Boyun Eğicilik ile Gelen Mahkumiyet

  • Herkesi memnun etme arzusu,
  • Aşırı vicdan,
  • Sizi rahatsız eden durumlar karşısında sessiz kalma,
  • Hep alttan alan taraf olma, boyun eğme,
  • İnsanlara hayır demede güçlük yaşama,
  • Uyumlu çocuk olma,
  • Kusursuz evlat, kusursuz çalışan, kusursuz arkadaş, kusursuz eş olma,
  • Kendi haklarını, istek ve ihtiyaçlarını duymama,
  • Başkalarının istek ve ihtiyaçlarını kendi istek ve ihtiyaçlarının önüne koyma,
  • Çatışmadan kaçınma,

şeklinde kendini gösteren boyun eğicilik, varoluşu devam ettirebilme kaygısıyla, aslında yok etmeye götüren bir mahkumiyet yaratır adeta. Bu mahkumiyet bizim seçimimiz midir? Gönüllü olarak mı var ederiz yoksa bir nevi teslim olmak mıdır?

Boyun Eğicilik Şeması

Boyun eğicilik şeması henüz anne karnında başlayan varoluş süreciyle birlikte dünyaya geldikten sonra kurduğumuz temaslar, bakım verenlerin bize karşı tutumları, çevremizdeki insanların bize ve diğerlerine karşı tutumlarına yönelik gözlemlerimiz sonucu hayata dair belirlediğimiz bazı kurallarla şekillenir. Bu kurallar çocukluk dönemimizde hayata tutunmak için oldukça önemlidir. Örneğin; şiddet uygulayan bir babanın var olduğu bir dünyada, çocuk, ayakta kalabilmek için onun kurallarına uymayı ve boyun eğmeyi öğrenebilir. Annesi yatalak hasta olan bir çocuk, annesine bakım vermeyi öğrenirken kendi ihtiyaçlarını görmemeyi öğrenir.

Böyle bir çocuk, “Ben ne istiyorum? Benim neye ihtiyacım var? Neleri sevmiyorum?” sorularının cevaplarından bihaber ama “Başkaları benden ne istiyor? Onları nasıl memnun edebilirim?” sorularının cevaplarının peşinde koşan bir yetişkin haline gelir.

Boyun eğicilik şeması ile birlikte hayatımızdaki baş rolleri hep başkalarına veririz, biz sadece seyirci olarak var oluruz. Hayatımızın kontrolü hep başkalarının elindeymiş gibi hissederiz. Aldıklarımızla verdiklerimiz dengeli değildir. Dünya taleplerle dolu gelir bize. Tüm bu taleplerin altında sıkışmış ve çaresiz hissederiz. Böyle bir hayatın içinde sıkışıp kalmamıza yol açan dinamikler nelerdir, biraz bu konuya değinelim.

Boyun Eğiciliğin İki Türü

Boyun eğicilik kendini iki şekilde gösterir. İlki, kişilerin kendilerini suçlu hissetmemek adına kendini feda şeklinde kendini gösteren boyun eğicilik; bir diğeri ise başkaları tarafından reddedilme, terk edilme ve misilleme görmekten duyulan kaygı nedeni ile kendini gösteren teslimiyetçi boyun eğiciliktir.

Suçlu hissetmemek adına ortaya çıkan kendini feda şemasındaki en temel arzu, herkesi memnun etme ve bencil olmamadır. Herkesi memnun etme, herkesin onayını ve sevgisini kazanmayı amaç edinme sonucu başkalarının hayatını yaşamak kaçınılmazdır. Kendini feda şeması ile birlikte kişi kendini suçlu hissetmekten korur. Hayatta hep “evet” insanı olur. Bu şemaya sahip kişiler başkalarının iyi hissetmelerinin sorumluluğunu üstlenirler. Ancak kendilerini ihmal ederler. Başkalarının huzurunu sağlamak aşırılaşmış bir erdem olarak karşımıza çıkar. Buradaki boyun eğicilik gönüllü olarak seçilmiştir.

Teslimiyetçi boyun eğicilikte ise kişi gönüllü olarak boyun eğmez, zorunda olduğunu hissettiği için boyun eğmeyi seçer. Çocukken aile tarafından terk edilmemek, cezalandırılmamak adına boyun eğicilik şeması gelişmiştir. Bakım verenlerin sevgisinden ve ilgilerinden mahrum kalmamak adına teslim olunmuştur.

Hangi ebeveyn tutumları boyun eğicilik şemasının gelişimine katkıda bulunmuştur?

  • Bakım verenler hayatınızın her alanında kontrolü ellerinde tutmaya çalışmışlardır.
  • Onların istediği gibi davranmadığınızda sizi cezalandırmışlardır.
  • Onların istediği gibi davranmadığınızda sizi duygusal olarak yoksun bırakmış, küsüp uzaklaşmışlardır.
  • Sizin kararlarınızı dikkate almamış, eleştirmişlerdir.
  • Ebeveynleriniz uzakta olduğu ya da yetersiz oldukları için geride kalanların sorumluluğunu üstlenmek durumunda kalmışsınızdır.
  • Aile üyeleri sürekli kendi sorunlarından bahsettiği için hep dinleyici olmuşsunuzdur.

Tüm bunlar sonucunda ailenizin isteklerini yerine getirmediğinizde kendinizi suçlu ve bencil hissedersiniz. Çocukluğunuzda duygu ve düşüncelerinize önem verilmediğini, haklarınıza saygı duyulmadığını hissedersiniz. Ailenizi mutsuz hissettirmemek adına söylediğiniz ve yaptığınız her şeye çok dikkat eden bir çocuk olmuşsunuzdur. “Bizim çocuk çok usludur. Bizi hiç üzmez.” cümlesinin dayattığı mahkum kıyafetini giymişsinizdir.

Boyun Eğicilik Şemasını Değiştirmenin Yolları

İçinizdeki küçük çocuğu hissedin. Bu çocuk için ne yapardınız? O küçük çocuğun herkese boyun eğen tutumunu destekler miydiniz? Yoksa elinden tutup kendisini ifade edebilmesi için onu teşvik mi ederdiniz?

Her gün işte, evde, gündelik hayatınızda alttan aldığınız, kendi ihtiyaçlarınızı ertelediğiniz durumları gözlemleyin, not edin. Kendi isteğinizi ifade ettiğinizde en az kaygı uyandıran durumdan başlayarak her bir adımda rahat hissedene kadar adım adım listedeki en çok kaygı uyandıran duruma doğru kendinizi ortaya koymaya başlayın.

İlişkilerinizi gözden geçirin. Sizin onlar için yaptıklarınızla onların sizin için yaptıkları ne kadar dengeli? Sıkışmış hissettiğiniz ilişkilerinizi değiştirin.

Öfkenizi hissedin. Boyun eğicilik şemasına sahip kişiler öfke duygusunu bastırmayı seçip daha çok pasif agresif tutum izlerler. Yapılacak şeyleri erteleme, geç kalma, arkasından konuşma, bir şeyi kabul etmek ama uygulamamak gibi. Bir diğer uçta ise aşırı saldırgan bir tutum ortaya çıkabilir. Boyun eğicilik şeması, karşıdaki kişilere boyun eğdirme çabası şeklinde gözlenebilir. Öfke duygusu, adil olmayan bir şeyler olduğunun sinyalini verir. Bu yüzden hakkını arama ve sınırlarını koruma adına önemlidir. Ben dilini kullanarak, sakinliğinizi kaybetmeden sizi rahatsız eden durum üzerinde konuşun. Olan şeyin size kendinizi nasıl hissettirdiğini aktarın.

  • Diğer insanlardan bir şey istemek boyun eğicilik şemasına sahip olanlar için güçtür. İhtiyaç hissettiğinizde diğerlerinden yardım isteyin.
  • İnsanlara çok fazla uyum sağlamak yerine, katılmadığınız, farklı düşündüğünüz durumlarda da kendi fikirlerinizi paylaşın.
  • Birisi üzgün, incinmiş ya da size kızmış olduğunda kendinizi rahat hissetmeyi öğrenin.
  • “Fark etmez yaparım” yaklaşımını bırakın.
  • Sizi gerçekte önemsediğini hissettiğiniz, aldıklarınız ve verdikleriniz arasında dengesizliğin olmadığı ilişkilerinize sarılın.

Son Söz

Boyun eğicilik şemasının gelişiminde kendi istek ve ihtiyaçlarımızı ortaya koyarsak bize kızılacağı, bizden uzaklaşılacağı, terk edileceğimiz kaygısı yatar. İlişkilerimizde aldıklarımız ve verdiklerimiz arasındaki denge çok önemlidir. Bu denge olmadığında hayal kırıklıkları ve tükenmiş hissetme duyguları beraberinde gelir. Hayır diyebilmenin, kendi sınırlarınızı çizebilmenin özgürleştirici etkisi ise inanılmazdır.

“Gerçekte ben ne istiyorum? Bu filme gitmeyi istiyor muyum; yoksa sevgilim bana sinirlenir, benden uzaklaşır diye mi gidiyorum? Beni çok zora sokacağını bilsem bile arkadaşım istedi diye onu hava alanından almalı mıyım?”

“Bunları yapmazsam vicdanım rahat etmez, olsun, ne olacak, ben bir çaresine bakarım mı diyorum?”

“Eğer bu konuda fikrimi söylersem iş arkadaşım beni yanlış anlar, bana sinirlenir, huzursuzluk çıkar; diye kendi fikirlerimi savunmaktan kendimi alıkoymayı mı seçiyorum?”

Bu ve buna benzer soruların yanıtı evet ise bir süre sonra kendinizi hep ikinci plana atarak yaşadığınız bir hayat içinde bulursunuz kendinizi. Başkalarına öfkelenirsiniz. “Bunu benden nasıl ister” dersiniz. Ama yine de ona bir şey diyemezsiniz. Sonrasında kendinize öfkelenirsiniz. “Ne kadar ezik bir insanım” dersiniz. Kendimi savunamıyorum, karşı çıkamıyorum düşüncesiyle özsaygınız zedelenir. Bu duygu ağır geldiği için yaptığınız şeyin doğruluğuna kendinizi inandırmaya çalışırsınız. Ancak sonuç olarak sıkışmış bir hayatın içinde bulursunuz kendinizi. Zindana dönüşen bir dünya ile karşı karşıyasınızdır. Bu dünyadan sıyrılıp özgürlüğün kapısını çalmak için önce içinizdeki çocuğu hissedin. Korkularını, kaygılarını duyumsayın. Kendinizi ortaya koyup suçlu hissetmek, terk edileceğiniz ya da sizden yüz çevirecekler diye duyduğunuz kaygıya teslim olmak yerine bu duygulara tahammül etmeyi öğrenmeniz gerekmektedir. Kendi istek ve ihtiyaçlarınızı karşınızdaki kişiyi de önemsediğinizi gösterecek şekilde ifade edebilirsiniz. Ancak bu şekilde boyun eğici ilişkiler, yerini olgunlaşan karşılıklılık ilkesi çerçevesinde ilerleyen ilişkilere dönüşecektir. Yetişkin dünyanızda kendi sahip olduğunuz gücü, potansiyeli fark edin. Artık çaresiz, savunmasız, bakım verenlerine bağımlı bir çocuk değilsiniz. Kendi haklarını savunabilecek, kendi hayatını idame ettirebilecek güce ve donanıma sahipsiniz. Hayatımız seçimlerimizle şekillenir. Nasıl bir hayat sunmak istiyorsanız kendinize, seçimleriniz o yönde olsun.

Sevgilerimle…


Kaynakça

Young, J. E. & Klosko, J. S. (1993). Hayatı Yeniden Keşfedin (Çev. Kohen, S. & Güler, D.) Psikonet Yayınları: İstanbul.