Dünden Bugüne Kadın – 2

Kadın tarihinde çok farklı kişilikler öne çıkmakla birlikte, yüklendiği anlamlar genel hatlarıyla maalesef olumlu bir çizgide değildir ve zaman içerisindeki dönüşümü pozitif yönde değişim göstermiştir. Bu yazımızda belli başlı öne çıkmış kadınlar hakkında kısa bilgiler sunmaya çalışacağız.

Apollon tapınağının öne çıkan öğelerinden biri Delphi tapınağının kahinleriydi. Bu kahinler genelde kadın olurdu. Rivayete göre sorusu olanlar, yüksek dağın tepesinde bir yarığın yanında oturan kadına sorular sorarlar, kendinden geçmiş bir halde olan kadın da sorulara cevap verirdi. Ünlü filozof Sokrates döneminde, Atinalı bir adam kahine dönemin en akıllı adamını sorduğunda, kahinden bu kişinin Sokrates olduğunu öğrenmişti.

Hypatia, Mısır’ın önemli filozoflarından biri olup babası da tanınmış büyük bir matematikçi olan Theon’du. İskenderiye’nin tanınmış simalarından olmasına rağmen Pagan olduğu gerekçesiyle, Hristiyanlığın belki de ilk bağnazları diyebileceğimiz kimselerce katledilmiştir. Hypatia, kadının felsefe alanında da başarılı olabileceğini kanıtlamış ve kadının öteki insan olmaktan kurtulmasına giden yolda önemli adımlar atmıştır.

Hypatia’nın katli her ne kadar Hristiyanlar elinden olsa da Hristiyanlıktaki belki yegane kadın sembolü Meryem Ana’dır. Hiçbir erkek ile münasebette bulunmadan Kutsal Ruh (Cebrail) aracılığıyla rahmine üflenen nefes ile İsa’ya hamile kalmış ve bu mucize ile de kutsal kabul edilmiştir. Kur’an’da bu hadise şu şekilde anlatılmaktadır:

“…16. Kitapta Meryem’i de an. Ailesinden ayrılıp doğu tarafında bir yere çekilmişti.

17. Kendisiyle onlar arasına bir perde çekmişti. Bu durumda ona Ruhumuzu gönderdik ve önünde mükemmel bir insan olarak biçimlendi.

18. “Senden Rahman’a sığınırım.” dedi, “Erdemliysen. . .”

19. Melek: “Ben, sana tertemiz bir erkek çocuğu vermek için görevlendirilmiş, Rabbinin bir elçisiyim.” dedi.

20. “Bana hiçbir insan eli değmemiş ve ben iffetsizlik etmemişken nasıl olur da bir oğlum olur?” dedi.

21. “Öyledir.” dedi, “Rabbin, ‘O iş bana kolaydır. Onu halk için bir işaret ve bizden bir rahmet kılacağız. Bu, artık kararlaştırılmış bir iştir.’ diyor.”

22. Ona gebe kalınca onunla uzak bir bölgeye çekildi.

23. Doğum sancısı onu bir hurma dalına kadar sürükledi. “Keşke bundan önce ölseydim, unutulsaydım.” dedi.

24. “Üzülme, Rabbin senin altında bir su arkı hazırlamıştır.” diye (ağacın) altından kendisine seslendi.

25. “Hurmanın dalını kendine doğru silkele, üzerine olgun hurmalar dökülsün.”…” (1)

Hristiyanlardaki teslis inancında Meryem Ana yer almasa da gizli bir tapım olduğunu söylemek zor değildir. Pagan ikon tapımının varyantları semavi(!) dinlerde kısmen de olsa varlığını sürdürmüştür. Bunun en güzel örneklerini Hristiyanlık içerisinde çok rahat görebilmekteyiz. İkon tapımı özellikle Protestanlar tarafından reddedilse de Katolik ve Ortodoks mezheplerinde oldukça yaygındır. Pagan kültüründen kalan önemli unsurlardan biri ve belki de en enteresan olanı Meryem Ana kültü’dür. Kadın’a gerçek manada erkekle eşit bir muamele söz konusu olmamakla birlikte Meryem Ana ulvi bir niteliğe bürünmüş ve yüceltilmiştir. Söz konusu bu yüceltmenin sebebi, Hristiyanlığın Anadolu’da yayıldığı süreçte Anadolu’da hala Kutsal Ana tapımının devam etmesidir. Olimpos dininde veya Kybele tapımında yer alan Kutsal Ana kültü, Meryem Ana’da belli başlı değişikliklere uğrayarak devam etmiştir. Kybele’nin Olimpos dinindeki karşılığı olan Artemis ile ilgili şu şiir konuya biraz daha açıklık getirecektir:

“Artemis’i övelim, Musa, okçu tanrının kız kardeşini,
Apollon’la birlikte büyümüştür, ok atan o kız oğlan kız,
Atlarına yoğun sazlı Meles ırmağında su içirir”
(2)

Bu şiirde iki husus önemlidir. Artemis’e “kız oğlan kız” denilerek bakireliğine vurgu yapılmaktadır. Hatırlanacağı üzere Meryem Ana için de “Kutsal Bakire” sıfatı kullanılmaktadır. Diğer bir husus da Artemis’in Meles ırmağında atlarına su içirmesi ile ilgilidir. Meles ırmağı, İzmir’de bulunan Pınarbaşı suyudur. Hristiyanların önemli hac yerlerinden biri olan, Meryem Ana’ya ait olduğu söylenen ev, Efes’e yakın bir mesafede yer almaktadır. Artemis’in yaşadığı coğrafya ve bazı özellikleri, Meryem Ana’ya yüklenerek tapımı renk değiştirmesine rağmen devam etmiştir.

Meryem Ana’yı bu kadar yücelten Hristiyanlık, özellikle Eski Ahit’e dayanarak ilk günahtan Havva’yı sorumlu tutar. Vaftiz’in temel nedeni burada yatar. İlk günah ile doğan çocuk vaftiz edilerek bu günahtan arınmış sayılır. Benzer şekilde kadını ilk günahın sorumlusu olarak tutan anlayış, tüm kötülüklerin merkezine kadını koyar ve özellikle Ortaçağ Avrupası’nda binlerce kadının cadılıkla suçlanması ve bir çoğunun yakılarak öldürülmesine sebebiyet verir. Kilise’nin kadın hakkındaki negatif bakışı cadı avının şiddetine yön vermiştir.

(1) – Meryem Suresi

(2) – Mitoloji Sözlüğü, Azra Erhat

Gelecek yazımızda Türkler’de ve İslamiyet’te kadın ve Hz. Fatıma’nın konumu üzerine yazmaya çalışacağız.

ALİ PURTAŞ