Çocuğun Ruhsal Gelişimi ve Çalışan Anne

Her gün tekrarlanan, kısa süreli de olsa çocuğun anneden ayrılmasının çocukta psikolojik sorun yaratacağından endişe edilir. Ancak çok sayıda araştırma bulgularına göre eğer iyi bir yedek bakım sağlanır, yedek bakıcı sık değişmez ve çocukla iyi ilişkiler geliştirirse, çocuğun, anneden ayrılmaktan etkilenmediği ortaya çıkmıştır. Zaten çalışan anne, işi nedeniyle günün belirli saatlerinde çocuktan ayrı kalıyorsa, uzun bir ayrılıktan bahsedilemez.

Günümüzde her çocuk isteyerek ya da istemeyerek, uzun veya kısa süreli ayrılık durumu ile karşılaşır. Özellikle anne-çocuk, baba-çocuk ayrılıklarının yaratabileceği olumsuz etkileri gidermek için aileden kısa ayrılıklara çocuğu alıştırmak, zaman zaman bir kaç saatlik bir süre için çocuğu bu ayrılığa hazırlamak önemlidir. Bu ayrılığa zamanında alıştırılmamış gençler, aileden ilk kez ayrıldıkları zaman büyük sorunlar yaşamaktadır. Yabancılarla kısa süreli birliktelikler, çocuktaki ayrılma endişesini azaltır.

Dr. N. Razon, ülkemizde yaptığı araştırmada annenin çalışmasının, 9 yaş çocuklarının okul başarısını, aile ilişkilerini olumsuz etkilediğini bulmuştur. Denek grubundaki çocuklara CAT ve Psikososyal gelişim testi uygulanmış, çocuğun kimliğini, okul başarısını, çalışan ve çalışmayan annelerin özelliklerini ve çalışan anne sahibi çocukların, annenin çalışması hakkındaki düşüncelerini saptamak üzere sorgu cetvelleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre annesi çalışan çocuklar, okulda annesi çalışmayanlardan daha başarısızdır. Ancak kişilik özellikleri, özerklik ve ilgilerinin gelişmesi yönünden annesi çalışan deneklerle, annesi çalışmayan denekler arasında fark bulunmamıştır. Annesi çalışan çocukların, annenin yakın bakım ve ilgisinden yoksun kaldıkları saptanmıştır. Çalışan annelerin de güç koşullar altında işlerini yürüttükleri, çocukları ile yeterince ilgilenemedikleri belirlenmiştir.

Çalışan anneler konusunda, özellikle son yıllarda nerdeyse sayısız denebilecek araştırmalar yapıldığı görülüyor. Bunlara dayanarak özetle diyebiliriz ki, çocuğu etkileyen ne annenin evin dışında çalışma süresi, ne de bakıcıyla büyümesidir. Onu etkileyen, annesi ile kurduğu ilişkinin niteliği, annesinin belli durumlardaki tutumu ve annesinin onda uyandırdığı güven duygusudur. İster çalışsın, ister çalışmasın, çocuk annesinden ilgi, şefkat ve destek bekler. Gerçi çocuğun ve beklentilerinin bilincindeki çalışan anne, ev ve iş kadınlığının yanı sıra annelik görevlerini aksatmamak için büyük çaba harcar. Bu çaba bazı çalışan annelerde gerginlik yaratır. Bu anneler çocuklarını ihmal ettiklerini düşünerek kendilerini suçlayabilir, suçluluk duygusundan kurtulmak için bazıları çocuklarına gevşek bir disiplin uygular. Bir başka bölümü ise, çocuklarının üzerine aşırı derecede düşer, onları gerektiğinden fazla korur, örneğin evde kendisine hiçbir iş yaptırmaz, hatta çocuğun yapabileceği işleri bile kendisi üstlenir. Annenin bu tutumu bazı hallerde çocuğun aşırı hassas, bağımlı ve çekingen; bazı hallerde ise şımarık, asi ve dik başlı olmasına neden olur.

Schachter tarafından yapılan bir araştırmada derinliğine ve çok yönlü incelenen çocuklar 7 yıl süreyle izlenmiştir. Sonuçta, annesi çalışan ve çalışmayan çocukların dil gelişiminde hiçbir fark bulunamamıştır. Ancak Stanford Binnet zeka testine göre, çalışmayan annelerin çocuklarında zeka düzeyi daha fazla çıkmış, duygusal uyum açısından hiçbir fark bulunamamıştır. Çalışan anneleri olan çocuklar daha arkadaş canlısı ve kendine yeterli iken, çalışmayan annesi olan çocukların ise daha kıskanç ve daha çok korunmuş çocuklar olduğu sonucuna varılmıştır.

Gerçekte, annenin çalışmasının çocuk üzerinde yaratacağı etkilerin olumlu veya olumsuz olması pek çok etkene bağlıdır. Annenin çalışma nedeni, kazancı, çalışma koşulları, işinde tatmin olup olmaması, çalışmaya başladığı dönemin çocuğun hangi gelişim aşamasına rastladığı, çalışmasının düzenli olup olmaması, çalışmasının ailede yarattığı sorunlar, annenin eğitim düzeyi, annenin yokluğunda sağlanan yedek bakımın niteliği ve özellikleri, bu yedek bakımın sürekli ve dengeli olup olmaması, annenin eğitim anlayışı, çocuğu ile kurduğu ilişkinin türü… gibi.

Üstelik çalışan annelerin mutlaka çocuklarına çalışmayan annelerden daha az zaman ayırdıkları da söylenemez. Eğitimli anne, çocukla planlı bazı etkinlikler yapabilmek ve birlikte olabilmek için daha çok vakit bulabilir. İşçi sınıfı annenin tam gün çalışması fazladan zaman ayırmasını güçleştirebilir. Kuşkusuz babanın devreye girebildiği ailelerde, eğer bütün ailenin bir arada bazı etkinliklerde bulunabilmesi mümkünse, annenin çalışmasının olumlu etkileri olabilir.

Dışarda çalışmak isteyen annenin bu isteğine rağmen evde kalmasının çocuğa yararı olmadığı gösterilmiştir. Doyumsuz ev kadınlarının yetiştirdiği çocuklar, gerek mutlu ve doyumlu olanların, gerekse yorulan ama doyumla çalışanların yetiştirdiği çocuklardan daha az yeterlidir. Çünkü çalışma, annenin kendine güven duygusunu geliştirir. Annelerin kendilerine güvenlerinin artması ve mutluluğu hiç kuşkusuz çocuklara yarar sağlar.