No menu items!

Tüm Zamanlarda Geçerli En Değerli Tablolar

Tavsiye Yazılar

Sanat eserleri her geçen gün değerlerini daha da artırıyorlar. Birçok sanat eseri, sanatçı öldükten sonra bile değerini kat be kat artırıyor ki yaşadıkları dönemde bu eserlerin değerleri anlaşılmıyor. Şimdiye kadarki en değerli tablolar ve maddi değerlerini sizler için derledik.

Paul Cezanne – The Card Players (İskambil Oynayanlar, T. 1892-1893)

Modern Sanatın babası olarak anılmaktadır. Empresyonizm ile kübizm arasında köprü oluşturmuştur. Eserlerini nadiren sergilemiş ve sakin bir hayat sürmüştür. İskambil oynayanlar tablosu 5 seriden oluşmaktadır. Modellerse sıradan insanlardı. İlk seride beş kişi bulunurken sonraki serilerde bu sayı gittikçe düştü. Son üç resminde ise bu sayı hep iki olarak kaldı. Bu eser ise 2011 yılında tam 268 milyon dolara satılarak en değerli tablo olmuştur.

Pablo Picasso – Women of Algiers (Cezayirli Kadınlar, 1955)

Kübizm akımının öncüsü dahi ressam Picasso’nun elinden çıkmış olan bu eser, 2015 yılında 179,3 milyon dolara alıcı buldu. Picasso bu çalışmayı çok sevdiği arkadaşı Henri Matisse’in ölümü üzerine ve onun anısına yaptı. Cezayirli kadınlar tablosu 15 seriden oluşmaktadır. Son resim (version “o”) ise resim sanat tarihinin başyapıtı olarak gösterilmektedir.

Paul Gauguin – Nafea Faa Ipoipo (Ne Zaman Evleneceksin, T. 1892)

Tüm Zamanlarda Geçerli En Değerli Tablolar

Fransız ressam Paul Gauguin eseridir. Hobi olarak resim yapan Gauguin ilerleyen dönemlerde tüm zamanını resme ayırmıştır. 1886 yılında Van Gogh’la tanıştı. Van Gogh ile tanışması Gauguin‘in resme ve dünyaya bakışını değiştirdi. Van Gogh‘un psikolojik problemler yaşadıktan sonra Gauguin‘i öldürmek istemesi sebebiyle yanından ayrıldı. İçinde bulunduğu ortamın ve medeniyetin samimi olmadığı düşüncesiyle Paris’i terk ederek Tahiti’ye yerleşti. Bu dönemde en güçlü eserlerini verdi. (Tahiti’de yapmış olduğu tabloların çoğunda Tahiti’de evlendiği Annah’ı model olarak kullanmıştır). Nafea Faa Ipoipo adlı eserini de burada meydana getirdi. Eser 2015 yılında 300 milyon dolara satıldığı söylenerek gelmiş geçmiş en pahalı tablo olarak belirlenmişti. Ancak açık arttırma ile ilgili bir dava sonucunda eserin 210 milyon dolara satıldığı tespit edilerek bu unvan elinden alındı.

Gustav Klimt – Portrait of Adele Bloch-Bauer I ( Adele Bloch-Bauer’in Portresi I, T. 1907)

Tüm Zamanlarda Geçerli En Değerli Tablolar

Sembolist ressam Klimt’in üç yılını adayarak tüm tablolar ve çalışmalar arasında en çok özen gösterdiği eseridir. Ayrıca tablodaki model ile platonik bir ilişkileri olduğu söylentileri var. Eser 2006 yılında New York’ta 135 milyon dolara satıldı.

Jackson Pollock – No.5 (1948)

Jackson Pollock - No.5 (1948)

20. yüzyılın en önemli sanatçılarından ve soyut dışavurumculuk akımının önde gelen temsilcilerinden olan Pollock’ un bu önemli eseri 2006 yılında 161 milyon dolara alıcı bulmuştur. Eserlerinde damlatma tekniği kullanır.

Willem de Kooning – Woman III (Kadın III, T. 1953)

Tüm Zamanlarda Geçerli En Değerli Tablolar

Bir diğer soyut dışavurumcu olan Kooning, Woman III isimli eserini 1953 yılında yapmış ve tablo 2006 yılında 158 milyon dolara satılmıştır.

Vincent Van Gogh – Portrait of Dr. Gachet ( Dr. Paul Gachet’nin Portresi, T. 1890)

Tüm Zamanlarda Geçerli En Değerli Tablolar

37 yıllık yaşantısı ile resim tarihine damga vurmuş dahi bir hastadır Van Gogh. Bilinmezlerle dolu yaşamı ve kendi içindeki çatışmaları araştırmacıların her zaman ilgisini çekmiştir. Bipolar bozukluk ve şizofreni tedavisi gören Van Gogh son döneminde tedavi gördüğü doktoru resmetti. İlerleyen dönemlerde dostluk bağı kurduğu doktorun da kendisi kadar sorunlu olduğunu düşünüyordu. 1890 yılının haziran ayında, ölmeden 2 ay önce yaptığı bu eser 82 milyon dolara satılsa da eserin bugünkü değeri 148 milyon dolardır.

Edvard Munch – The Scream (Çığlık, T. 1895)

Tüm Zamanlarda Geçerli En Değerli Tablolar

Günümüzde dahi en meşhur tablolar arasında olan bu eşsiz eser 2012 yılında 121 milyon dolara satılmıştır. Sanat tarihinin en ikonik eserlerinden birisidir. Dört farklı versiyonu bulunmaktadır. Dışavurumculuk akımının ikonlarından biri olan “Çığlık” resminde Edvard Munch kendi tecrübelerinden faydalandığı görülmektedir.

“Bir gün iki arkadaşımla yolda yürüyordum ve güneş batmak üzereydi. Birden gökyüzü kan kırmızı oluverdi. Durup köprünün demirlerine yaslandım. Konuşamayacak kadar yorgun hissettim o an. Kırmızının tonları mavi ve siyah karışımı fiyordu dolduruyordu. Arkadaşlarım yürümeye devam ettiler, ancak ben olduğum yerde kalakaldım. O anda doğanın inanılmaz bir sesle çığlık attığını duydum.” Munch, geçirdiği trajik çocukluğundan kalma atakları bulunmaktaydı. Sanat hayatına da bu atakları aktardı.

Yeni İçerikler

Kayısı Kurutma ve Kükürtleme İşlemleri

Bilinçli bir tüketici olmak adına keyifle okuyacağınız yazı... En çok tüketilen kuru meyvelerden olan kayısı hakkında birçok şeyi okuyunca keşfedeceksiniz. Yazı dizisinin ikinci bölümüyle sizi baş başa bırakıyoruz...

Benzer İçerikler