Biriktirme Bağımlılığı

İnsanlar bazı durumlarda psikolojik olarak tatmin olmak, korkulardan uzaklaşmak, baskılardan kaçmak, duygularını kontrol etmek, yalnızlıktan kurtulmak ya da daha özgür olmak için bağımlılığı tercih eder. Bağımlılığı tercih etmiş kişiler bağımlı olduklarını ya geç fark ederler ya da hiç fark edemezler. Bağımlılıktan henüz zarar görmemiş kişilerin de bağımlı olduklarını genelde reddettikleri görülür. Bağımlılık bir süreçtir; insanlar bağımsızlıklarını ilan etmek için farkına varmadan bağımlılık yolunu seçebilir.  Ancak bağımlılığı yalnızca alkol ya da madde bağımlılığı olarak ele almamak gerekir. Alışveriş bağımlılığı, seks bağımlılığı, kumar bağımlılığı, biriktirme bağımlılığı ve daha birçok bağımlılık çeşidi bulunmaktadır.

Zaman zaman akşam haberlerinde gördüğümüz “çöp evler” biriktirme bağımlılığında artık son noktaya gelindiğinin habercisidir. Belediye çalışanları eşyaları evden güçlükle çıkarırlar, ev sahibi biriken eşyaların atılmasına aşırı tepki verir. Bu bağımlılık bir anda oluşmuş bir şey değildir. Bir ev dolusu çöp bir anda birikmiş de olamaz. “Compulsive hoarding” , “dispozofobi” olarak anılan bu rahatsızlık bizde istifçilik olarak bilinmektedir. Satın alma, başkasının attıklarını alma, biriktirme, saklama ve atamama davranışları kontrol altına alınamadığı takdirde bağımlılık olarak yavaş yavaş kendisini göstermeye başlıyor. Bağımlı olanlar “Bir gün lazım olur.” düşüncesinin arkasına sığınarak gerekli olsun-olmasın ne varsa atmadan biriktirirler. Biriktirdikçe duygusal olarak tatmin olurlar ancak yaşam alanları kısıtlanmaya ve yaşam kaliteleri düşmeye başlar.

Biriktirme bağımlılığı tek bir nedenle açıklanamaz. Birçok yaşantının ortak bir sonucu olabileceği gibi sadece bir deneyimin sonucu da olabilir:

  • Boş alan kişiyi huzursuz eder, boş alanlar dolduruldukça kişi kendisini daha güvende hisseder ve mutlu olur. “Bir gün lazım olur.” deyip benzer eşyalar biriktirilir. Bu durum kişinin kendini güvende hissetmesini sağlar; çünkü her şeye hazırlıklı olduğunu düşünür. Ancak atılmayan eşya lazım olduğunda bulunamaz.
  • Biriktirme bağımlılığının temelinde 2-4 yaş arasındaki yaşantıların bulunduğu, uzmanlar tarafından araştırma konusudur. Tuvalet eğitiminin alındığı dönemde çocuk dışkılama deneyimini ilk defa yaşar, fazla baskı ve müdahale çocuğun ilerleyen zamanlarda davranış bozukluğu göstermesine neden olur. Bu davranışlardan bazıları: cimrilik, para harcamaya düşkünlük, biriktirme ve kararsızlıktır.
  • Savaş görmüş, uzun zaman kıtlık ve ekonomik sıkıntılar yaşamış birisi, özellikle bu olaylardan sonra derin travmalar yaşamışsa hiçbir eşyayı atamama sürecine girebilir. Temeldeki etken “Ya yine aynı durumla karşı karşıya kalırsam.” düşüncesinin verdiği huzursuzluktur. Kişi, elindekini atmayarak şu an ne kadar şanslı olduğu düşüncesine sığınır ve rahatlar. Sobalı evden merkezi ısıtma sistemli bir eve taşınan kişi “Hala sobalı eve geri dönmek zorunda kalırsam…” endişesi ile gazete biriktirmekten vazgeçmeyebilir.
  • Bazı eşyalarla aşırı duygusal bağ kurulması da biriktirme bağımlılığının habercisidir. Genelde bazı eşyalar bazı değerli anıların hatırlatıcısı olarak nitelendirilirler. Elbetteki özel olarak anlamlar yüklediğimiz eşyalar olacaktır; ancak bu eşyalarla geçmiş arasında bağ kurup sadece bu eşyalarla tüm günü geçirmek, yeni hayat deneyimlerinden uzak kalmaya neden olacaktır.
  • Terk edilme, ayrılma, yalnız kalma korkusu da kontrol altına alınamayınca bir süre sonra eşyalarla bağ kurmaya ve eşyalardan vazgeçememeye dönüşecektir.
  • Duygusal ilişkilerin zayıflaması da insanları bir süre sonra eşyalarla bağ kurmaya iter. Kabul görmeme, sevgi ihtiyacının karşılanmaması ve güven duygusunun karşılıksız kalması kişileri diğerlerinden uzaklaştırır. Kişi; sevme, güvenme, paylaşma gibi ihtiyaçlarını bazı eşyalarda gidermeye çalışır. Duygusal ilişkiler azaldıkça kişiler eşyalara daha fazla değer vermeye başlar. Sevmediğiniz bir kişinin evine misafir olduğunuzda o kişinin misafirperverliği, güler yüzlülüğü değil; ne giydiği, ne ikram ettiği ve ne tür bir ev dekoru olduğu dikkatinizi daha çok çeker.
  • Tutumlu olma düşüncesi önemlidir ancak gerekli-gereksiz her şeyi biriktirmek tutumluluk değildir.
  • Biriktirme bağımlılığı koleksiyonculuk ile karıştırılmamalıdır. Koleksiyonculuk belirli bir düzen içerisinde ilginç ve değerli şeylerin biriktirilmesidir. Ancak bağımlılıkta çöpten bile eşya alınabilir. Freud, hatırı sayılır bir antika heykel koleksiyoncusuydu.
  • Sadece eşya biriktirmek değil; telefonunuzdaki mesajları silemiyorsanız bu durum da bir süre sonra problem olmaya başlayacaktır.

Bağımlı kişiler tedaviye başladığında, genelde bağımlılık tam anlamıyla bütün hayatlarına egemen olmuş durumdadır. Kişinin davranışlarının normal olup olmadığını anlayabilmesi başta zordur. Normal bir hobi ya da alışkanlık gibi değerlendirilen biriktirme davranışı, kişinin kendisine ve çevresine zarar vermeye başladığı anda bir rahatsızlık olarak görülse de bağımlılık süreci çok daha önce başlamıştır.

Çözüm noktasında kişilerin bağımlılıklarından hemen kurtulması söz konusu değildir. Bağımlılığın oluşumu nasıl bir süreç içerisinde gerçekleştiyse çözümü de yine bir süreç gerektirecektir. Öncelikle kişi, bağımlılık tedavisinde gönüllü olmalıdır ve sürece güven duymalıdır. Tedavi sürecinde davranışçı terapi, grup terapisi ve ilaç tedavisi kullanılır.


Suzan KARA’nın diğer yazıları için tıklayınız…


Bağımlılıkla İlgili Diğer Yazılarımız:

Bağımlılık Yapan 10 Yiyecek

Sigara ve Tütün Bağımlılığı

Alkol Bağımlılığı

Esrar Bağımlılığı

Gençliğin Katili Bonzai!

Morfin Bağımlılığı

Afyon Bağımlılığı

Ölümcül Hap: Ekstazi

Hayatın Zorlukları ve Bağımlılığa Etkisi

Esaret ve Ölümün Diğer Adı: Eroin

Platonik Bağımlılık