Depresyona turşu fikri biraz tuhaf geliyor aslında insana. Ben ilk defa duyduğumda şaşkınlıkla karşılamış; herhangi bir bağlantı kuramamıştım. Ancak zaman içerisinde araştırmalarımla ve çalıştığım danışanlarımla birlikte depresyonun ve çeşitli rahatsızlıkların da beslenme biçimimizle ilişkili olduğunu gördüm.

İçinde bulunduğumuz çağın en sık rastlanan psikolojik rahatsızlıklarından bir tanesinin “depresyon” olduğu yapılan araştırmalarca gösteriliyor. Öyle ki istatistikler bu tanıyı alanların sayısının çığ gibi büyüdüğünü gözler önüne sermekte. Türkiye’de Psikotrop İlaç Tüketimi ve Mevcut Uygulamaların Tıbbi, Etik ve Ekonomik Sonuçları Raporu’nda depresyon için kullanılan antidepresan tüketiminin 2003 yılından 2012 yılına kadar kullanımının 2,5 kat artmış olduğu görülüyor. Bir diğer istatistikte ise Türkiye’ de 2014 yılında 8 milyon 179 bin kişinin antidepresan kullandığını, antidepresan kullanımında ise kadınların erkekleri ikiye katladığı ortaya çıkıyor.

Rakamlardan da anlaşılacağı üzere gelinen sonuç ne yazık ki çok iç açıcı görünmüyor. Çünkü takip edilen hastaların tedavisinin iyi biçimde sonlandırılması yerine hastaların aldığı ilaç dozunun gittikçe arttığı gözleniyor. Bu da antidepresan kullanımının yeterli ve etkili bir işlevi olmadığını düşündürüyor.

Gelelim yazının başlığına;

Bir psikolog olarak bana gelen danışanlarımla çalışırken beden-beyin-ruh üçlemesini çok önemsiyorum. Yani danışanlarımla çalışırken, onların bir yandan düşüncelerini bir yandan ruhsal anlamda dengesini bir yandan da beslenme ve yaşam alışkanlıklarını değerlendiriyorum. Özellikle sağlıklı beslenmeyi hayatımıza yerleştirdiğimizde bağırsaklarımızda “Serotonin” hormonu salgılanıyor ve beyne “Mutlusun her şey yolunda!” sinyali gidiyor. “Mutlusun her şey yolunda!” sinyalinin daha güçlü iletilmesini sağlayan yiyeceklerden birisi ev yapımı turşudur. “Bunu, turşu nasıl sağlıyor ki?” dediğinizi duyar gibiyim. Turşu, içeriğindeki probiyotikler sayesinde bağırsak floramızı düzenleyip sağlıklı bakterilerin varlığını sürdürmesine destek oluyor.

Probiyotikler, bağırsaklarımızda bulunan yararlı bakterilerdir. Dışarıdan aldığımız besinlerle artıp azabilmektedir. Arttığında bağırsakları koruyan yararlı bakterilerde de artış görülmektedir ve bu sayede kendimizi daha sağlıklı daha enerjik ve daha mutlu hissetmemizi sağlamaktadır.

Peki neler probiyotik kaynağıdır ve ne tür yiyecekleri tüketmemiz gerekir?

Evde yapılan yoğurt, peynir, kefir, turşu, nar ekşisi ve sirke zengin probiyotik kaynakları olarak görülüp tüketilmesi tavsiye edilirken; eczanede satılan ve bağırsakta çözünen probiyotikler de doktor tavsiyesiyle kullanılabilir.

Hayatınıza probiyotikleri katıp, sağlıklı beslenip, düzenli uyku uyuduktan ve egzersiz yaptıktan sonra hala kendinizi iyi hissetmiyorsanız, bir psikolog desteği ile hayatınıza radikal değişiklikler katabilirsiniz. Bu sayede kendinizi daha mutlu, huzurlu sağlıklı ve tatmin olmuş hissedebilirsiniz. Herkese probiyotiği bol, huzurlu zamanlar dilerim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

five × three =