Çocuğun Dünyası ve Ebeveynlere Tavsiyeler

O kadar geniştir ki çocuğun dünyası. İçine girmek, bununla alakalı bir şeyler yazmaya çalışmak, uyum sağlamak için çabalamak, hissetmek, empati kurmak, yaşamak… Evet, gerçek yaşam! Kin gütmeden, eskiyi aklında taşımadan, küsmeyi bilmeden, saf, tertemiz, barış ve huzur dolu bir yaşam… Kim girmek istemez ki bu hayata… O halde ne duruyoruz? Haydi bir makale okuma süresince şahit olalım çocuklar ne yapar, nasıl yaşar, ne hisseder? Belki onları anlamaya başlarız, belki onların sahibiymiş gibi davranmaktan vazgeçeriz. Ve belki daha güzel şeyler…

Çocuğun dünyası denince çoğumuzun aklına oyun gelir. Bu doğrudur. Çocuk oyun ile iletişim kurar. Oyun onun hayatıdır, işidir, en özel ve en mutlu anıdır. Bu yüzden oyun konusuna ilk önce değinmek istedim.
Bazen çocuklar yemeğe oturtulduğu zaman huysuzluk yapar diye düşünülür… Peki ya sebebi! Yaramazlık mı? Hayır! O an yaptığı bir iş (oyun) yarım kalmış olabilir, pat diye oradan kaldırılıp sofraya oturtulmuş ve aklı, tamamen yarım kalan oyunda kalmış olabilir. Bu yüzden o ortamda mutsuz olabilir. Aslında çocuğun dünyası ve bu duygularını çok iyi anlayabiliriz. Önem vererek yaptığımız bir işin tam ortasında yemeğe çağrılınca biraz daha müsaade isteriz değil mi? İşte tam bu açıdan bakarsak anlarız olanların sebebini… Sadece empati. Eğer çocuk 2 yaş üstüyse “oyununun bitmesine son on dakika” gibi hazırlık cümlelerinin kurulması tüm sorunu çözebilir, 2 yaş altıysa dikkatini başka yöne çekmeye çalışarak oyununu yavaş yavaş bitirmesine yardımcı olunabilir. Çünkü biz onun sahibi değiliz. Duygularına, oyununa karışmak, şekil vermek ve onun adına karar vermek için değil; destek olmak, yol göstermek için varız. Hali hatırı sorulduğunda fırsat verin konuşsun, oluşan sorunu fırsat verin çözmeye çalışsın, doktora derdini fırsat verin anlatsın, düşünce fırsat verin kalksın… Siz fırsat verin çocuğunuz gelişsin. Sadece çalışkan, zeki, başarılı olması değil; aynı zamanda özgüveni olan, sosyal, girişken, ihtiyaçlarını giderebilen bir birey olması da gerekir. Ama çoğunlukla ve maalesef bu, ikinci kısım arkalara itilir.

Çocuklar Neden Yaramazlık Yapar?

Çocuk ilgi ve hizmet bekler, dikkat çekmek için uğraşır. Anne babasını yönetmek ister, istediğinin yapılması için uğraşır. İstediği olmayınca veya istemediği bir şey olunca kırmak ister, öç almak için uğraşır. Yetersizlik hissine kapılır ve yalnız kalmak ister… Çocuğun ne yaptığına değil de ne hissettiğine odaklanırsak o zaman doğru yaklaşabilir ve sorunu ortadan kaldırabiliriz.

“Tam mutfakta (tezgahta, ocakta) işim olduğu zaman huysuzlanıyor.” , “Market gezerken iyi de tam kasaya gelince huysuzlanıyor.” , “Telefonu veya bilgisayarı açtığım zaman huysuzlanıyor.”  vs. liste kabarık… Peki bu çocuk neden yapıyor bunu? Çünkü Gör-mü-yor!!! Çocuklar meraklıdır, öğrenmeye açıktır, merakını gizlemeye çalışmazlar, baktığınız yere bakmak ister, gördüğünüz şeyi görmek ister, konuşabiliyorsa sorular sorar, bilmek ister neler oluyor hayatta? Bu yüzdendir telaşı? Kasadan geçen ürünler nereye gidiyor, ne işlemlerden geçiyor? Annem tezgahta ne yapıyor? Babam bilgisayarda neye bakıyor? Göz kontağı(!), tek derdi budur çocuğun. Hemen bir empati daha girsin devreye. “Huysuzlanıyor” diye düşündüğünüz an eğilip onun boyuna gelin, görmeye çalıştığı yere siz bakın onun bakış açısından, memnun musunuz? O zaman bunun cevabını siz vereceksiniz işte. Çocuklar hayata parça parça bakıyorlar ve art arda gelen yaşanmışlıklarla parçaları bir yap-boz misali birleştiriyorlar. Eksik parça olunca da meraklanıp ses çıkartıyorlar, hepsi bu…

Çocuğun Dünyası ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • 0 – 6 yaş arası dönem, çocuğun en çok sorguladığı, öğrendiği, bilinçaltına depoladığı dönemdir. Biraz önce de bahsettiğim gibi, anne babalar bu dönemde çocuklarına “sahip” gibi davranır ve onlar adına kararlar verir, konuşur, ceza verir, kızar, döver, vs. Ama çocuk bunları değil, sevilmeyi, oyun oynamayı, mutlu ve huzurlu ortamda büyümeyi hak eder.

 

  • Özellikle bu dönemde anne babalar, çocuklarıyla bol bol oyun oynamalıdır, daha sonraki zamanlarda zaten okul dönemi geldiği için hayatlarına başka telaşlar girecek ve arkadaşlarıyla oyun daha tatlı bir hal alacaktır.

 

  • Bu dönemde travmaya sebep olabilecek ağır cezalar verilmemeli (odaya kilitlemeler, karanlığa kapatmalar…).

 

  • Çıkarcı, ayrımcı, aşırı kuralcı ve ayrıca aşırı rahat da olmamalı. Kimseyle karşılaştırmamalı.

 

  • Çocuğun kızgınlığına, korkusuna, ağlamasına izin verilmeli, sabırla dinleyip, cevaplanmalıdır.

 

  • Çocuğun annesiyle ve babasıyla geçirdiği vakitler ayrı ayrı, güzel ve kaliteli olabilir ama bir önemli konu da anne-baba arasındaki ilişkinin güzel olmasıdır. Çocuk evde huzurlu ortam arar, yüksek ses, kavga, gürültü onu huzursuz eder. Bu yüzden anne-baba arasındaki sevgi bağı ne kadar kuvvetli olursa çocuk da o kadar mutlu ve sağlıklı bir birey olur. Bu yüzden anne-babanın ev içi huzuru için özellikle dikkat etmesi gerekir.

 

  • Gülmek bulaşıcıdır. Özellikle eğer gülen kişi çocuksa bütün eve yansır. Çocuğun dünyası içinde; mutluluğun, sağlıklı psiko-sosyal gelişimin olması ailesine bağlıdır.

 

  • Mesela çevresinde olup bitenleri sorgulayan çocuğa; doğru, kısa ve net cevaplar vererek, öz bakımını kendisinin yapabilmesi için ona fırsatlar vererek, bir yaş itibariyle yemeğini (döke-saça da olsa) kendi yeme tecrübesini yaşamasına izin vererek, korkusuna, sevincine, kahkahasına, kısacası duygularına saygı duyup onu önemseyerek, çocuğun özgüven gelişimi sağlanmış olur.

 

  • Çocuk oyunla olduğu gibi çizdiği resimle de sıkıntılarını, sevincini, mutluluğunu, üzüntüsünü, yasını, hıncını, ailesini, çevresini, duygularını ve daha bir çok şeyi anlatır. Bu yüzden çizdiği resimleri de önemsemek ve değerlendirmek gerekir. Çizdiği resimleri anlatmasını sağlamak ve üzerinde vakit geçirmek çocuğa kendini değerli hissettirecektir.

 

  • Ebeveynler; hata yapmayan, mükemmel çocuklar yetiştirmek için çabalar dururlar. Ama asıl hatayı işte o zaman kendileri yaparlar. Çocuk deneme-yanılma-yaşama yöntemiyle öğrenir, hata yapması üzerine ebeveynin tepkisi olumsuz olursa bu sefer çocuk hata yapmaması gerektiğini düşünerek pasifleşir ve artık hiçbir iş için adım atmaya cesaret edemez. Soru sorunca komik karşılanır, gülünür, dalga geçilirse merak ettiklerini soramaz. Yapılması gereken; yere düşülebilir, hatanın yapılabilir, ilginç soruların bile sorulabilir olduğunu çocuğa hissettirip onu önemsemektir. Kendini önemli hisseden çocuk aktif, başarılı, girişken ve sosyal bir birey olarak yetişir. Bir de şu var ki çocuğunun hata yapmamasını isteyenler hiç mi hata yapmamış? Beklentilerimizi mantıklı seçelim…

 

  • Anne-babanın birden fazla çocuğu olabilir ama her çocuğun bir tane annesi, bir tane babası vardır. Bu yüzden anne-babalar doğru örnek olmalı, her bir çocuğunun ayrı bir birey olarak değerli olduğunu ona hissettirmelidir.

 

  • Bir çocuk gözünden hayvanlar, çiçekler, yapraklar, su, hava, toprak vs. yani kısacası Allah’ın yarattığı her şey çok güzel, bambaşka görünür. İşte hayatı güzel yaşamak için bir bakış açısı. Çocuğun dünyası bu nedenle çok önemlidir. Çocuğun gözünden bakın hayata. Bulutlardan anlam çıkarmak, yıldızlara hikaye kurmak, karıncaları izlemek, hayal kurmak, çiçeğin güzelliğine aşık olmak, yere düşen yaprağa göre adım atmak… Her an eğlence, her an oyun, her an bu güzelliklerden dolayı mutluluk ve şükür… Anne-babaya asıl şükür sebebidir çocuk…

Hep derim: Çocuk üzerinde konuşulacak konu sayısı bitmez, deryadır çocuk, ucu bucağı görünmez… Ama bu makalemi, çocuk üzerinde ailelerin beklentilerine değinip bitireyim istedim. Çocuğum kitap okusun, ders çalışsın, televizyon izlemesin, telefonla oynamasın, yaramazlık yapmasın, gürültü yapmasın, şımarmasın, dağıtmasın, dökmesin, kırmasın… Abartmıyorum, yaşanılan ve hala da bir çocuktan beklenmeye devam edilen davranışları yazıyorum. Kitap okumasını istiyorsanız önce siz kitap okuyun, tv izlemeyin, telefonu siz önce bırakın gibi herkesin bildiği, sürekli duyduğu, ama uygulamakta zorlandığı şeyleri de yazmayacağım…

Doğru rol model olmanın, çocuğu bu kadar kısıtlamamanın önemli olduğunu ve ailenin, çocuğu yaşadığı hayattan mahrum bırakarak büyütmemesi gerektiğini düşünüyorum.

Sevgili ebeveynler… Çocuğunuzu düşünüyorsunuz. Yanlış şeyler yapmasını istemiyorsunuz. Haklısınız. Ama yapmasını istemediğiniz şey madem zararlı, siz de kendinize zarar vermeyin. Bu çocuğun sağlıklı ve mutlu bir aile ortamına ihtiyacı var unutmayın!!!


Aile Danışmanı Hümeyra YILDIZ‘ın yazıları için tıklayınız…


Aile Danışmanı Hümeyra YILDIZ

1988 yılında Manisa/Soma’da doğdu. 2010 yılında Bakü Devlet Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun oldu. 2013 yılında Aile Danışmanlığı, kısa süreli çözüm odaklı yaklaşım eğitimi; 2014 yılında Cinsel Danışmanlık Eğitimi, 2015 yılında bilinçaltı analizi eğitimi, 2016 yılında oyun terapisi eğitimi, 2018 yılında çocuk testleri eğitimlerinin sertifikalarını aldı. Çocuk Gelişimi bölümünde halen eğitimi devam ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

18 − seven =