Aurora: Işığın Evrendeki Dansı

Kutup ışıklarına Aurora deniyor. Masal prensesi ismi tadında değil mi? Aurora adı 1592-1655 yılları arasında yaşamış matematikçi ve felsefeci Pierre Gassendi tarafından, Eski Yunan tanrısı Eos’un Roma’daki adına dayanarak verilmiş. Auroralar her iki kutupta da görülebiliyor. Kuzey Kutbu’nda olanı Aurora Borealis ya da Kuzey Işıkları, Güney Kutbu’nda olanı ise Aurora Australis ya da Güney Işıkları olarak adlandırılıyor.

Aurora: Işığın Evrendeki Dansı

Dünya’nın manyetik alanı da Aurora oluşumunu doğrudan etkiliyor. Dünya’nın çekirdeği dev bir mıknatıs gibidir ve Dünya çevresinde bir manyetik alan yaratıyor. Bu manyetik alana Manyetosfer denir. Dünya’yı çevreleyen atmosfer de Aurora oluşumunu etkiliyor. Güneş’ten kopup gelen parçacıklar yeterli enerjiye sahipse atmosfere kadar ulaşıp atmosferin en dış kısmındaki İyonosfer katmanındaki atomlarla çarpışıyor. Çarpışma sonucu atomlar bu parçacıklardan enerji alıp uyarılmış hale geçiyor. Daha sonra ışık yayarak eski hallerine geri dönerler. Bu, aslında bildiğimiz ışıktır. Bu ışığın rengi parçacığın atmosferde çarptığı atomun türüne ve çarpma sonucu kazandığı enerjiye bağlıdır. Parçacıklar oksijen atomuyla çarpışırsa yeşil, daha yüksek tabakalardaki oksijen atomuyla çarpışırsa kırmızı, azot molekülleriyle çarpışırsa mavi, iyonlaşmamış azot atomları ile çarpışırsa mor/eflatun ışık yayar. Dünya’dan 80-640 km arasında bir uzaklıkta oluşuyor bu görsel şölen.

Auroralar, Güneş’teki patlamaların arttığı dönemlerde daha iyi görülebiliyor. Patlamalar ise Güneş üzerinde, güneş lekeleri olarak bilinen ve diğerlerine göre daha soğuk olan bölgelerin arttığı zamanlarda gerçekleşiyor. Bu lekeler, yaklaşık her 11 yıllık dönemde bir artış gösteriyor. Kış döneminde, özellikle Aralık-Mart ayları arasında geceleyin gözlenebilen Auroralar, gündüz çok sönük olduklarından görülemiyor. Auroralar eskiden olduğu gibi günümüzde de ilgi çekiyor. İnsanlar, Dünya’nın hemen hemen her yerinden kutup bölgelerine Auroraları görmek için seyahat ediyor. Bu kadar uzun yola ve zahmete değecek bir görsel şölen izleniyor çünkü.

Peki ya bilimsel açıklama getirilinceye kadar insanlar kutup ışıkları hakkında hangi efsaneleri konuşuyordu?

Kutup ışıkları, varoluşumuzdan bu yana ilgi çekmiş büyülü bir görüntü adeta. Kutup bölgelerine yakın yerlerde yaşayanların ve kutup ışıklarını görenlerin bu sıradışı doğa olayı için ürettiği çeşitli inanışlar var. Henüz bilimsel açıklamasının yapılmadığı zamanlardan kalma bu inanışlardan bazıları şöyle: “Kuzey Amerika’da, bu ışıkların fanilerin dünyasından cennete gidecek ruhlara rehberlik eden tanrıların meşaleleri olduğuna inanılıyormuş. Avrupa’da ise kralı ve ülkesi için can veren kahraman savaşçılara ödül olarak göklerde sonsuza kadar savaşma gücü bağışlandığına inanılıyormuş. Avustralya yerlileri, bu ışıkların tanrıların gökteki dansı olduğuna inanıyormuş. İskandinav ülkelerinde ise eskiden orada ölen insanların ruhlarının gökyüzüne çıktığına ve kutup ışıkları göründüğünde çocuklar ellerini sallarsa gökyüzündeki ruhların onları da yanlarına alacağına inanılıyormuş.”

Sizleri bilmem ama ben ne zaman bir Aurora fotoğrafı görsem yahut izlesem rüyalar aleminde ruhların, renklerin dansını izliyor hissine kapılıyorum. Sanki evrende dans eden mutlu birer ruha dönüşüyor tüm renkler. Her insan, her canlı ve her nesne bir renktir evrende. Her ruh rengini bırakıyor göklere, belki de rengini arıyor. Şanslı olanlar kim bilir belki de gökkuşağından seçercesine kendine denk rengine ulaşıyor.

Kaynakça

  • http://www.northernlightscentre.ca/northernlights.html
  • http://science.howstuffworks.com/nature/climate-weather/atmospheric/question471.htm
  • Buğdaycı, İ., “Auroralar”, TÜBİTAK Bilim ve Teknik-Yıldız Takımı, Sayı 487, Haziran 2008.
  • Örs, K., “Kuzeyin Gizemli Işıkları Auroralar”, TÜBİTAK Bilim ve Teknik, Sayı 339, Şubat 1996.
  • Gözcelioğlu, Dr. B., Gökyüzündeki Ateş: Kutup Işıkları, Bilim ve Genç Tübitak, Eylül 2014.