Bedelli ve Bedelsiz Memurluk!

Memurluk, “Memur ol da kurtul!” mantığı ve ahlakı ile elde edilecek hizmet alanı, rızık kapısı değildir. “Memur ol da kurtul!” düşüncesi ve mantığı içinde olmak da memleketini seven insanların söyleyeceği söz ve sergileyeceği davranış olmayacağı gibi, “Vatan sevgisi imandandır.” sözü mucibince memleket sevdalısı olanların da bu tür durumların karşısında olması gerekir.

Devlet memuriyeti, halka ve vatandaşa açılan hizmet kapısıdır. Bu kapı insan için ve insana hizmete vesile olurken diğer taraftan da insanı yaratan Rab’be kulluk yapmaya vasıta ve yol olur ki, “Halka hizmet Hakk’a hizmet.” düsturuyla hareket etmenin temelinde bu anlayış ve yaşayış vardır.

“Memur olmak, memuriyet ne demektir? Hangi sorumlulukları yükler ve neler bekler bizden memuriyet? Bildiklerimiz dışında hangi tür memuriyetler vardır? Devlet memuriyetinden önce insana verilmiş başka memurluk var mıdır?” gibi sorular, düşündükçe bir zincirin halkası gibi peş peşe eklenmekte ve insanın ufkunu açarak anlayışını geliştirmektedir.

“Memur” isminin lügat anlamı: Türk Dil Kurumu’nun web sayfasında memur; isim (me:mur) “Devlet hizmetinde aylıkla çalışan kimse, görevli.” olarak geçmektedir.

Misalli Büyük Türkçe Sözlük’te ise Memur-Me’mur; Ar. emr ”buyurmak, emretmek” ten me’mur; “emredilen, emir altında olan kimse”, “Devlet hizmetinde çalışan maaşlı kimse.” anlamlarına gelmektedir.

“Memur” ismi her iki lügatta yakın anlamlar ifade ederken, devlet memurunun amacı kamuya hizmet ederek insanlara faydalı olmak, rızkını ve iaşesini kazanmaktır. Memur, bu görevini doğruluk ve dürüstlük çerçevesinde yerine getirirken kazanç olarak önce Yaratan’ın memnuniyetini talep eder.

Yaratan’ın memnuniyetini-rızasını kazanmak kolay olmamakla birlikte, kolaylaştıran unsurun çokluğu insanları rahatlatmaktadır. Yaratılış itibariyle insanlardaki farklılıkların değerini bilmek ve bu farklılıklara saygı duyarak hayat amacına matuf yaşamayı öğrenebilmek, farklı fikir ve görüşlerin öneminin farkında olmak, diğer insanların da bu hayatta var olduğunu kabul etmek ve hayatı onlara rağmen değil onlarla yaşanabilir kılmak Yaratan’ın memnuniyetini-rızasını kazanmaya vesile olacak unsurlardandır. Bu çerçeve içinde ve yazının ilerleyen kısımlarında bu konuya daha derin anlamlar katmaya çalışacağım.

Aslında, anlatmaya çalışacaklarımın tamamında, işin özünde unuttuğumuz, bilmediğimiz ya da farkında olmadığımız memurluk türleri var. Bizlerin bildiği tek memur türü, devlet memuru ve türevleri ile kariyer memurluklardan ibaret. Oysa şahsımca memuriyet; vicdan, cüzdan ve vicdan-cüzdan olmak üzere üç başlık altında incelenebilir. Her ne kadar bu ayrım akademik görünmese de sosyolojik bir olaydır. Sadece maaş hesabıyla sabah dokuz, akşam altı yollarında çalışmak bir nevi cüzdan memurluğudur. Kendisine devletçe verilen emirleri yerine getirirken aynı zamanda başka sosyal faaliyetlerde bulunmak ise vicdan-cüzdan memurluğunu ifade etmektedir. Üçüncüsü ise asıl olan, elzem olan memurluk odur ki, her şeyde ilahi iradenin takdirini arayan ve o takdiri kazanmak maksadıyla sabah dokuz, akşam altı saatlerini beklemeden insanlara ve insanlığa hizmet etmek amacıyla ve 24 saat esasıyla her yerde, her an çalışan, vicdanının emirlerini yerine getirendir.

Müslüman, teslim olan manasıyla “emredilen, emir altında olan kimse” olduğundan her şeyin başında, onun ilk memurluğu ise Allah’ın memurluğudur. İkinci memurluk ise Resul’ün memurluğu, diğeri ise Kuranı Kerim’in memurluğudur. Bahsettiğim bu memurlukların farkında olan devlet memurları, mesai saatlerini dolu dolu yaşadıkları gibi mesai saatleri dışında da her olayı, her anı milletine, insanına ve dinine hizmet etmek amacıyla değerlendirmek üzere birtakım sosyal faaliyetlere, sivil toplum organizasyonlarına katılır ve belki de kendisine teklif edilen birçok eğlenceli ortamdan uzaklaşır, makam ve mevkii için birçok fırsatı da tepmiş olurlar.

Karşılığını sadece Allah’tan bekleyen ve Allah’ın bedelsiz memurluğundan başlayarak devam eden ve devlet memurluğuyla hizmetlerini şekillendirenler, şu güzel ve örnek özellikleri de yaşamakla insanlara model olurlar:

  • İnsanları severler,
  • İnsanların gelişmesine ve yetişmesine vesile olurlar,
  • Haset etmezler, gelişmelere açık olurlar,
  • Fitne ve fesat çıkarmazlar,
  • Birlik ve beraberliği tesis etmek için çaba harcarlar,
  • Büyük Türkiye takımını düşünürler ve o bütünlük içinde hareket ederler,
  • Ahlaklı (etik) davranırlar ve ahlak konusunda dikkati artırırlar,
  • İşinde ve sözünde doğru olurlar,
  • Mutlu, saadet dolu bir yuva kurarlar,
  • Kimseyi alçak görmezler, tevazu sahibi olurlar,
  • Sürekli eğitime açıktırlar ve teknolojiyi takip ederler,
  • Öğrendiklerini yaşar, bildiklerini öğretirler,
  • İnsanlar üzerinde iyi intiba (imaj) bırakırlar ve onlara örnek olurlar,
  • “Bugün git yarın gel!” sözü lügatlerinde yer almaz,
  • Meslekle ilgili olası durum ve fırsatlara hazırlıklı olurlar,
  • Geleceğe bakışlarını, kurumun ve ülkenin geleceğe bakışıyla bütünleştirirler,
  • Vatandaşın ve iş arkadaşlarının memnuniyetini sağlarlar,
  • Bulundukları makamda daha iyi hizmet üretecek insanlar olduğunda makamlarını onlara teslim ederler,
  • Vatanperver olurlar,
  • Her işlerinde “Yaradan memnun olacak mı?” diye sorarlar,

Bu mantık ve görüş çerçevesinde tesis edilen memurluk ile hizmet edildiğinde, maddi ve manevi kazançlar ve çalışanların emeklerinin karşılığı, zamanında ve tam olarak verilmiş olur. Biraz daha ileri giderek, “Anlattığımız memuriyet yaşanabildiğinde birçok sivil toplum kuruluşuna ve sendikalara dahi ihtiyaç kalmayacaktır.” diyebiliriz.

Memurun, “Bugün ne yaptım?” sorusuna vicdanını tatmin edecek cevap alması, ruh sağlığı açısından önemlidir. “Benim niyetim iyi.” diyebiliriz ve niyetimiz de iyi olabilir. Niyetlerimiz yönünde çalışmalarımız yoksa iyi niyetli olmamız bizleri sadece kötüye yönelmekten alıkoyar. Oysa iyi niyetli olmanın yanında cesur, çalışkan ve iradesini kullanabilen bireyler olduğumuzda, kişisel olarak başarılıyız demektir.

Ülkenin kaderini kendi kaderi görmek, Türkiye hedeflerine uygun olarak ve mesai saatlerini aşarak sürekli çalışmalarda bulunmak, vicdanının emirlerini dinleyen memur olmanın mührünü taşıyor demektir. Bu mührü taşımak, Allah’ın İnşirah Suresi’nde emir buyurduğu üzere, “Boş kaldın mı hemen (başka) işe koyul!” ayetini de yaşıyor demektir.

Elbette, tüm insanlar davranışlarından sorumludurlar. İnsan, kendi kendine “Ben davranışlarımdan sorumluyum.” demelidir. Memurun sorumlu olduğu halde ortaya koyduğu haset kaynaklı birtakım olumsuz davranışları sonunda, Allah bilir ki hiç tanımadığı diğer insanları zor durumda bırakabilecektir. İnsanın sorumluluğu, ne olduğu bilinmeyen belirsiz şeylere karşı değildir. Sorumluluk bu yolda olduğunda ruhsal problemleri beraberinde getirecektir. İnsan, memur olarak bütün sorumluluğunun Allah’a karşı olduğunu hatırından çıkarmamalıdır.

Niyetimiz iyi olabilir; çalışmak, başarmak isteyebiliriz. Harekete geçmediğimiz, verimli ve güzel davranışlarımızı alışkanlık haline getirmediğimiz sürece iyi niyet sadece zihinsel aksesuar olarak kalacaktır. Aksesuarlar içinde boğulan değil; 24 saat boyunca, aklıyla, fikriyle ve zikriyle ülkesinin gelişmesine yardımcı olan memur olmak gerekir. Şayet kişinin kendisi bizzat memleket sevdası içinde olup birtakım çalışmalara katılamıyor ve herhangi bir çalışma yapamıyorsa da yapanlara yardımcı olması gerekir. Bu davranışların aksini sergilemek ise vatan düşmanlığından farksızdır.