Cinsel Eğitim Konusunda Sık Sorulan Sorular

Cinsellikle ilgili sorular, gerek ergenlik dönemi gerekse çocukluk çağlarında ebeveynleri en çok zorlayan soruların başında gelir. Bu konuda çocukların tepkileri ailenin tutumuna göre farklılaşabilir. Bazı çocuklar ailenin kaygısını fark ederek cinsel kimliklerini ve meraklarını tamamen yok sayan bir savunma mekanizması geliştirebilirken, bazı çocuklar ailenin etkisiyle bu konularda merak ettiklerini rahatlıkla sorar ve öğrenirler. Öncelikle bu konuda kaygılanan ailelerin bu kaygısının doğal olduğunu kabul etmek gerek. Böylesine hassas bir konu, çocuğa ne zaman, nasıl ve ne kadar anlatılmalıdır? Tüm bu sorular, aslında verilmesinden emin olunan cinsel eğitim gerçeğinin üstünü örterek ebeveyni sessizleştirebilir. Ancak şu unutulmamalıdır ki, yapacağınız doğru bir bilgilendirme çocuğunuz için çok önemlidir.

Çocuğun merak ettiği sorulara aile tarafından cevap verilmesi, sağlıklı bir ruhsal yapı için elzemdir. Bu cevaplar sayesinde çocuklar endişelerinden kurtulabilecek, kendi bedenlerinin farkına varacak ve cinsel kimlikleriyle barışacaklardır. Bu konudaki sorunlar, çoğu zaman ebeveynlerin olumlu tutumlarıyla değişir. Ayrıca çocuklar evde rahat bir ortamda merak ettiklerini sorabilirlerse çevreden edindiği yanlış bilgilerin önüne geçmek de mümkün olacaktır. Aksi halde öğrenilen yanlış inanışlar pek çok probleme yol açabilir. Çocuk dışardan öğrendiği bilgileri anne ve babayla konuşabilmeli, eksik ya da yanlış bilgilerini düzeltmeli, gerekirse konu üzerinde anlaşma sağlanana kadar tartışmalıdır. Bu sayede çocuk bu konuyu konuşulmaması ve bastırılması gereken bir konu olarak değil insanın doğasında varolan bir konu olarak kabul eder. Tabii doğru cinsel eğitim, bu doğallığı bir sınırsızlık şeklinde değil mahrem bir alan olduğu bilinciyle vermeyi de barındırır.


Cinsel Eğitim Konusunda Sık Sorulan Sorular

1. Anne mi, Baba mı?

Öncelikle bu konuları annenin mi babanın mı anlatması gerektiği merak edilir. Genellikle kız çocuklarıyla anne, erkek çocuklarla baba konuşur. Bu doğru bir tercih olsa da koşul değildir. Eğer babanın kaygıları varsa anne, annenin kaygıları varsa baba bu görevi üstlenebilir. Burada çocuğun tercihi de önemlidir. Çocuklar da bu konuda daha rahat konuşabileceği ebeveyni seçer genellikle.

2. Ne Zaman Konuşulmalı, Ne Kadar Anlatılmalı?

Ebeveynlerin merak ettikleri bir diğer konuysa, cinsel eğitimin ne zaman verileceğidir. Aslında bununla ilgili keskin bir yaş aralığı yoktur ancak çocuğun gelişimsel özelliklerini bilmek önemlidir. Özellikle Freud’un psikoseksüel gelişim kuramı bize bu konuda rehberlik edebilir. Bu kurama göre çocuklar 3 yaşından itibaren cinsiyetlerini fark etmeye başlar. Cinsiyet ve kimlik ayrımı yapar. Bunu yaparken sosyal rolleri de öğrenir. Cinsellikle ilgili sorular da bu yaş civarında başlar. Bu dönem, yaklaşık 7 yaşına kadar devam eder. Sonrasında gizil dönem gelir. Yani cinselliğin gündemden kalktığı, ergenliğe kadar konuşulmadığı yaşlar. Gizil dönemde; okul, arkadaşlık ve başarı mühim olan konular olmaya başlar. Ergenlik de gizil dönemin ardından cinselliğin güç toplayarak geldiği bir dönemdir aslında. Kız-erkek ilişkileri, bedensel ve hormonal değişmeler okları tamamen cinsel kimliğe yönlendirir. Bu dönemde ailenin cinselliğe bakışı çocukta patolojik durumlar oluşmasına da sebep olabilir. Sonuç itibariyle cinsel konuların konuşulması için net bir zaman dilimi olmamakla birlikte çocuğun merak ettiği konuları konuşmaktan kaçınmamalı, çocuğun diline ve yaşına uygun şekilde cevaplar verilmelidir. Aksi takdirde çocuk yaşıtlarından geride kalabilir, kendini bilgisiz ve yetersiz hissedebilir. Bunu yaparken çocuğu hazır olmadığı bilgilerle de boğmamak gerekir. Erken verilecek bir bilgi, çocukta ruhsal anlamda sıkıntı yaratabilir.

Çocuklara mahremiyet ne zaman anlatılmalıdır? Aslında çocuk 3-4 yaş civarında, anne ya da babayla ortak olan yönlerini, cinsel bölgedeki farklılıklarını fark ettiği için bu yaşlardan itibaren bu çocuğa yavaş yavaş anlatılabilir. Özel bölgeler tanıtılır, bu bölgelere kimsenin dokunamayacağı anlatılır. Gerekirse bu konuda bir hikâye kitabından destek alınabilir. Ayrıca özel bölgeleri boyama şeklinde etkinlikler yapılabilir. Çocuklar küçük yaşlarda kıyafetsiz gezme eğiliminde olabilirler. Mahremiyet kavramı kazanıldıkça bu eğilim terk edilir. Dikkat edilmesi gereken nokta baskıdan kaçınmaktır. Çocuklar; ayıp, günah ve yasak gibi kavramlarla bu dönemde tanışır. Bu kavramları kullanarak baskı yapmak ilerisi için utangaç ve çekingen bir kişiliğin oluşmasına sebep olabilir.

Bu dönemde, kadın ve erkek arasındaki farklar konuşulabilir. “Erkeklerin ve kızların mahrem alanları farklı şekildedir. Bu yüzden tuvaletlerini de farklı yaparlar. Erkekler ilerde baba olur kızlar anne olur. Anneler bebek doğurdukları için vücutları farklıdır ve göğüsleriyle bebeklerini beslerler…” şeklinde açıklamalar yapılabilir.

Cinsiyeti anlayan çocuk, bu kez kendisinin nasıl olduğunu sormaya başlar. Öncelikle annesinin karnında büyüdüğünü söylemek gerekir. “Orası, bebek büyüyene kadar onun için çok güvenli ve sıcak bir yerdir. Bebek büyüdükçe annenin karnı da büyür. Yeteri kadar büyüdükten sonra annenin aşağıdaki deliğinden çıkar ve dünyaya gelir.” diye anlatılır. Burada detay isteyen çocuklara anne karnı detaylıca ve uygun bir dille anlatılabilir. Çocuklar, annelerin kesileceğinden endişelenebilir. Bu durumda annenin aşağısında bulunan özel deliğin bebek büyüdükçe kendiliğinde genişlediğini, bu arada bebeğin kafasının da ufacık olduğunu ve kolaylıkla çıkabileceğini anlatmak gerekir.

İlerleyen zamanlarda çocuk için bu açıklama yeterli olmaz. “Niye her istediğinde bebek olmuyor, nasıl olur?” diye daha detaylı sorular sorabilir. Bu aşamada bebeğin bir tohumdan oluştuğunu, bu tohumun bir parçasının annede bir parçasının da babada bulunduğunu, bebeğin bu tohumların birleşmesiyle anne karnında oluştuğunu söyleyebilirsiniz. Burada, “Anne ve baba birbirini sever, bir bebek yapmaya karar verir ve sonra tohumları birleştirir.” diye istek, karar ve sevgi konularına vurgu yapabilirsiniz. İlerleyen yaşlarda yani 9-10 yaş civarında, çocuk tohumla ilgili sorular sorarsa sperm, yumurta ve döllenme olayı anlatılabilir.

3. Çocukluk Mastürbasyonu

Bu dönemde anne ve babaları kaygılandıran bir diğer konu mastürbasyon konusudur. Çocuk; tesadüfi olarak, bedenini tanırken cinsel organına dokunmaktan haz aldığını farkeder ve bu hazzı sürdürmek ister. Bu yüzden bazen eliyle uyararak bazen de bir yerlere sürtünerek mastürbasyon yapar.Bu çok doğal ve olasıdır. Ancak yapılan araştırmalar aşırı mastürbasyon yapan çocukların ihmal edilmiş, kaygılı ve huzursuz olduğunu göstermektedir. Burada “aşırı mastürbasyon davranışı” ve “doğal olan haz” olarak  mastürbasyonu ikiye ayırıyorum. Eğer mastürbasyon aşırı yapılıyorsa ve huzursuzluk temelliyse sebep olan faktör iyice araştırılmalı ve mutlaka önlem alınmalıdır. Bu tür mastürbasyon için bir uzman desteği önemlidir. Bunun dışında aile, mastürbasyon karşısında çoğu zaman ne yapacağını bilemez. Bu durumlarda sakin kalabilmek ve panik yapmamak çok önemlidir. Neden kaynaklanıyorsa kaynaklansın çocuğu utandırmak, suçlamak, azarlama veya tehdit etmek tamamen yanlıştır. Çocuk küçükse, bunu yaptığında davranışa dikkat çekmek yerine görmezden gelmek ve çocuğun dikkatini daha eğlenceli bir aktiviteye çekmek daha doğrudur. Büyük çocuklarda ise bu konu konuşulup mahremiyete vurgu yapılabilir.

4. Ergenlikte Konuşulması Gerekenler Nelerdir?

Ergenlik dönemine gelindiğinde çocuklar genelde bu konuları aileyle konuşmaya karşı isteksiz olabilirler ancak aileler ergenlikten önce çocuklarına, bedenlerindeki olası değişimler hakkında bilgilendirme yapmalıdırlar. Çocuğun ihtiyacı olan bilgi verilmeli, gerekirse doğru bilgilerin ve resimlerin yer aldığı ansiklopedilerden faydalanılmalıdır. Çocuklar bu dönemde özellikle çevreden pek çok yanlış bilgiye maruz kalmaktadır. Bunun önüne geçmek için, sağlıklı bir cinsel eğitim önem kazanmaktadır. Anne ve babanın bu durumda ulaşılabilir olması önemlidir. Ebeveyn, cinsel eğitimi rahatlıkla veremiyorsa bir uzmandan destek almalıdır.


Uzman Psikolog Ebru YURDALAN’ın yazıları için tıklayınız…