Pedagojinin Bel Kemiği: Tüm Hayatımızı Etkileyen Bağlanma Kuramı ve Önemi

1Bağlanma Kuramı Nedir

Psikolojide bağlanma teorisi, John Bowlby‘nin (1958) seminal çalışmalarıyla ortaya çıkmıştır. 1930’larda John Bowlby, Londra’daki Çocuk Rehberlik Kliniği’nde bir psikiyatrist olarak çalışmış ve duygusal olarak rahatsız edilen pek çok çocuğu tedavi etmiştir. Bu deneyim Bowlby’nin, çocuğun anne ile ilişkisinin sosyal, duygusal ve bilişsel gelişimi açısından öneminin dikkate alınmasını sağlamıştır. Bağlanma, o kadar önemli bir nokta ki birçok psikolog, analist ve psikiyatrist bu konuya kendini adamış ve araştırmalarda bulunmuştur.

Tüm Hayatımızın Şekillenmesini Sağlar

Çocukların kimliklerini oluşturabilmesi, benliklerini tanıyabilmesi ve karakterini zarara uğratacak tehlikelerden korunabilmesi için en önemli yapı güvenli bağlanma köprüsüdür. İnsan yaşamının doğası gereği, hayatımız her zaman bağlanmalardan ibarettir. Bu dünyaya gözlerimizi açtığımız ilk zamandan itibaren ihtiyacımız olan en temel duygu ise güven duygusudur. Yaşamın ilk 4 yılında anne ile çocuk arasındaki bağ ise yaşamın sonuna kadar bireyi ayakta tutabilecek bir güç olarak bilinir. Benlik algısının temeli ilk 7 yılda atılırken güvenli bağlanma ile hayatımızdaki ilk harcı almış oluruz.

Peki bunun püf noktaları var mı? Bağ kurulursa ne olur, bağ kurulmazsa ne ile karşılaşırız? Kaç çeşit bağlanma çeşidi var? Bağlanma kurulamadı diyelim, ne yapılması gerekir? Bu ve buna benzer soruların yanıtını bulabileceğiniz ve çocuğunuz ile sağlıklı bir iletişim kurabilmek için önemli bir adım olan bağlanma noktasını öğrenebileceğiniz detaylara bu yazımda ulaşabilirsiniz.

Kimlik Gelişimi İçin Önemlidir

Çocukların kimliklerini oluşturabilmesi, benliklerini tanıyabilmesi ve karakterini zarara uğratacak tehlikelerden korunabilmesi için en önemli yapı güvenli bağlanma köprüsüdür.

Anne ile çocuk arasında, ilk 2 yıl içinde oluşması gerekir. Önce anneye bağlanmak gerekir. Sonra da yaşama ve nasıl yaşanması gerektiğine bağlanırız. Buradaki anlatımda kullandığımız 2 yıl kavramı gerçek bir ifadedir ve bebeğin 2 yıl boyunca annenin güvenini kazanması gerektiğini anlatır. Anne ile kendine güveni gelen bebeklerin ilk çocukluk yılları ve ergenlik dönemleri de daha az kaygılı geçmektedir. Aynı zamanda yaşam içinde sorunlar yaşandığında pes etmeyen ve çabuk eğilmeyen kişiliklerin de özünde güvenli bağ kurmaları yatmaktadır.