Bilişsel Gelişim Kuramı

Bilişsel gelişim; kişinin doğumundan itibaren, çevresini ve dünyayı anlamasını ve öğrenmesini sağlayan bilginin; edinilmesi, kullanılması, saklanması, yorumlanması gibi aktif zihinsel faaliyetleri içine alan süreçtir.

Kurama göre bilişsel gelişim sürecini etkileyen 4 ilke bulunmaktadır; olgunlaşma, deneyim, toplumsal aktarım ve dengeleme.

Olgunlaşma: Fiziksel gelişim ile kalıtsal özellikleri ifade eder. Olgunlaşma süreci zihinsel gelişim süreci ile paralel şekilde ilerler.

Deneyim: Bilişsel gelişim sürecini etkileyen unsurlar arasında insan müdahalesine en uygun faktör deneyimdir. Yaşamda edinilen bilgi ve tecrübe zihinsel gelişim sürecini etkiler. Bebeğin oyun ve oyuncaklarla geçirdiği süre deneyim ve zihinsel süreçler için ciddi bir kazanımdır.

Toplumsal Aktarım: Kültürel yapı, kişinin zihin gelişimini etkiler. Bu yapı, bireylerin zihinlerini nasıl kullanacaklarını toplumsal davranış kalıpları ve dil aracılığıyla belirler. Kültür, bireye yaşantı zenginliği sağlayarak da zihin gelişimini arttırır. Piaget, elde edilen şemaların çoğunun sosyal aktarımla oluştuğunu savunur. Toplumsal aktarım, çocuğun; anne, baba, komşu, arkadaş, öğretmen gibi çevresindeki insanlardan öğrendikleridir.

Dengelenme: Organizmanın bilişsel yapılarını dengede tutmak için geçirdiği süreçtir. Zihnin dengelenme eğilimi de zihnin gelişimini etkiler. Yeni öğrenilen bilgiler önce dengesizlik doğurur, sonra dengeye kavuşurlar. Organizma gelen yeni bir bilgi ile önceden var olan denge üzerinde bir dengesizlik yaşar. Bu dengesizlik organizmayı yeniden denge kurmaya sevk eder. Böylece alt düzeydeki dengeden üst düzeydeki yeni bir dengeye ulaşılır.

Piaget’e Göre Bilişsel Gelişim Dönemleri

  1. Duyu – Hareket (0-2 yaş)
  2. İşlem Öncesi (2 – 6 Yaş)
  3. Somut İşlemsel (7- 11 Yaş)
  4. Soyut İşlemsel ( 11 yaş ve sonrası)

Kurama göre bütün çocuklar bu dönemleri aşamalı olarak geçerler. Bir dönemin atlanılması ve bir sonraki döneme geçilmesi mümkün değildir. Ancak çocukların bu gelişim dönemlerine girme yaşı ve o dönemi tamamlama süresi birbirinden farklıdır.

1) Duyu – Hareket (0 – 2 Yaş)

Bebek, dış dünyayı keşfetmede duyularını ve motor becerilerini kullanır. En kritik kazanımların elde edildiği dönemdir. Duyu organlarının varlığını hisseder, bedeninin farkına varır ve istediği gibi yönlendirir. Vücudunu refleksif davranışlardan arındırır ve koordinasyon yetisi kazanır.

1.1) Refleksif Hareket Dönemi (0-1 Ay)

Dıştan gelen bir uyarı sonucu doğan, irade dışı fiziksel yanıta refleks denir. Yeni doğan, dünyaya pek çok refleksle gelir. Yeni doğan bebeğin bazı refleksleri; moro, adımlama, arama, yakalama-kavrama, emme, babinski, göz kırpma refleksidir. Refleksler, çocuğun ilk bilgi edinme kaynaklarıdır. Bebek için koruyucu ve arama/emme refleksleri gibi yiyecek sağlayıcı özellik taşırlar. Sinir sisteminin olgunlaşmasıyla refleksler, yerlerini istemli davranışlara bırakır.

1.2) İlk Alışkanlıklar ve Birinci Döngüsel Tepkiler Aşaması (1-4 Ay)

Refleksif hareketler sonucu bebekte meydana gelen alışkanlıklar evresidir. Bebek bu dönemde istemsiz yaptığı bir hareketi tekrar etme yetisi kazanır. Bacaklarını hareket ettiren çocuk, bu durumdan haz alırsa neşeyle bacaklarını birbirine vurur. Bu etkinlik birinci döngüsel tepkilerdir. Örneğin, bebek parmağını yanlışlıkla ağzına yaklaştırarak emmeye başlar. Bu durumdan haz aldığında tekrar emmek için o parmağını aramaya başlar. Emme şeması hoşuna giderse, bebek bunu tekrarlar. Piaget bu davranışa “ilk” ismini vermiştir. Bu tepkiler tesadüfen ortaya çıkan ilginç ve haz veren bir olayı tekrarlamak için bebeğin çabası üzerine kurulmuş şemalardır. Bebek alışkanlıkları ve döngüsel tepkileri tekrarladığında bu alışkanlıklar ve döngüsel tepkiler kalıplaşır.

1.3) İkinci Döngüsel Tepkisel Aşaması (4-8 Ay)

Bu dönemde bebek nesneleri dikkate almaktadır. Bebek bu dönemde nesnelerin özelliklerini tesadüfen keşfedebilir. Bu keşif sonucunda bebeğin davranışlarını tekrarlamasına ikinci döngüsel tepkiler denir. Bu dönemde bebeğin emme, moro gibi basit ve refleksif şemaları kavrama, sallama ve kontrollü tepki gibi çeşitli şemalarla birleştirir. Bu değişim bebekte daha karmaşık davranışların ortaya çıkmasına neden olur. Nesne devamlılığının ilk temelleri bu dönemde atılır. Örneğin çıngırak bebeğin elinden alınıp saklandığı zaman çıngırağın alındığı yöne doğru elini uzatır; ama arama davranışı sergilemez ve çıngırağı unutur. Bu dönemde bebek için nesneler görüldüğü sürece vardır. Bu sebeple “ce-e oyunu” bebeklerin çok hoşuna gider.

1.4) İkinci Döngüsel Tepkilerin Koordinasyonu ve Amaca Yönelik Davranışlar Aşaması (8-12 Ay)

Amaçlı davranışların belirginleştiği dönemdir. Bebek bu dönemde amaç-araç ayrımını yapar. Bebek bir sopayı tutar (manipüle eder) (anlam), gerektiğinde sopayı uzaktaki bir oyuncağa ulaşmak için kullanabilir (amaç). Piaget çocuğun bir amaca ulaşmak için plan yaptığını ileri sürer. Bu dönemde bebek algı alanından kaybolan nesneyi aramakta ve onu gizleyen nesneye müdahale etmektedir. Oyuncağı örtünün altın sakladığınızda örtüyü kaldırabilir ancak kaldırılması gereken ikinci bir nesne olursa ona dokunmaz. Sürekli örtünün altında aramaya devam eder.

1.5) Üçüncü Döngüsel Tepkiler, Yenilik, Merak Aşaması (12-18 Ay)

Yürüme, tırmanma, sarkma gibi özellikler kazanan çocuk, bu dönemde keşfetme duygusu ile hareket eder. Yeni keşifler sonucu deneyimleri de artar. Bir nesnenin yuvarlanması, kırılması, dönmesi veya şekil değiştirmesi gibi işlevlere karşı meraklıdır. Çocuklar nesnelerin özellikleri ve çeşitli hareketlere nasıl yanıt verdiği hakkında, deneme yanılma yöntemini izlemektedirler. Örneğin çocuklar, düşen nesnelerin veya çekilen şeylerin özelliklerini ilginç bulur. Özellikle çekme eylemi çok sık rastlanır. Herhangi bir nesneyi çekip düşürme ve düşme sonrası meydana gelen sonuç, herhangi bir şeyi çekme sonucu oluşan tepkime, çocuğun merağını cezbeder ve nesnelerle tepkileri kategorize eder. Mesela bir topun yerde zıpladığını; bir bardağın kırıldığını öğrenir.

1.6) Zihinsel Kombinasyonlar ve Problem Çözme Aşaması (18-24 Ay)

Çocukların zihinsel fonksiyonları simgesel seviyeye çıkar. Çocuk belli simgelerle düşünmeyi öğrenir. Neden-sonuç bağlantısını daha iyi kurar. Mesela sakallı olanları baba diye tanımlayabilir. Birinin elinde çikolata gördüğü an kendisine verilebileceğini anlar. Deneyimlediği her olayı benzer durumlarla eşleştirebilir. Bebek yaşadığı problemleri çözdükçe zihinsel kombinasyonları artar. Bu evrenin özelliklerinden biri de ertelenmiş taklittir. Evrenin sonlarına doğru, örnek unsur ortadan kalksa da kişi bu davranışı tekrarlayabilir. Örneğin, babanın yaptığı herhangi bir davranış birkaç gün sonra çocuk tarafından yapılabilir. Ertelenmiş taklit ile bebeğin zihninde kavramlar oluşmaya başlar. Bu evrenin diğer bir özelliği de çocuğun “nesne devamlılığı” kazanmasıdır. Çocuk masanın altına kaçan bir topu yakalamak için masanın diğer tarafına geçebilir.

2) İşlem Öncesi Dönem (2-7 yaş)

2.1) Sembolik Dönem (2-5)

Çocuğun sembolleştirme yetisi kazandığı ve kendi iç dünyasındaki nesneleri ve olayları temsil etmesi için imgeleme yaptığı dönemdir. Bu dönemde çocuklar karmaşık, soyut veya anlamlandıramadığı şeyleri kendi iç temsil gücüne göre yorumlar. Çocukların dili, çok hızlı gelişir ancak kullandıkları kavramlar ve semboller kendilerine özgüdür ve çoğu zaman hayal ürünüdür. Bu evrede çocuk, görünürde olamayan ya da hiç var olamamış bir şeyle ilgili nesne, olay, kişi veya varlığı temsil eden semboller geliştirir. Bu duruma pedagojide “Sembolik oyun” dönemi denir. Örneğin; çocuk süpürgeyi at, çubuğu tabanca gibi kullanabilir.

Bu dönemdeki çocuklar benmerkezcidir. Çocuk dünyanın merkezine kendisini koyar. Kendi düşüncelerinin, duygusunun ve algısının çevresindeki insanlarda tezahür ettiğini düşünür. Çocuğun bu dönemde düşünceleri katı ve görünür kısma göredir. Empati yeteneği çok zayıftır. Bu dönemde çocuk, çevresindeki herkesin ve her şeyin sadece kendisi için var olduğunu zanneder. Bu dönemde çocuklar nesnelerin tek özelliği ile sınıflandırır. Örneğin; kırmızı karelerle sarı üçgenleri bir arada gruplayabilirler. Ancak bu gruplamayı hem şekle hem renge göre yapamazlar. Bu dönemin diğer özellikleri;

Animizm (Canlandırmacılık)

Çocukların canlı-cansız ayrımı yapamamasıdır. Oyuncak bebeğin üzüldüğünü düşünmesi veya evde beslenen kediye oyuncak gözüyle bakması çocuğun animizme örnek olabilir.

Monolog

Özellikle çocuğun tek başına oynarken, yapacaklarını kendi kendine mırıldanması şeklinde tanımlanabilir. Çocuklar tek başlarına kaldıklarında kendi kendilerine monolog tarzı konuşmalar görülür.

Kişilerin Sürekliliği

Çocuğun, dış görünümündeki değişiklik ya da benzerlik ne olursa olsun, kişiyi diğerlerinden ayırt etme yetisi kazanmasıdır. Her sakallının babası olmadığını kavraması.

Paralel Oyun

Çocuklar bir arada oynarlar ancak bu birliktelik içinde yine bireysellik vardır. Herkes kendini takımın lideri ya da yöneticisi kabul eder.

3) Sezgisel Dönem (5-7)

Bu dönemde çocuk; sınıflama, niteleme veya ilişkilendirme gibi belirli zihinsel fonksiyonlar kazansa da bunları yerine getirirken hangi ilkeleri kullandığını bilmemektedir. Bazı basit problemleri çözerler ancak nasıl çözdün sorusuna cevap veremezler. ”Oldu…” , ”Yaptım…” gibi ifadeleri kullanırlar. Çocuklar bu dönemde, mantık kurallarına uygun düşünme yerine, sezgilerine dayalı olarak düşünürler ve problemleri sezgileriyle çözmeye çalışırlar. Çocuklar bu dönemde, nesnenin dikkat çekici özelliklerine odaklanmakta diğer özelliklerini gözden kaçırmaktadır.

Örneğin; eşit miktarda dolu olan iki su bardağından birini, ince uzun bir bardağa, diğerini geniş bir bardağa boşalttığınızda ince bardaktaki suyun yüksek görünmesi sebebiyle çocuk, o bardaktaki sütün daha çok olduğunu söyleyecektir. Ayrıca, bu yaşlarda çocuklar, dilin kuralları ve sözcüklerle oynayarak, komik cümleler ve sözcükler üretmekten çok hoşlanırlar.

4) Somut İşlemsel Dönem (7- 11 Yaş)

Bu dönemdeki çocukların algıları, kendilerini çevreleyen fiziksel gerçeklik ile sınırlıdır. Onlar için her şey “an”dan ibarettir. Uzak geleceği düşünmeyi ya da varsayımsal akıl yürütmeyi beceremezler. Sezgisel dönemdeki çocuklarda kendilerine verilen farklı uzunluktaki çubukları sıralayabilirler ancak bunu yaparken sık sık çubukları yan yana getirerek boylarını kıyaslarlar. Bu dönemdeki çocuklar ise böyle bir kıyaslamaya ihtiyaç duymadan sıralamayı yapabilir. Önceki dönemdeki çocukların aksine bu çocuklar çubuk sıralama işlemini yaparken daha çok içsel-bilişsel süreçlerini kullanırlar yani kendi zihinlerinde çubuk boylarını kıyaslayabilirler.

Somut işlemsel dönemde çocuklar; madde, uzunluk, nitelik, sayı, alan ve ağırlık korunumu kazanırlar. Yani bir bütünün parçalara ayrılsa bile değişmeyeceğini, bir telin kıvrılsa dahi kısalmayacağını, bir kaptan diğerine boşalan sıvının azalmayacağını, Nesnelerin yakınlaştırılması veya uzaklaştırılması ile miktarda değişme meydana gelmeyeceğini, Bir kağıt parçasının kapladığı alan, kağıt kesilip başka şekiller oluşturulursa bile değişmeyeceğini, Şekli değişen hamurun ağırlığının değişmeyeceğini kavrar. Çocuklar ilkin miktarların (sayılar, uzunluk, alan) korunumu, sonra ağrılık, sonra da hacim korunumu edinirler. Piaget buna gelişimde ardışıklık adını vermiştir. Yani, edinilen her bir beceri, öncesinde edinilmiş başka becerilerle mümkün olur.

Bu dönemdeki çocukların düşünmeleri mantıksal kurallar içerir ve bu çocuklar bir önceki dönemin benmerkezciliğinden uzaklaşmış olduklarından başkalarının düşünceleri olabileceğini dikkate alabilirler.

5) Soyut İşlemsel Dönem (11 yaş ve sonrası)

Kazanılan deneyim ve gelişimsel aşamalar bu dönemdeki çocukların varsayımsal akıl yürütme, soyut problemleri mantıksal yollarla çözme kabiliyetini geliştirir. Artık göreli ve karşılaştırmalı düşünebilen genç birey; düşüncede tümdengelimi kullanabilir ve mantıksal ayrımı yapabilir. Bu yaş grubundaki birey; ideolojik sorunlarla ilgilenir, toplumsal olaylara ilgisi artar, kim olduğunu sorgular ve kendi ahlaki anlayışlarını geliştirme uğraşı içine girer. Bu gençler bir bütünü oluşturan değişkenleri bütünden ayırıp tek tek ele alabilir, bu değişken yerine başka bir değişken olduğunda bütünün bundan nasıl etkileneceğini dikkate alabilir ve ele alınan parçalara dair çokça bilgiyi bir araya getirebilir. Ergenlik çağında çocukların varsayımsal düşünebilmesi kimlik gelişimi açısından da önemlidir. Çünkü gençler başka insanların kendilerini nasıl gördüklerini zihinlerinde test edebilir. Kendi özelliklerini tek tek ele alıp bu özelliklerdeki değişimin kendi yapısına nasıl yansıyacağını zihninde canlandırabilir.