Karne Notuna Göre Tatil!

8 Haziran 2018 tarihinde, Türkiye için çocukları yaz tatiline götüren bu eğitim öğretim döneminin son ders zili çaldı. Kimi zaman yorucu, kimi zaman umutlu, kimi zaman ümitsiz, kimi zaman güçlü, kimi zaman güçsüz dönemlerden ve derslerden geçtikten sonra çocukların beklediği tatil geldi. “Peki karne değerlendirmesi nasıl yapılmalı? Tatilde çocuklar ders çalışmalı mı, yoksa rahatlamaları için fırsatlar mı değerlendirilmeli? Hangi eğitim düzeyindeki çocuklar nasıl bir yol izlemeli?” tarzındaki sorulara kısa ve net, bilgilendirici detaylar sunabilmek için bu haftaki yazı konumu tatil dönemine ayırmak istedim.

Karneler Nasıl Değerlendirilmeli?

Karne sadece çocuğa ait olan bir not çizelgesi midir? Bu soruyu her seferinde sorduğumuz zaman karşımıza çok farklı yanıtlar çıkabilir. İşin gerçeği karne sadece çocuğa ait değildir. Karne; çocuk, öğretmen ve anne-baba üçgeni çerçevesinde şekillenen bir çizelgedir. Yüşük ya da yüksek not değerlendirmelerinde tek sorumluluğun çocuğa ait olduğu düşünülmemelidir. Aksi halde çocukta değersizlik ve yetersizlik duyguları gelişecektir ve bu da gelişimine etki eden olumsuz etkenler olarak karşımıza çıkacaktır.

Kötü notların bulunduğu bir karneyi düşündüğümüzde çocuğun haylazlığı ön plana çıkarılırken, iyi notların bulunduğu bir karneyi düşündüğümüzde neden “öğretmeni iyi iletişim kuruyor, aile ilgili tabi” gibi ifadeler ile sorumluluğu yetişkinlere veriyoruz? İyi notlara etkisi olan aile ve öğretmen ikilemi, kötü notlarda neden yok oluyor? Bu tatil bambaşka bir tatil olsun ve ilk aşamada herkesin aynayı kendine tuttuğu bir başlangıca imza atalım.

Çocuğun Başarılı Olduğu Alan/Ders Keşfedilmeli

Günümüzde yapılan en büyük hatalardan biri, başarısız olan alanı ya da dersi yükseltmek için çocukları zorlamaktır. Herkesin her alanda iyi olması ve mükemmel performans göstermesi mümkün değildir. Çocukların karneleri de aynı bu şekilde değerlendirilmelidir. “Başarısız olan dersleri nasıl yükseltsek diye değil de başarılı olan derslerin üzerine gidebilir ve bu alanda nasıl bir gelecek sunabiliriz?” şeklinde düşünülmelidir. Çünkü başarısızlığı zorlamak, derslere ve okula tepkiyi arttıran bir unsurdur. Yapamayacağı konuda kişinin zorlanması daha da çok yetersizlik hissi oluşturur. Başarılı olan derslerin yüreklendirilmesi ise çocukların yeteneği ve ilgisi olan alanı keşfetmelerine yardımcı olur.

Kıyas Kesinlikle Yapılmamalı!

Çocuk eğitiminde doğru olduğunu sandığımız bir yanlış da kıyaslamadır. Kıyas, sadece çocukların değil aynı zamanda yetişkinlerin de ruhuna akıtılan bir zehir gibidir. İnsan biriciktir ve sadece kendi gelişimi ile kıyası kabul eder. Dün nerede idim ve bugün neredeyim şeklinde bir kıyas anca kabul görebilir. Aksi halde diğer şekilde sınıftaki arkadaşlar, komşu çocukları, akrabalar veya mahalledeki zeki çocuklar kıyas merkezinde olursa çocukların başarısının daha da düştüğünü ve birey olarak kendini değersiz hisseden kişilerin yetiştiğini görebiliriz. Çocukları sadece notlar ve okul konusunda değil, her konuda kıyastan uzak tutmalıyız. Birey olarak eşlerimizin, ailemizin, iş arkadaşlarımızın, komşularımızın bizi kıyaslaması hoşumuza gider miydi?

Tatil Yapılırken Çocuklar Ders Çalışmalı Mı?

Maalesef ülkemizde tatil dediğimiz zaman ailelerin aklına gelen ilk şey, ekstra kurslar ve dersler olmaktadır. Başarıyı daha da artırma çabasında olduğumuzu gösteren bu adım ile aslında çocuklara rahat bir nefes aldırmıyor, sadece “Okula daha çok nasıl tepkisel olabilirler?” diye deneme yapıyor gibiyiz. Tüm yıl boyunca çocukların okul başarısına ya da başarısızlığına katkı sağlamamış olan ailelerin bir anda tatil zamanı ilgili hale gelmeleri ve çocukları daha da çok derse boğmaları kabul görebilecek bir davranış değildir.

Günümüzdeki veli profillerine bir göz attığımız zaman veli toplantılarına neredeyse hiç katılmayan, çocuğunun kaçıncı sınıfa gittiğini bile unutan, sınıf öğretmenlerinin isimlerini bilmeyen, çocuğunun en yakın arkadaşından bihaber olan, okuldaki derslerin içeriklerinden haberdar olmayan ve yıl içinde manevi olarak çocuğuna destek vermeyen anne-baba sayısı hiç de az değil. Böyle bir tabloda tatil zamanı geldiğinde birden çocukları derslere boğmak ne kadar doğru olabilir? İlgili anne-baba olanlar için tatil, zaten çocukların dinlenme süreci demektir.

Adı üzerinde “tatil” dinlenme süreci demektir. Tatil dönemini verimli olarak geçirmek istemek ve değerlendirmek ders çalışmak demek değildir. Çocuğun yeni eğitim öğretim yılına enerjik olarak başlaması için hem zihninin hem de bedeninin rahatlaması demektir. Bunun için ek tatil kitapları almak, ekstra dershanelere ya da kurslara göndermek atılan yanlış adımlardandır.

Hiç Mi Ders Çalışılmamalı?

Öğretmenler tarafından söylenen öneriler arasında, çocukların konuları unutmamaları için mutlaka ders çalışmaları gerektiği ile ilgili tavsiyeler vardır. Bu önerilere göre veliler de sürekli olarak çocukların peşinden tatil zamanında da “ders çalış” diye koşmaktadır. Ancak bu etkili bir yöntem olmadığı gibi çocuklarla anne-babaların arasını açmaktadır. Her şey dozunda güzeldir ve ders çalışma konusunda da aşırıya kaçmadan küçük tekrarlar yapılmalıdır.

Unutulmamalıdır ki çocuklarla kurulan iletişimde merkezde sadece okul olursa, bir süre sonra çocuklar, “Başarısız olduğum taktirde değersiz ve yetersiz biriyim.” düşüncesine sahip olurlar. Bu algıya sebep olmamak için bırakın bu tatil tüm aile için değişim zamanı olsun. Anne-baba olarak çocuğa okul için baskı yapmamaya söz verdiğiniz, çocuklar için de yılın yorgunluğunu rahatlıkla atabildikleri bir fırsat olsun.

Tatil Sürecinde Neler Yapılabilir?

Tüm ailenin ortak bir paydada birleştiği zaman dilimi olan yaz tatili, eğlenmek için çok önemli bir fırsattır. Çocukların çocukluklarını yaşayabildiği, bol bol eğlendiği, okul zamanı yapamadığı etkinlikleri yaptığı ve özgürlüğü eline aldığı bir dönem olsun. Teknoloji ile biraz yasakların kaldırıldığı, ailece yaz tatiline gidildiği, parklarda – bahçelerde piknik yaparak kahkahaların doğaya karıştığı ve dolayısıyla imkanların oluşturulduğu bir yaz tatiline merhaba diyelim. Bir taraftan babalar çocuklarıyla bilgisayarda oyun turnuvaları düzenlerken, diğer taraftan anneler de evde kurdukları oyun sahalarında çocukları ile oyun oynamanın keyfini çıkarsın mesela.

Çocukların yaşayarak öğrenmelerine izin verdiğiniz bir zaman dilimi olsun. Sosyal bilgiler ya da tarih kitaplarında ezbere öğrendikleri bilgileri müzeleri gezerek yaşatın, kalıcı öğrenme gerçekleşsin. Ailece parklara, bahçelere gidin, akşam gezmeleri yapın. Ailenin önemi, kitaplarda anlatıldığı gibi yüzeysel kalmasın. Doğa ve canlılar ile iç içe olacakları imkanlar oluşturun. Örneğin, binicilik yapmaya götürün. Atları sevsinler, fen bilgisi dersinde gördüklerini yaşayarak, heyecanla öğrensinler. Beraber alışverişe gidin, hesap yapmayı ona bırakın. Matematik teoride yarım kalmasın. İşte bu ve buna benzer örnekler ve atılan adımlarla, tatili, öğrenme aracına çevirebilirsiniz. Hem çocuklar ile anne-babanın arasındaki bağ güçlenecek hem de öğrenmenin gerçekte kitaplarda, testlerde olmadığını tüm aile kavrayabilecek.

Çocukları anlayabildiğimiz, empati kurabildiğimiz, tatili eğlence ortamına dönüştürebildiğimiz ve en önemlisi de “Okullar kapandı, şimdi ben ne yapacağım çocuklarla, of!” demediğimiz, bağlarımızı güçlendirmeye bir fırsat olarak gördüğümüz harika bir tatil diliyorum…