Çocuğunuz Neden Yalan Söyler?

Özenle yetiştirdiğimiz, her adımını özenle planladığımız, geleceği için büyük hayaller kurduğumuz, hep doğrudan yana olduğunu, yanlış yapmayacağını düşündüğümüz çocuğumuz bir gün büyük yalanlar söyler. Asla yapmaz dediğimiz şeyleri yaparlar. “Kime benzedi bu? ” diye sorgularız önce, sonra “Ah bu arkadaşları yok mu?” diye çevreye saldırmaya başlarız. Oysa ki unutulmamalıdır; çocuklarımız hiç şüphesiz bize benzer.

“Yalan söyleme” , daha geniş çerçevede “doğru olanı gizleme” davranışı çocuğun doğuştan getirdiği bir davranış değildir. İlk yaşlarda her ne kadar çocuk gerçeği ayırt edemeyip abartılı ve kurmaca düşünceleri gerçekmiş gibi paylaşsa da ilerleyen yaşlarda özellikle ergenlik çağında bu durum farklı bir boyut kazanır. Kıyaslanarak, ceza yöntemi kullanılarak ya da en iyisini yapmalı baskısıyla büyütülen çocuklar bir süre sonra büyüklerinin beklentilerini karşılayabilmek ve cezadan kurtulmak için yalan söylemeye başlarlar.

Baskı altında bir çocuğun rahatlamak için yapabileceği en iyi şey yalan söylemektir; çünkü bir çocuk iyi bir kişilik oluşturma ya da iyi bir yaşam kurma bilincinde değildir ve tek istediği o anlık baskıyı bir an önce üzerinden kaldırmaktır. Bunu günlük hayatımızdan küçük bir kesitle örneklendirmek gerekirse; kırılan bir sürahi, sonrasında “ben kırmadım!” inkarı, beraberinde “o kırmıştır!” yalanı gelir. Çocuk bu durumlarda yalan söylemeyi öğrenmiştir artık , çünkü daha önce buna benzer bir durumu yaşadığında azarlanmıştır, cezalandırılmıştır ve bu süreci bir daha yaşamak istemez. Çocuk ailesi tarafından onaylanmak için bu tarz durumlarda sürekli yalan söylemeye başlar, zamanla bu davranışı alışkanlığa dönüşür, bir süre sonra baskı durumu olmasa dahi yalan söylemeye devam eder.

Biraz daha eskiye gidelim , tüm olumlu davranışlarını kendimize benzettiğimiz, tüm olumsuz davranışlarını da çevreden etkilenmiştir dediğimiz çocuğumuz hangi temeller üzerine kurulmuştur. “Sen kimsin “diyerek kendisine saygısını çürüttüğümüz, “hep yanlış yapıyorsun” diyerek kendisinden utanmasını sağladığımız, “o senden daha iyi yapar” diyerek özgüvenini kırdığımız, “bırak beceremezsin” diyerek kendi değer ve yeteneklerini keşfetmesini engellediğimiz, “sen yapamazsın” diyerek işe yaramaz olduğunu yüzüne vurduğumuz çocuğumuz neden yalan söylemesin ki? Bazen çocuklarımızdan yaşlarının, bilgilerinin, deneyimlerinin çok üstünde şeyler beklediğimizi farkedemiyoruz. Yürümeyi yeni öğrenen çocuğumuza “aferin yürüyorsun ” demek yerine “koşmalısın” diyoruz.

Ne yapmalıyız?

-Hata yapmanın normal olduğunu ancak bu durumun tekrarlanmaması konusunda neler yapılabileceğini öğretmeliyiz

-Tutarlı olmalıyız

-Sağlıklı iletişim kurmalıyız

Unutulmamalıdır ki çocuğun fiziksel gelişimi kadar ruhsal gelişimi de önemlidir. Ruhsal yönden sağlıklı olmayan bir çocuğun yaşamsal, fiziksel ve maddi ihtiyaçları karşılansa da çocuğun içinde her zaman ruhsal bir boşluk olacaktır. Mükemmel olsun isterken bu boşluğu daha da açmamak gerekir ve çocuğumuzda olmasını istediğimiz özellik önce onu yetiştirecek olan bizlerde olmalıdır. Hamurları nerde, hangi şartlarda yoğrulursa yoğrulsun onlara dokunuşumuz bellidir, en çok bizden alacaklar ve yine bize benzeyecekler.


Suzan KARA’nın diğer yazıları için tıklayınız…