“Pardon ama egonuz benim egoma basıyor. Sanırım sizin egonuz, sınırları sınamaya çalışıyor. Lütfen çekin egonuzu üzerimden!” diye bir başlangıç yapmak istiyorum. Çünkü buna çok ihtiyaç duyuyorum. Kendine güvenen bireyler; benliği güçlü bireyler olacakken ipin ucunu kaçırıyor ve bencil, narsist kişiliklere dönüşüveriyor.

Yaşam bir hikayeden ibaret ve herkesin bir hikayesi var demiştik. (“Hayatımı Yazsam Roman Olur” adlı önceki yazımı okuyabilirsiniz.) Hikaye bu ya ilişkilerde bitmeyen bir çatışma, sürekli devam eden bir çekişme var. Danışanlarım anlatıyor: “Sosyal medya bizim için bir kabus! Eşim beni kısıtladıkça ben de onu kısıtlıyorum. O benim arkadaş listeme müdahale ederken ben onun beğenide bulunduğu (kullanılan tabir: Layklamak) kişileri engelliyorum. Tabii sosyal medya ile başlayan bu çekişme günlük ilişkide de sürüp gidiyor; aileleri “aile” ve “birlikte” olmaktan alıkoyuyor.Maalesef ki soluğu benim yanımda alıyorlar. Peki burada nasıl bir ego savaşı var fark ediyor musunuz?

“Sana ve yaşantına müdahale edecek, seni yönetecek kadar egoistim; çünkü benliğim bencil olacak kadar güçlü(!)”

Oysa göz ardı edilen bir ayrıntı var: Benliği güçlü olan bireyler kendine yetebildiği gibi başkalarını yönetmek yerine duygularını ve kısıtlılıklarını yönetebiliyor. Örneğin: Kadın, İnstagram’da eşinin başka bir kadının resmini beğenmesinden duyduğu rahatsızlığın altında yatan nedenleri bulmaya çalışıyor ve kıskançlık duygusu ile baş etmek için strateji geliştiriyor. Diğer yandan bencil olan birey ise şöyle diyor: “Neden ben kendimle çalışayım, kendimi değiştireyim ki? O değişsin ve artık kimsenin resmini beğenmesin.” Hal böyle olunca ilişkiler bir dansa değil de yarışa dönüşüyor. Kim kime ne kadar hükmeder? Kim kimi ne kadar yöneterek egosunun hegemonyasını kabul ettirir çabası öne çıkıyor. İlişkiler çıkmaza, sevgiler öfkeye, övgüler sövgüye dönüşüyor bir anda…

Bana kalırsa: “Pardon ama egonuz başkasının egosuna basmasın! Egonuz başka bir egonun kıta sahanlığına girdiği an çalan alarmlara kulak verip geri çekilsin. Kendi sınırları içerisinde, kendi kendisiyle barışık olmayı bilsin. Bu sayede yarışı, kazanmayı ve kaybetmeyi kendi dünyasında halledebilsin. Tabi ortada bir yarış varsa… Yaşamın, diğerlerini yönetmek değil kendi duygularını yönetmek olduğunu, sevdiği bir yemek gibi sindirebilsin ve o yemekten aldığı lezzeti yaşam boyu damağında tutabilsin…

Uzman Psikolog Münire POLAT

Çocuk ve Aile Danışmanı, Hipnoterapist, Bilişsel Davranışçı Terapist ve Oyun Terapisti olarak çalışmaktadır. Devamını gör...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

sixteen − 2 =