Geçen hafta “Mutsuz bir evlilik mi yoksa boşanmak mı çocukların psikolojisi açısından daha iyidir?” konusuna ayrıntıları ile değinmiş ve akıllardaki bu konuya ait soru işaretlerini yok etmeye çalışmıştık. Bu hafta ise boşanmaya karar vermiş olan çiftlerin bu karar öncesinde, sırasında ve sonrasında çocuklara karşı yaklaşımlarının nasıl olması gerektiğine ayrıntıları ile değineceğim. İstesek de istemesek de bazı zamanlarda boşanma son çare bile olsa karşımıza çıkabiliyor. Her ne kadar çiftler ayrılık sonrası psikolojik olarak etkilense de en büyük darbeyi, bölünmüş ebeveynleri arasında kalan çocuklar alıyor. İşte bu darbeyi minimum düzeye indirebilmek ve çocukların psikolojisi açısından yapılması gerekenleri anlatabilmek için buradayız. Bu yazı, sadece boşanma kararı alacak ya da almış anne babalar için değil, çevresinde bu durumu yaşama tehlikesi olan, bilinçlenmek isteyen herkese hitap etmektedir.

Çocukların Yaş Düzeylerine Göre Boşanmaya Olan Tepkileri ve Boşanmadan Etkilenme Oranları

Bebeklik Dönemi (1-3 Yaş)

Boşanma, bu yaş dönemindeki çocuk için anlamlandırılabilen bir süreç değildir. Anneden ya da babadan birinin evden ayrıldığını hisseder ve bunun farkına varır. Ancak bunun sebebinin ne olduğunu kestiremez. Bebeklik döneminde boşanmaya karşı oluşabilecek tepkiler:

  • Sık sık ağlama nöbetleri
  • Endişe ve kaygı hissetme
  • Öfke patlamaları
  • Isırma ya da rahatsız edici davranışlar sergileme
  • Uyku sorunları

İlk Çocukluk Dönemi (3-6 Yaş)

Boşanma, bu yaş dönemindeki çocuk için halen süreci anlamlandıramadığı bir zaman dilimidir. Annenin veya babanın artık eskisi kadar hayatında olmadığını fark etmiştir. Bu dönemde oluşabilecek tepkiler ve boşanmanın çocuğa etkileri:

  • Boşanma olayından dolayı kendini suçlayabilir.
  • Öfke duygusunu çok daha yoğun yaşar.
  • Uyku sorunları gözlemlenebilir.
  • Birlikte kaldığı ebeveynine karşı aşırı tepkiseldir.

İkinci Çocukluk Dönemi (6-11 Yaş)

Boşanma, bu yaş dönemindeki çocuk için anlamlandırılmış bir tanımdır. Boşanmanın ne demek olduğunu artık kavramaktadır. Annesinin ve babasının artık birlikte yaşamayacağını bilir. Birbirlerini eskisi gibi sevmediklerini düşünür ve bunu kabul eder. Bu dönemdeki çocuklarda oluşabilecek tepkiler ve boşanmanın etkileri:

  • Kendisinin aldatılmış ve kenara itilmiş olduğunu hisseder.
  • Giden ebeveynin artık bir daha geri dönmeyeceğini düşünür.
  • Uyku düzeni bozuktur.
  • Giden ebeveynin artık kendisini sevmediğini düşünür.
  • Birlikte kaldığı ebeveynine karşı çok dolmuştur ve onu suçlar.
  • Yeniden anne ve babasının bir araya geleceğini ümit eder.
  • Sürekli olarak vücudundaki ağrılardan şikayet eder.
  • Arkadaşları ile iletişimi bozulur.

Peki Ya Ergenlik Dönemi?

Ergenlik döneminde artık bilinç yavaş yavaş yerine oturduğu için tepkisellikten öte her iki ebeveyninden de soğuyan çocuklar görmemiz normaldir. Her iki ebeveynini de bu süreçte suçlar ve içsel olarak bir an önce kendi hayatını kurmak ister. Arkadaş ortamına daha çok bağlanır ve artık anne ve babasını bir araya getirme gibi istekleri yoktur.

Çocukların Psikolojisini En Doğru Şekilde Yönetebilmek İçin Neler Yapılmalıdır?

Geçen haftaki yazımda belirttiğim üzere “Çocuklara asıl travmayı yaşatan durumlar; boşanma sürecini iyi yönetememek, çocuktan taraf tutmasını istemek, çocuğun duygularını sömürmek, boşanmanın suçlusunu kendisiymiş gibi hissettirmek, çocuğu dolduruşa getirmek ve buna benzer bilinçsiz ebeveyn tutumlarının olmasıdır.” Peki bu dönemi en iyi şekilde yönetebilmek için neler yapılmalıdır? Boşanma sonrasında çocuğa travma yaşatmamak için nasıl bir yol izlenmelidir?

  1. Eski düzen mümkün olduğunca devam ettirilmelidir. Günlük yaşamın ritmi aynı ölçüde ilerletilmelidir.
  2. Ebeveynin sürekli olarak endişeli gibi görünmemesi önemli bir kıstastır. Çocuğun en çok ihtiyacı olan güven duygusunun sarsılmasına neden olabilecek kaygıdan her iki ebeveynin de uzak kalması gerekir.
  3. Çocuklar ile baş başa zaman geçirilmelidir. Anne ile özel zamanlar, baba ile özel zamanlar planlanmalı ve yapılan planlar uygulanmalıdır.
  4. Çocuk, evden ayrılan ebeveyni istediği zaman görebilmelidir. Birebir görüşme imkanı yoksa bile telefon ile görüşme sağlanmalıdır.
  5. Ebeveynlerin özel zaman diliminde çocukları ile iletişimlerini güçlendirmeye yönelik adımlar atması gerekir. Kesinlikle karşı taraf suçlanmamalı ve çocuk doldurulmamalıdır. İletişimi güçlendirebilmek için sinema, tiyatro, lunaparka gitmek ve piknik gibi etkinlikler düzenlenebilir.
  6. Çocuğun duygularını ifade etmesine izin verilmelidir. Sorduğu sorulara içtenlikle yanıt verilmelidir. Bol bol dinlenmeli ve sosyal alanlara yönlendirilmesi sağlanmalıdır. Bu sosyal alanlarda ilk başlarda ebeveynin refakatçi olarak yanında durması önemlidir.
  7. Boşanma sebebinin kendisi olmadığı çocuğa söylenmelidir. Bunun yanı sıra çocuğa, duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarının aynı düzende ve aynı oranda karşılanacağı; asla yalnız bırakılmayacağı söylenmelidir. Anne baba, verdikleri bu sözleri davranışları ile doğrulamalıdır.
  8. Anne baba, bu süreçte kendi psikolojisini de iyi bir düzeyde tutmalıdır. Gerekirse bir uzmandan yardım almalı ve yüz ifadelerinde bile gergin olduğunu çocuğa hissettirmemelidir. Çünkü bu yüz ifadeleri çocuğun kendini suçlu hissetmesine sebeptir.

Çiftler Boşanır, Ancak Anne Babalıktan Boşanılmaz!

Boşanma sonrası en zorlu süreç ayrılıktan sonraki ilk yıldır. Çocuk ile bağlar ne kadar kuvvetli olursa bu zorlu süreç o kadar çabuk aşılır.

  • Çift olarak boşanmış olunsa bile anne babalıktan boşanılmayacağı hiçbir zaman unutulmamalıdır. Yapılan en büyük hata, eşlerin birbirinden kopmasının yanında çocuktan da uzaklaşmasıdır. Ebeveynler, ruhsal anlamda sıkıntı yaşıyorsa bu aşamada bir uzmana danışmalıdır.
  • Çiftler, çocukları taraf tutmak zorunda bırakmamalıdır. Sadece eş olarak göreve son verilmiştir. Anne babalık modellerini lekelemek ve çocuktan taraf tutmasını istemek oldukça yanlış bir tutumdur. Kesinlikle “Annen/baban şöyle biri, sevme onu, benimle kal.” gibi ifadelerle çocuğa nefret besletilmemeli ve “tek ebeveyn sevilir” algısı oluşturulmamalıdır. Her ne kadar mahkeme tarafından tek ebeveyne çocuklar verilse de hem anne hem de babanın çocuklarla bağını hiç koparmaması gerekir. Görüşmelere izin vermek önemlidir.
  • Bir diğer önemli kıstas ise baba modelinin devam ettirilmesidir. Bu ayrıntı çocuk üzerindeki travmatik etkileri azaltacak güçtedir. Velayeti annesine verilmiş ve babası uzakta olan çocuklara, baba modelini devam ettirecek bir yetişkinin rol olmaya devam etmesi gerekir. Bu kişi dayı, dede, abi vs. olabilir.
  • Çocuk, hiçbir şekilde suçluluk hissetmemelidir. Sinir anında bile olsa “Senin yüzünden oldu bak, eğer beni üzersen ben de seni terk ederim.” gibi ifadelerden uzak kalınmalıdır. Bu, çocuklarını kaybetmek isteyen bireylerin tutumu olur.

Unutulmamalıdır ki, boşanma çok ciddi bir karardır. Ve buna karar vermeden önce aile danışmanlarından, çift terapistlerinden destek alınması önemlidir.


Pedagog Betül Rümeysa DEMİRÖRS‘ün yazıları için tıklayınız…


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

20 + four =