Çocuk yetiştirmede annenin yaptıkları elbette ki, hiç azımsanmayacak kadar çoktur. (Anne ile çocuk arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Ancak bugün ki konumuz çocuk gelişiminde en az anne kadar etkili olan “Baba”

Konumuz “baba”ysa, önce kadına eş olan erkekten bahsedelim.

Erkek dediğimiz zaman aklımıza; güç gösterisi, baskınlık, para, sertlik, son söz, cinsellik… vs. geliyorsa aynı kişiden bahsetmiyoruz.

Erkeği erkek yapan özellikler diye bir konuya girmek istemiyorum. İnsanı insan yapan özellikler bize yeter…

Eşler birbirlerine “kadın-erkek” ten önce “insan” olarak bakmalı, insani duygularını anlamaya çalışmalı, yardımlaşmalı, paylaşmalı, saygı-sevgi hissetmeli; her zaman karşı tarafın da haklılık payının olduğunu unutmadan; cevap vermek için değil, anlamak için dinlemeli…

Bir kuşun tek kanatla uçamayacağı gibi bir evlilik de tek tarafın çabasıyla yürüyemez.

Çiftler, anne-baba olmadan önce, birbirine eş olmalı, bir olmalı, birlik olmalı, tamamlayan-tamamlanan olmalı, tamam olmalı… Kendi kültürünü oluşturan bir aile olmalı. Sonra anne-baba olmalı. Ama doğurmaya vesile olan-doğuran anlamında değil! Yetiştiren anlamında ANNE-BABA…

BABA; alternatif veya yedek bir ebeveyn değildir. Çocuğun maddi ihtiyaçlarını gideren bir cüzdan değildir. Çocukla anne bağının çok kuvvetli olduğu bir gerçek, ancak bu bağın olması babanın uzak duracağı anlamına gelmez.

Babanın çocuğuna yakınlaşması için öncelikle babanın adım atması ve annenin de buna fırsat vermesi, eşine güvenmesi gerekir. Babalara özellikle “yapamayacağı” güvensizliğini vermemek gerekir. Aksine çocuğun bakımıyla, yemesiyle, uyumasıyla, oyunuyla yakından ilgilenen bir babanın çocuk üzerindeki olumlu etkileriyle birlikte, kendi hayatına da gayet olumlu etkileri olur.

Çocuklar kendilerine, özellikle bir kahraman olarak gördükleri babalarını model alırlar, adımlarını takip ederler, yaptıklarını taklit ederler… Burada babaya çok iş düşer. Ancak baba bunu bir görev olarak algılarsa yapmaktan zevk almayacağı gibi, yorgunluktan başka bir şey hissetmez. Çocukla geçirilen vaktin değerini bilmesi, ebeveyni olarak çocuk üzerindeki kendi etkisini görmesi ve doğru rol model olmaya çalışması gerekir. Çocuğa yaklaşımındaki bu doğru davranışların karşılığını, kısa zamanda çocuğunun hareketlerinde görür.

Aynı zamanda babayla kaliteli vakit geçiren çocukların daha mutlu, sevgi dolu, özgüvenli, paylaşımcı, kendini ifade edebilen, gelecekte aile düzenini kolay kurabilen, başarılı bireyler olduğu gözlemlenmiştir.

Araştırmalara göre çocukla vakit geçirmenin, babaya da olumlu etkileri vardır: Hayata karşı pozitif yaklaşımları artar, daha enerjik olurlar, genç kalırlar, başarıları artar, daha mutlu olurlar. Çocukla ilgilenmek kişiye kendini sorumluluk sahibi hissettirir, kişinin hayata karşı sevgisi artar, kişi daha düşünceli, çalışkan ve paylaşımcı olur…

Çocukla baba arasındaki bu güven ve sevgi ilişkisi sadece kendilerine değil aynı zamanda anneye de faydalıdır.

Evlilik tek taraflı bir çabayla yürümeyeceği gibi ebeveynlik de aynı şekilde sadece annenin üzerine düşen bir sorumluluk değildir. Baba da eğer çocuk üzerinde ebeveynlik görevini tam olarak yerine getirirse çocuk bakmak anneye yorucu gelmez. Kadını yoran çocuk değil, ilgisiz eştir. Bir ailede üzerine düşeni yapan bir eş, bir baba varsa o ailede huzur kaçınılmazdır. Annenin dinlenmeye vakti, kendine saygısı, özgüveni, huzuru var demektir…

Çocuk denilince akla sadece anne gelmemelidir, hatta babanın çok etkili olduğu unutulmamalıdır.

Bir meslek uğruna yıllarca eğitim görüp dirsek çürüten insanlar, doğuştan anne – baba olunmayacağını anlamalı ve annelik-babalık sanatı için de kendini geliştirmeye çalışmalıdır…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

19 − sixteen =