Dimitri Mendeleyev

Hayatı

8 Şubat 1834’te çok çocuklu bir ailenin en küçüğü olarak Sibirya’nın Tobolsk bölgesinde doğdu. Öğretmen olan babası, Mendeleyev, daha çok küçük yaşlardayken, gözlerini kaybetti. Bu yüzden Mendeleyev’in çocukluğu oldukça sıkıntı içinde geçti. Babasının işini yitirmesi üzerine, ailenin geçimi annenin omuzlarına yüklendi. Ne yazık ki 1849 yılında, Mendeleyev okulunu bitirirken iki büyük acıyla karşılaştı. Önce babasını kaybetti, ardından da annesinin iş yeri bir yangında yok oldu.

16 yaşındayken Rusya’nın başkenti olan Saint Petersburg’a taşındı. Geçmişte babasının ilişkileri olduğu kolejde kendisine eğitim fırsatı sunuldu. Parlak bir öğrenci olan Mendeleyev, kendisine tanınan tüm olanaklardan en iyi biçimde yararlandı ve üstün bir dereceyle okulunu bitirdi. Lisansüstü eğitim yapmak için Fransa ve Almanya’ya gitti. 1866 yılında, saygın bir kimyacı olarak ülkesine döndü, eski üniversitesine profesör olarak atandı. Okutulmakta olan ders kitaplarını yetersiz bulduğu için, 1870 yılında, günümüzde büyük klasikler arasında yer alan kitabını, “Kimyanın ilkeleri”ni yazdı.

Mendeleyev, 1890’a kadar öğretmenlik görevini ifa etti. Öğretmenlikten ayrıldıktan sonra bilimsel faaliyetlerle meşgul oldu. 1893’te Rusya’nın yeni Merkez Ağırlık ve Ölçüler Kurulu’nun direktörü oldu. Ayrıca, Kimya Prensiplerinin çoklu baskılarını da yönetti. Mendeleyev 1862’de Feozva Nikitichna Leshcheva ve 1882’de Anna Ivanova Popova ile olmak üzere iki kez evlendi. Bu iki evlilikten toplam altı çocuğu dünyaya geldi. 2 Şubat 1907’de öldü. 

Elementlerin Periyodik Cetveli

Dmıtry Mendeleyev “Kimyanın ilkeleri” kitabını yazarken yaptığı araştırmalar sırasında, değişik kimyasal elementler arasındaki ilişkileri inceledi. Amacı, bu elementlerin özelliklerinde birleştirici bir işaret bulabilmekti. Mendeleyev’den önce de bazı kimyacılar bu işe kalkışmışlardı. İngiliz kimyacı John Dalton’un oluşturduğu atom ağırlığı kavramından beri pek çok kimyacı elementlerin atom ağırlıkları arasında matematiksel bağıntılar aramış, temel bir düzen bulmayı ummuşlardı. Ancak bu işi çözecek anahtarı bulan ve böylece elementleri periyodik sınıflandırmaya giden Mendeleyev olmuştu.

Mendeleyev, o gün için bilinen 63 elementi atom ağırlıklarına göre bir sıraya koymuştu. Bu işi yaparken, kendinden önce gelen kimyacılardan daha değişik, daha gelişmiş bir iş yapmamıştı. Ancak onun tarihe geçen buluşu listedeki elementlerin belirli bazı özelliklerinin periyodik olarak tekrarlandığını görmesiyle olmuştu. Özellikle elementlerin birbirleriyle
kimyasal olarak birleşme gücünün ölçüsü olan değerlerinde belirli bir yükselme ve düşme gözlemişti.

Eğer aynı değerdeki elementler alt alta sıralanıp, ayrı kolonlar halinde düzenlenecek olursa; herhangi bir kolonun üyelerinin öteki birçok kimyasal özelliklerinde de benzerlikleri bulunduğunu gösterdi. Bu özelliklerin periyodik yani, tekrarlayarak ortaya çıkmaları üzerine Mendeleyev, sınıflandırmasına “Elementlerin Periyodik Cetveli” adını verdi. Bu terim
günümüzde de kullanılmaktadır.

Mendeleyev’in bilimsel çevrelerdeki ününe karşın, ortaya koyduğu cetvel büyük bir kuşkuyla karşılandı. Çok sayıda bilim adamı elementlerin birleştirici düzenlemelerini açıklamışlar ancak bir süre sonra tüm bu çalışmalar yetersiz sayılmışlardı. 1871 yılında, Mendeleyev, kuşkuya yer bırakmayacak değerde bir kanıt bulmuş ve çalışması tüm dünyada kabul edilmişti. Rus Kimya Derneği Dergisi’nde yayınladığı tarihi yazısında, periyodik cetveldeki
boşlukları tanımlamış ve bunların daha keşfedilmemiş elementleri simgelediğini ileri sürmüştü. Daha da ileri giderek, cetveldeki boşlukların durumlarının bulunacak yeni elementlerin cetveldeki komşularına benzer özellikler taşıyabileceklerini gösterdiğini açıklamıştı. Sonuçta, yeni elementlerin oldukça açık tanımlarını da bildirmişti. Bu açıklamalardan dört yıl sonra, tanımını yaptığı elementlerden ilki, galyum, keşfedilmiş, bunu diğerleri izlemişti. Mendeleyev’in tam tahminleri doğruya yakın biçimde kanıtlanmaya başlamıştı. Periyodik cetvel, tüm bilimsel kuramların geçmek zorunda olduğu sınavı başarıyla vermiş ve gerçekliği kanıtlanabilir yeni buluşları ortaya koymuştu.