Çocuk Eğitiminde Disiplin, Ödül ve Ceza Nasıl Uygulanmalı?

Disiplin Nedir?

Disiplin ‘nasıl yapılacağını öğretmek’ demektir. Bağırmak, ceza vermek, dövmek ve aşağılamak gibi negatif yöntemlerin hiçbiri çocuğumuza ne yapması gerektiğini öğretmez. Aslında bu yöntemler çocuğa ne yapmaması gerektiğini de öğretmez. Bunlar çocuğa sadece neyi bizden gizli yapması gerektiğini öğretir.

Disiplinin üç temel amacı vardır. Bunlar:

  • Sevgi ve güven ilişkisini geliştirmek,
  • Benlik değerinin temelini atmak,
  • Başkalarını anlayarak ve onların kişiliklerine saygı göstererek model görevini gerçekleştirmek.

Disiplin denince aklına ‘dayak ve zor kullanma’ gelen ailelerin çocuklarında bırakacakları etkiler şunlardır:

  • Aileye karşı kızgınlık, öfke ve korku duygularının gelişmesine yol açarlar,
  • Saldırgan olmayı ve sorunlarını şiddet yoluyla çözmeyi öğretirler,
  • Zayıf vicdan ve ahlak gelişimine sebep olurlar,

Ödül Nedir?

İstenilen bir davranışın ortaya çıkması neticesinde o davranışın kalıcı olmasını istediğimiz için verdiğimiz bir uyarıcı veya hediyedir. Manevi ödüller maddi ödüllerden daha etkilidir. Davranış öncesinde verilecek şey söylenmemelidir. Bu rüşvete girer.

0-4 Yaş: Bu dönemin ödülleri; sevme, sarılma, okşama, kucağa alma, öpme, onunla ilgilenme, gezdirme, gülme, masaj yapma, basit oyunlar oynama, onunla vakit geçirme…

4-7 Yaş: Bu dönem, çocuğun en meraklı olduğu ve en çok soru sorduğu dönemdir. Dolayısıyla bu dönemde çocukla vakit geçirmek, onunla oyun oynamak, başını okşamak, gülümsemek, aferin demek, sarılmak, seveceği sorumluluklar vermek, seveceği şeyler öğretmek, onu alkışlamak, takdir etmek ve onunla parka gitmek en büyük ödüllerdir. Örneğin; yerde gördüğü bir çöpü alıp çöp kovasına attığında tebessüm edip onu alkışlamak ve “Harikasın, çöpler yerde değil çöp kovasında olmalı, onu alıp çöp kovasına attığın için teşekkür ederim, bu çok güzel bir davranış, aferin sana…” tarzında motive edici cümleler kurmak davranışın devamı için çok önemli bir katkı sağlayacaktır.

7 Yaş ve Üstü:  Bu dönemde çocuk artık akademik öğrenime başlamış ve başarı onun hayatında önemli bir yer kaplamaya başlamıştır. Dolayısıyla bu dönemde çocuğu en fazla motive eden şey, yeni şeyler öğrenmek/keşfetmek ve başarı duygusudur. Bu dönemde çocuğu bol bol takdir etmek, ona sürekli ceza vermek yerine öğrenme yöntemini öğrenip onu pekiştirmek; seveceği spor, dans ve oyun gibi faaliyetlere yönlendirmek; arkadaşları ile güvenli çerçevede vakit geçirmesine imkan sağlamak, bağımsız hareket etmesine imkan sağlamak, arkadaşlarını eve davet etmek, birlikte alışveriş yapmak, birlikte yemek/pasta/kurabiye vs. yapmak (mutfakta eğlenceli vakit geçirmesini sağlamak), ödevlerini oyun oynayarak yaptırmak ve sevdiği yerlere götürmek en büyük ödüllerdir.

Çocuğa her zaman manevi ödül vermek bir süre sonra çocukta insanlara karşı aşırı beklentiye sebep olabilir, yani çocuk her yaptığı şeyde takdir edilmek isteyebilir. Bunun olmaması için, davranış çocukta alışkanlık haline gelene kadar dağınık pekiştirme uygulanmalıdır. Dağınık pekiştirme; çocuğa yaptığı her doğru davranışa değil, aynı davranışın değişik aralıklarla belli kısmına ödül verilmesidir. Çöpü alıp çöp kovasına her attığında değil, 3 defa yaptığında çocuğa bir kere aferin demek gibi. Yine de her yaptığında gülümsemek ve onaylamak da davranışın devamı için elbette ki gereklidir. Aksi takdirde davranış bir süre sonra sönebilir. Önemli olan, doğru zamanda ve doğru şekilde ödüllendirmektir.

Ceza Nedir?

İstenmeyen davranışın tekrar edilmemesi adına verilen bir uyarıcıdır. Ancak ne yazık ki ceza, bir yetişkinin kendinden güçsüz olan bir çocuğa, hoşuna gitmeyen bir tutumundan dolayı uyguladığı acı verici davranış oluyor. Çünkü ebeveynlerin zihin şeması şu: “Çocuklar acı çekmezlerse ya da korkmazlarsa doğru davranışta bulunamazlar ve doğruyu öğrenemezler.” Bu bağlamda ceza; uygulanan kişide intikam, kin ve nefret gibi duygular oluşturur. Bu hislerle büyüyen bir çocuk, çocukluk yıllarından başlayarak öfkeli ve tepkisel olur. Ceza alan çocuk öğrenmez, sadece an’ı kurtarmış olursunuz. Ceza alan çocuk ya korktuğu için ebeveynine uyum sağlar ya da kendini değersiz hissettiği için olumsuz davranışına ara verir. Bu durumda çocuk disipline edilmiş olmaz, yalnızca baskılanmış olur. 

Biz Ne Yapıyoruz? (Model Olma)

Bir çocuğa disiplinli bir yaşam tarzı aşılamanın yegane yolu, o yaşam tarzını bizim yaşıyor olmamızdır.

  • Eğer çocuğumuzu dövüyorsak, onun başkasına vurmamasını isteyemeyiz.
  • Eğer kızdığımızda bağırıp küfür ediyor, saygısızlaşıyorsak; birine salak dediğinde çocuğumuzu, ağzına acı biber sürmekle tehdit edemeyiz.
  • Eğer erken kalkmakta güçlük çekiyorsak çocuğumuzdan okul saati gelmeden kendi kendine uyanmasını isteyemeyiz.
  • Eğer bizler işten güçten dert yanıp tatil günlerini iple çekiyorsak çocuğumuzdan okulu sevmesini, ödev yapmaya bayılmasını, tatili beklememesini isteyemeyiz.
  • Eğer bizler zamanımızı televizyonla, bilgisayar ve telefonla boşa geçiriyorsak, çocuğumuzdan boş zamanlarında kitap okumasını bekleyemeyiz.

Nelere Dikkat Edilmeli?

Ödül ve ceza uygulanırken ailede tutarlılık olmalı ve annenin cezalandırdığı davranışı baba ödüllendirmemelidir. Örneğin; çocuk küfür ettiğinde anne çocuğa kızıyor ve azarlıyor ama babası “Aferin oğluma büyümüşte küfür ediyor.” şeklinde bir tepki gösteriyorsa çocuk hangi davranışın doğru olduğunu ayırt edemez ve duruma göre hareket eder. Sadece annesinin yanında küfür etmez. Ama ebeveynlerde tutarlılık olursa ve aynı duruma farklı tutumlar sergilemezlerse çocuk hangi davranışın yanlış olduğunu bilir ve çelişki yaşamaz.

  • Çocuğumuz yemek yerken yere döktüğünde ona bağırmak yerine döktüklerini nasıl temizleyeceğini öğretebiliriz.
  • Çocuğumuz ödevini yapmayıp televizyon izlemeyi seçtiğinde, okula gidip düşük bir not almasını, dolayısıyla tercihinin sonucunu yaşamasını bekleyebiliriz.
  • Çocuğumuz duvarı karaladığında, söylenip durmaktansa duvarı silme görevini üstlenmesini sağlayabiliriz.
  • Çocuğumuz kardeşine vurduğunda, ona vurarak vurmamayı tembihlemek yerine öfkelendiğinde vurabileceği bir yastığa yönlendirebiliriz.

Ceza Vermeyip Ne Yapacağız?

Uyarmak:  Çocukların ilk yaptığı hata eğer çok büyük sonuç doğurmayacak şekildeyse, çocuğu uyarmakla yetinmeliyiz.

Konuşmak: Yapılan hatanın şiddeti artmış ise ya da tekrarlayan bir hataysa, yaşına uygun bir şekilde bu durumun hatalı olduğunu, doğrusunun ne olduğunu ve bu davranışının tekrarı halinde zararının neler olabileceğini çocuğumuzla konuşmalıyız.

İşe Yaramıyorsa Bedel Ödetilmeli!

Müeyyide                                                                                         

Müeyyide, yapılan işin tabii sonucudur. Her şeyin kendine ait artı veya eksi, olumlu veya olumsuz bir sonucu vardır. Mesela çocuğunuz bir kedinin kuyruğunu çektiğinde o kedi çocuğunuza bir pati atar. Bu, çocuğun canını acıtacaktır, işte kuyruk çekme davranışının sonucu budur. Bu bir müeyyidedir. Çocuk kedinin kuyruğunu çektiğinde anne gelip çocuğa pat diye vursa, bu bir cezadır. İstediğimiz tepkisel davranış bu değildir. Müeyyidenin ilgili davranışla bir bağlantısı olmalıdır.

Anne ve çocuk evde birlikteler, çocuk elindeki oyuncağı yere fırlatır ve kırar. Anne, “Demek oyuncağını kırdın, ben de sana akşam söz verdiğim dondurmayı vermeyeceğim.” der. Bu bir cezadır çünkü dondurma ile oyuncağın kırılması arasında hiçbir bağlantı yoktur. “Evet, sen oyuncağını attın ve kırdın, bundan sonra aynı oyuncaktan almayacağım. Ya böyle kullanacaksın ya da bu oyuncağından mahrum kalacaksın.” Bu bir müeyyidedir.

Çocuk 3 yaşında, evde oyuncaklarıyla oynuyor. Komşuya gideceğiz, “Hadi evladım, oyuncaklarını topla, komşuya gidelim.” dediniz. Çocuk oyalanıyor, kem küm ediyor ve hala oyuncaklarını toplamıyor. “Bak oyuncaklarını ben topluyorum ama arkadaşlarına gitmiyoruz.” cezadır. “Bak istediğimiz şekilde oyuncaklarını toplamadın, o zaman ben bunları topluyorum, oyuncaklarını 15 gün kaldırıyorum, 15 gün oyuncaklarınla oynamayacaksın.” Bu bir müeyyidedir.