Tüm evreni doğal olarak biz yaşayanları da oluşturan en küçük yapı taşı olan atom, içerisinde  muazzam bir enerji saklamaktadır. Malesef bu enerjiyi insanlar hem iyi hem de kötü amaçlar için kullanmışlardır. İyi olanı atomdan çıkan yüksek miktarda enerjiyi elektrik enerjisine çevirmek ve ülkelerin bu alandaki ihtiyaçlarını karşılamaktır. Kötü tarafı ise bu enerji sayesinde çok güçlü bombalar yapmaktır. Bu yazımızda bu bombaların türlerine göz atacağız. (Ölümcül)

Ülkelerin birbirlerine karşı üstün olma çabası silahlanmanın gelişmesine yol açmıştır. Bu anlamda oluşan en güçlü silah çeşidi kuşkusuz nükleer silahlardır. Nükleer silahlar kitle imha silahı olarak kullanılıp yıkım gücü ile ön plana çıkmaktadır. Nükleer silahları kısaca incelersek üç farklı silaha değinmemiz gerekecek.  (Ölümcül)

ATOM BOMBASI

Bilim insanları önce atomu parçalamayı başarmış ve bu parçalanma sonucunda yüksek miktarda bir enerji açığa çıktığını  gözlemlemişlerdir.Atom bombasında kullanılan elemntler Uranyum 235 ve Plütonyum 239 dur.  Ağır bir radyoaktif elementin çekirdeğinin parçalanarak daha hafif iki çekirdeğe dönüşmesine fisyon adı verilmektedir. Radyoaktif bir element olan Uranyuma nötronlar gönderilerek Uranyum çekirdeği parçalanmıştır. Bu durum Uranyumun kararsız hale geçmesine ve ilk fisyon(ayrışma) tepkimesine sebebiyet vermiştir. Bundan sonra ortama yayılan nötronlar uranyum çekirdeklerine çarparak fisyonu her atom çekirdeğinde gerçekleştirene kadar devam eder. Atom bombasının temelinde de atomların parçalanarak zincirleme bir reaksiyon oluşturması yatmaktadır. Zincirleme reaksiyon yeteneği bulunan tek atom Uranyum 235 tir. Yani Doğada bulunan Uranyum 238 in izotopudur. Bunu elde etmek içinse uranyum zenginleştirme çalışmaları  yapılmaktadır. Atom bombası için temel unsurlar kritik kütle ve kritik hacimdir. Bu tepkimenin gerçekleşmesi için gerekli en az kütle ve hacimi ifade eder. Atom bombalarında kritik kütleyi sağlayacak kadar malzeme konur ama bu malzeme öyle bir yerleştirilir ki kritik hacim sağlanamaz ve böylece bomba güvenli bir şekilde taşınabilir. Patlaması için ise fünye olarak dinamit kullanılarak ateşleme yapılır ve dağınık nükleer malzeme bir araya gelerek kritik hacme ulaşır. Bunun akabinde nötron kaynağından çıkan nötronlar salınarak uranyum atomlarını parçalar ve zincirleme reaksiyon ile patlama gerçekleşir.

Tarihin bu konudaki en somut örneği elbette 2. Dünya Savaşı’ nda ABD’ nin Japonya’ ya attığı bombalardır. Yüzbinlerce insanın ölümünün yanı sıra inanılmaz yıkım gücü Amerika’ nın ne denli bir güce dönüştüğünün kanıtı niteliğindedir. Ayrıca yayılan radyasyon ile birçok çocuk ölmüş ve çoğu bebek genetik bozukluk ile doğmuştur.

HİDROJEN BOMBASI

Atom bombasının gücünü katlayabilecek bir bomba varsa o da hidrojen bombasıdır. Termonükleer, yani yüksek miktarda ısı alarak gerçekleşen tepkimedir. Farklı olarak, atom ağırlıkları küçük olan iki elementin birleşerek reaksiyona girmesidir. Bu da füzyon olarak adlandırılır. Kullanılan element ise Hidrojendir. İki hidrojenin birleştirlerek Helyuma dönüşmesi sonucu oluşur. Hidorjen bombasının farkı yüksek miktarda ısı ile patlama yapmasıdır. Bu da bir atom bombası patlatılarak sağlanır. Güneşte meydana gelen tepkimeler ile aynıdır. Termonükleer bombalar radyasyon yaymazlar sadece bu bombanın etkili olması için kullanılan atom bombasından radyasyon yayılır.

ABD tarafından denenen Hidrojen bombası Japonya’ ya atılan bombaların yaklaşık 1000 katı gücündedir. Sovyetler daha fazla miktarda hidrojen bombası kullanmış ve yaklaşık 3800 kat daha güçlü bir patlama gerçekleştirmiştir.

NÖTRON BOMBASI

Diğer bombaların yıkıcı etkilerine rağmen bu bomba, yaydığı çok yüksek miktarda radyasyon ile tam manasıyla ölümcül bir silahtır. Nötron bombası; atom ve hidrojen bombasına göre daha az patlama gücüne sahiptir. Binalara veya çevrede bulunan cansız varlıklara zarar vermez ancak çarptıkları cisimleri gama ışını saçar hale getirdiğinden birer mini bombaya dönüştürür. Bu miktar atom bombasından çok daha fazladır. Patlamanın olduğu bölgedeki insanlar radyasyon ışımasına maruz kalarak korkunç acılar içinde ölürler. 700 metreye yakın insanlar bedensel ve düşünsel aktivitelerini anında yitirip en geç iki gün içinde ölürler. 900 metre yakındaki insanlar 2-6 gün içinde ışınların etkisiyle ölür. 1200 metredeki insanlar önce zehirlenme belirtileri gösterir ve 2-3 hafta içinde hayatını yitirir. 1400 metre mesafedeki insanların belli bir kısmı ışıma hastalığı sonucunda ölür, kalanlar ise kanser gibi rahatsızlıklarla karşılaşır. 2000 metre uzaktaki kişilerin genlerinde mutasyon gerçekleşir ve bu ömür boyu sürebilir. Tüm bu etkiler 1 kilotonluk bir bomba ile gerçekleşir ve tabiki bu miktar çok daha fazla artabilir bu da etkinin boyutlarını çok fazla arttırabilmektedir.

Görüldüğü gibi 3. Dünya Savaşı’ nın çıkması durumunda ülkeler bu muazzam silahları kullanmakla dünyamızın yaşanılabilirliğini tehdit edebilirler. Bu durumun hiç bir zaman yaşanmamasını ümit ediyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

14 − 2 =