal medya sitesi hakkında bilgiye sahip olup o konuda konuşmak faydalı olabilir.) Tabi aile, ergenin her bildiğini bilmek zorunda değildir. Önemli olan, onun ilgi alanlarını bilmek ve buna saygı göstermektir.
  • Bu süreçte akranlarla birlikte olma durumu önem kazandığından ebeveynin onun arkadaşları ile tanışması, birlikte vakit geçirebilmeleri için evde buluşmalarına uygun ortam oluşturması, kimlerle ve nasıl vakit geçirdiğini bilmesi hem “Sana ve çevrene önem veriyorum.” mesajı verecektir hem de ailenin endişelerini azaltacaktır.
  • Gerekli önlemleri aldıktan sonra ergenin mahremiyet alanlarına saygı gösterilmesi, birey olma sürecinde yavaş yavaş bağımsızlığını kazanmasına ve doğru sınırlar çizebilmesine yardımcı olacaktır.
  • Aile içinde bazı kararlar alınması gerektiğinde; ebeveynin, çocuğunun da duygu ve düşüncelerini ifade edebilmesine fırsat vermesi ve ebeveyn olarak kendi beklentilerini, duygularını, sınırlarını, esnetilebilecek noktalarını konuşması ve ortak bir paydada buluşmaya çalışması uzlaşmayı kolaylaştıracaktır.

Psikolog Kübra DURSUN’un yazıları için tıklayınız…