Derviş ve Ego

Bir zaman dergaha gelmiş bir derviş,
Yola boyun kesmiş, çok hizmet etmiş.

Gel zaman git zaman bir garip halde,
Her gece bir başka rüya görmede.

Biraz benlik etmiş biraz düz gitmiş,
Bu halini efendiye iletmiş.

-“Ey benim Sultanım, canım efendim,
Galiba sonunda ben nefsi yendim.”

-“ Hayr’ola evladım ne gördün anlat,
Bunca kelam ile nedir bu murat.

-“Her gece bir bahçe bir işret yeri,
Mükafatlar amelimin eseri.

Gahi kevser sunar, gahi nur taam,
Bunca işaretle verin bir makam.”

-“Şimdi bak evladım” dedi efendi,
“Sana galip geldi, nefsinin fendi.

Bu söze kulak ver ey benî Adem,
Yine görür isen ‘Allah’ de hemen.”

Gör nic’olur onca zevk ü sefalar,
Önüne serilir cümle hatalar.

Bu sözü dinledi hemence gitti,
Rüyaya cümle sefa ehli yetti.

Yine zevke daldı sözü unuttu,
Bir vakit geçince sözünü tuttu.

Çekti besmeleyi baktı her yana,
Bu hali görenler nasıl inana.

Her yer çöplük oldu, huriler cadı,
Elinde bir leş, ağzında leş tadı.

“Aman” dedi feryat edip uyandı,
Vardı Pir’in eşiğine dayandı.

“Meded” dedi, “Pir’im senden el-aman,
Bu gafil kuluna eyle bir derman.”

“Bak evladım” dedi, “sakın aldanma,
Nefsine kul olup narına yanma.

Gördüm sanıp bir kuyuya düşersin,
Tatlı canın boş yerlere üzersin.”

Lamekan bu zaman ne yaman olur,
Kurt postta oturur, koyun nic’olur.

Gördüm sanan çok konuşur ham olur,
Her birin görünce bize gam olur.