Hamilelik; biyolojik, psikolojik ve sosyal yönleri olan geçici bir dönemdir. Hamilelik sonrasında doğum gerçekleştiğinde evlatlık, annelik ve babalık gibi sosyal roller kazanılır. Doğum sonrası depresyon, bir anda gelişebilecek bir problem değildir. Anne adayının kocasıyla ilişki düzeyi ve kalitesi, anneliğe hazır oluş düzeyi, hamilelik sürecinde yaşananlar, anne adayının kendi çocukluk deneyimleri ve ebeveynleriyle ilişkileri gibi pek çok faktör bunda etkilidir. Özellikle eş ile olan ilişkiler ve yakın çevre desteği, doğumdan sonraki sürecin nasıl geçirileceğini belirlemede önemli etkenlerdir.

Doğum sonrası depresyon, sıklıkla rastlanabilen bir problemdir. Doğumdan sonraki ilk 4 hafta içinde başlayabilir. Kadınların gelecekte depresyon yaşama risklerini arttırdığı gibi çocukta da birtakım problemlere yol açabilir. Ayrıca anne ile bebek arasında kurulacak iletişimin gelişmesinde ciddi sorunlar oluşturur.

Peki Bu Sürecin Belirtileri Nelerdir?

  • Günün büyük kısmında üzgün ve çökkün bir duygu durumu
  • Çevresinde olup bitene ilgisizlik
  • Fazla ya da az uyuma
  • İştah azalması ya da artması
  • Uyuşuk ya da huzursuz olmak
  • Değersizlik hissi
  • Suçluluk duygusu
  • Dikkati toplamada güçlük çekme
  • Ölüm ve intihar düşünceleri

Bu belirtilerden bir kısmı doğum sonrasında belli bir süre devam ederse doğum sonrası depresyondan şüphe edilebilir.

Peki Neler Yapılabilir?

  • Anne baba adayları, hazır olduklarını hissettiklerinde (evlilik ilişkileri yönünden, sosyal ve ekonomik yönden hazır olmak vb.) çocuk sahibi olmaya karar vermelidirler.
  • Baba adayı, hamilelik sürecinde eşinin muhtemel duygu durumu değişikliklerine sabırla yaklaşmalıdır.
  • Hamileliğin beraberinde getirebileceği bazı zorluklarla (hareket etmekte güçlük, ilk üç ayda görülebilecek mide bulantıları, bebek için yapılması gereken hazırlıklar vb.) başa çıkmaya çalışılmalıdır.
  • Doğum sonrası dönemde ilk bir iki ay, uyum gösterilmesi gereken ve sorumluluklarla yüklü aylardır. Annenin bebeğe nasıl bakacağı ile ilgili kaygıları varsa baba bu sorumluluğu paylaşacaklarına dair teminat verecek şekilde, bebeğin bakımıyla olabildiğince yakından ilgilenmelidir.
  • Anne kendisini yorgun ve mutsuz hissettiğinde mümkünse baba, eğer çalışma şartları el vermiyorsa annenin kendisini yanlarında güvende ve huzurlu hissedebileceği aile üyeleri ya da arkadaşlarının destek vermesi sağlanmalıdır.
  • İlk kez anne olanlar ne kadar hazırlanırlarsa hazırlansınlar, bebeklerini kucaklarına aldıklarında ona hak ettiği bakımı verip veremeyecekleri konusunda şüphe yaşayabilirler. Anneanne ve babaanne gibi aile büyükleri, yeni anneyi yetersiz hissettirebilecek yorumlardan kaçınmalı, bir anne olarak verdiği kararlara saygı gösterebilmelidirler.
  • Yeni annenin gözünü korkutacak detaylar ya da hikâyeler yerine, onun “yeterince iyi bir anne” olmasını kolaylaştıracak özelliklerinin altını çizen konuşmalar yapılmalıdır.
  • Aile ya da arkadaşlar yeni annenin etrafını kuşatıp ona ve bebeğe sınırlı bir yaşam alanı bırakmak yerine, bazı durumlarda anne adayının yardım istemesine fırsat verilmelidir.

Uzman Pedagog Murat ACAR

Uzman Pedagog Murat ACAR

Çukurova Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi'nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra Eğitim Programlama ve Öğretimi ve Klinik Psikoloji alanlarında yüksek lisans yaptı. Şu anda Adana ve çevre illerde birçok kurum ve kuruluşa danışmanlık yapıp anne-baba eğitimleri vermektedir. Devamını gör...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

one + eight =