Son dönemlerde çoklu besin alerjisi ile fazlasıyla karşılaşılmaktadır. Gelişmekte olan araştırmalar, bağırsak florasındaki değişikliklerin bu hastalıkların gelişiminde önemli bir rol oynayabileceğini göstermektedir.

Çoklu Besin Alerjisi Nedenleri

Alerji reaksiyonları tipik olarak; enzimatik eksiklikler, emilim bozukluğu veya glüten ya da histamin gibi bazı gıda bileşenlerine duyarlılık ile ilişkilidir.

Besin alerjileri ve intoleranslarındaki çarpıcı artışa rağmen, az sayıda tedavi seçeneği mevcuttur. Geleneksel tıp, hastalara tetikleyici gıdalardan kesinlikle uzak durmalarını ve yanlışlıkla maruz kalmaları halinde epinefrin kullanmalarını önerir. Bununla birlikte, bu stratejilerden hiçbiri gıda alerjisi ve intoleransının altında yatan nedeni ele almamaktadır. Dolayısıyla yeni tedavi yaklaşımlarına umutsuzca ihtiyaç duyulmaktadır.

Bir araştırmada, insanın bağırsak florasındaki değişikliklerin gıda alerjileri ve intoleranslarının gelişiminde rol oynadığını göstermektedir. Bağırsak mikrobiyotasının tamir edilmesi gıda alerjilerini ve intoleranslarını hafifletebilir.

Ortalama bir insan vücudu, şaşırtıcı miktarda bakteri içerir – neredeyse 100 trilyon bakteri hücresi kadar! İnsanlar bu bakterilerle birlikte evrimleşmişlerdir ve bu bakterilerin vücutlarımızdaki varlığı da sağlığımız için çok önemlidir. Çocuklukta erken yaşta mikroplara maruz kalmamanın, bağırsak mikrobiyosunu değiştirerek ve bağışıklık sisteminin normal gelişimini baskılayarak alerjik hastalığa yatkınlığı artırdığını belirtilmektedir.

Yaşamın erken döneminde mikrobiyal yüzleşmeyi azaltan yaşam tarzı faktörleri, alerjik hastalığı önlemek için ihtiyaç duyulan uyarımı ve bağışıklık sistemini yok eder.

İnsanın gastrointestinal sistemi (GI) doğumda sterildir ve bu sırada bağışıklık sistemi güçlü değildir. Doğumdan kısa bir süre sonra, GI sistemi sayısız mikroorganizma türü tarafından kolonize edilir ve doğumdan yaklaşık bir hafta sonra kolonizasyon tamamlanır.

Emzirilen yenidoğanlar için ek bakteri kaynağı, sağlıklı annelerde anne sütüdür . En sık rastlanan bakteri grupları, meme başı ve çevresindeki deriden ve aynı zamanda memedeki süt kanallarından kaynaklanan stafilokoklar, streptokoklar, corynebacteria, lactobacilli, micrococci, propionibacteria ve bifidobacteria içerir.

Doğal olarak bebeğin bağışıklık sistemi çevreden ve anneden aldığı bakteri gruplarına göre şekillenir. Bu durumda, geliştirilmiş olan “hijyen hipotezi” ne göre, erken yaşamda bakterilere düşük veya hiç maruz kalmama, hem bağışıklık toleransının gelişimini geciktirerek hem de bağışıklık yanıtında önemli görevi olan T hücrelerini sınırlayarak alerjik hastalık riskini artırabilir.

Bu sebeple; annenin gebelik dönemi alerjileri, doğum sonrasında bebeğin aşırı hijyenik ortamlarda korunması, bebeklik ve çocukluk döneminde kullanılan antibiyotikler, emzirme döneminde annenin geçirdiği enfeksiyonlar ve kullandığı antibiyotikler de ilerleyen dönemlerde çoklu besin alerjisi gelişiminde etkili olabilmektedir.

Neler Yapılmalı?

Yapılması gereken, bağırsak florasının acil bir şekilde iyileştirilmesi olmalıdır.

Bunun için mutlaka probiyotik ve fermente ürünlerin hem bebeklik döneminde hem gebelik döneminde beslenme döngüsünde ana faktör olarak yer almasına özen gösterilmelidir.

Aşırı hijyenik ortamlar yerine normal bir ev ortamı sağlanarak bebeğin bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesine yardımcı olunmalıdır.