Babil’in Asma Bahçeleri

Babil’in Asma Bahçeleri, Fırat’ın doğu kıyısında, Bağdat’ın 80 kilometre güneyindedir. Babil kralı Nebukadnezar döneminde yapılan bu efsanevi bahçeler Dünya’nın 7 Harikasından biri olarak kabul edilir.

Efsaneye göre II. Nabukadnezar bu bahçeleri Fars bir prenses olan karısı Amyitis’e yaptırmıştır. Amyitis iki ülke arasındaki savaşı sonlandırmak amacıyla evlendirilmişti. Kral, İran yaşadığı bölgenin serinliğini, dağlık arazisini ve güzel manzarasını özleyen karısı Amyitis için Asma Bahçeleri inşa etti.

Babil’in Asma Bahçeleri’nin varlığına ilişkin net bir bilgi bulunmamaktadır. Babil kaynakları incelendiğinde de bu bahçelerden söz edilmemektedir. Kaynaklarda sadece kralın sarayından, Babil’den ve kentin surlarından yer yer söz edilmektedir. Bazı tarihçilere göre ise Babil’in verimli, yeşil topraklarından çok etkilenen Büyük İskender’in askerleri, geri döndüklerinde Mezopotamya’nın büyüleyici bahçelerini, palmiyelerini, Nebukadnezar’ın sarayını, Babil’in ünlü kulesini ve zigguratları överek anlatmışlardır. Geriye kalanların ise ozanların ve antik tarihçilerin hayal gücü olduğu düşünülmektedir. Günümüzde ise sadece bu tanımlamalara göre çizilen resimler bulunmaktadır.

Babil’in Asma Bahçeleri hakkında özellikle Strabo ve Bizanslı Philo şunları ifade etmektedir: “Bahçe dörtgen biçimindeydi, iki uzun kenarı 400 metre uzunluğundaydı. Kemerler ve küp biçiminde çeşmelerle süslüydü. Alttan başlayan merdivenler dönerek yükseliyor ve en üst terasa kadar ulaşıyordu. Asma Bahçeleri, en alttan itibaren bitkilerle doluydu. Dev ağaçlar topraktan en üst kata kadar ulaşıyordu. Tüm yapı, taş sütunlarla destekliydi, su akımı eğimli kanallar aracılığıyla sağlanıyordu ve bir sistemle sular yukarı çıkıp yine aşağıya akarken, tüm bitkileri suluyordu. Yapılanlar tam olarak bir krallık lüksünü yansıtıyordu…”

MÖ 450’li yıllarda tarihçi Herodot kentin büyüklüğünü özellikle vurgulayarak, “Babil, yeryüzünde bilinen bütün diğer şehirlerin ihtişamını aşar” demiştir. Herodot, şehrin dış duvarlarının 80 kilometre uzunlukta, 25 metre kalınlıkta ve 97 metre yükseklikte olduğunu ve 4 atlı bir arabanın gezinebileceği yapıda olduğunu söylemiştir. İç duvarlar, dış duvar kadar kalın değildi. Duvarların içinde som altından yapılmış büyük heykeller bulunan kaleler ve mabetler vardı. Şehrin içinde ünlü Babil Kulesi vardı.

Yunanlı coğrafyacı Strabo’nun MÖ I. yüzyıldaki tanımlamasına göre ise, bahçeler birbiri üzerinde yükselen kübik direklerden oluşuyordu. Bunların içleri çukurdu ve büyük bitkilerin ve ağaçların yetişebilmesi için toprakla doldurulmuştu. Kubbeler, sütunlar ve taraçalar pişmiş tuğla ve asfalttan yapılmıştı. Yüksekteki bahçeleri sulamak için Fırat nehrinden zincir pompalarla su yukarılara çıkarılıyordu. Zincir pompa, biri yukarıda, diğeriyse su kaynağında bulunan iki büyük volana gerili, üzerinde kovalar bulunan bir sistemdi. Nehirden dolan kova yukarıya çıkıyor içindeki suyu havuza boşaltıp tekrar nehre dönüyordu. Bu şekilde üst seviyelere taşınan su, bahçeleri sulayarak teraslardan aşağıya doğru akıyordu. Yunanlı tarihçi Diodorus’a göre ise bahçeler yaklaşık 120 metre genişliğinde, 120 metre uzunluğunda ve 25 metre yüksekliğindeydi.

Ninova’daki Asurbanipal kitaplığında bulunan çivi yazısı tabletlerde Babil’de 53’ü büyük, 650’si küçük olan toplam 703 mabet, 360 sunak, 2 ayin yolu, 24 büyük cadde ve 3 kanal olduğu belirtilmektedir. Şehir dörtgen bir plana göre imar edilmişti. Biri iç, diğeri dış olmak üzere 16,5 kilometre uzunluğunda 2 ayrı surla çevriliydi. Surların dışında bütün şehri çevreleyen su hendekleri de vardı. İstilalar yüzünden sönmeye başlayan Babil şehri, özellikle Pers Kralı Keyhüsrev’in Babil’i fethetmesinden sonra gerilemeye ve yıkılmaya doğru gitmiş, M.S. 5. ve 6. yüzyıllarda kumlara gömülmüş ve bir kum dağı haline gelmiştir.