Ali Şeriati: Çağın Ötesinde Bir Sosyolog

Ufkumuza yeni boyutlar kazandıran, ‘fikir ve aksiyon adamı’ ibaresinin tam karşılığı olabilecek, çağdaş İslam düşüncesi ve din sosyolojisi üzerine eserler vermiş sosyolog, aktivist, düşünür ve yazar: Ali Şeriati…

Ali Şeriati Kimdir?

Şeriati, 23 Kasım 1933 tarihinde Horasan’a bağlı Mezinan’da dünyaya geldi. Babası M. Taki Şeriati geleneksel İslam kültürüne hakim, milliyetçi ve ilerici bir öğretmendi. Bu nedenle ilk öğretmeni babası oldu. Gençliğinin ilk yılları Meşhed’de geçti. Arapçayı da bu yıllarda öğrendi ve çeşitli çeviriler yaptı. Meşhed’de İbn-i Yemin ve Firdevsi liselerinde okudu. Liseyi bitirdikten sonra 18 yaşında, bir köyde öğretmenlik yapmaya başladı. Bir müddet öğretmenlik yaptıktan sonra Meşhed Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ne girdi. 1960 yılında bu üniversiteden mezun oldu. Aynı yıl Meşhed Üniversitesi’nin açtığı sınavı kazanarak Fransa’daki Sorbonne Üniversitesi’ne girmeye hak kazandı. 1965’te toplumbilim ve din tarihi konularında doktorasını tamamladı.

Fransa yılları, Şeriati’nin Batı Medeniyeti’nin cilalı yüzünü ve bu yüzün altındaki çirkinliği görmesini sağladı. Bu dönemde, az gelişmiş olarak lanse edilen Asya, Afrika ve Güney Afrika ülkelerinin nasıl sömürüldüğünü fark etti. Batılı ülkelerin, tüm bilimleri özellikle de sosyal bilimleri bu sömürü işinde nasıl kullandıklarına şahit oldu. Vatanlarından koparılarak Avrupa’ya getirilen bu ülkelerdeki gençlerin beyinlerinin nasıl yıkandığını gördü. Batılı ülkelerin sadece kendi ülkelerinde değil, inisiyatifleri altında bulunan ülkelerde de gençlerin Batı hayranı olarak yetiştirilmeleri için “yerli” yöneticilerle işbirliği içerisine girmelerini görmesinin de ötesinde bunları bizzat yaşadı.

Şeriati’nin Fransa’da kaldığı yıllar, Cezayir Devrimi’nin en gürültülü dönemine rastladı. Bu dönem, yüzyılı aşkın bir süredir emperyalizmin boyunduruğu altında ezilen Müslüman bir halkın kıyasıya bir cihada, bir ölüm kalım mücadelesine giriştiği ve savaşı Fransa içlerine kadar taşıdığı bir dönemdi. Şeriati, Müslüman halkların anti-emperyalist bağımsızlık mücadelelerini kendinden ayrı görmediği için, Cezayir’ de olup bitenleri yakından izleyerek bu mücadelede Cezayir halk hareketine destek verdi. Cezayir direnişine sadece fikir anlamında destek vermemiş fiili olarak da maddi ve manevi katkıda bulunmuştu. “Mücahid” ve “Özgürlük Cephesi” adlı Cezayir Direniş Hareketi’yle sıkı bir işbirliğine girdi.

Fransa’da yaşadığı yıllarda, İran Devleti’ni yıkıcı siyasi aktivitelerde bulunmakla suçlanan Dr. Şeriati, 1964 yılında İran’a döndüğünde, Muhammed Rıza Şah Pehlevi yönetimi tarafından tutuklanıp hapis cezasına çarptırıldı. Serbest kaldıktan sonra “ders kitaplarını inceleme uzmanı” olarak Tahran’a atandı.1966 yılında da Meşhed Üniversitesi’nin Tarih Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak eğitim vermeye başladı. Üniversitede vermiş olduğu derslerle geniş kitlelere ulaştı.

Konuşmalarında farklı bir dil, sunum ve içerik bulan gençler için Şeriati adı, geleneksel ve Batılılaşmış bakış açılarından bağımsız ve onlara alternatif bir açılım olarak değerlendirilmekteydi. Ancak bu faaliyetleri nedeniyle 1970 yılında, henüz 37 yaşındaki Şeriati’nin Meşhed Üniversitesi’ndeki görevine son verildi. Meşhed Üniversitesi’nde eğitim vermesi engellenince Tahran’a giden Ali Şeriati, Hüseyniye-i İrşad Enstitüsü’nde ders vermeye başladı. Burada da toplumun her kesiminden öğrencileri etkilemeyi başardı. Ancak vermiş olduğu konferans ve derslerde rejim karşıtlığını devam ettirdiği gerekçesiyle Hüseyniye-i İrşad Enstitüsü kapatıldı. Bu dönemde yazı ve kitapları yasaklanan Şeriati, 18 ay hücre cezasına çarptırıldı. Şeriati’nin serbest bırakılması için bir çok kişinin devreye girmesinden Cezayir Cumhurbaşkanı H. Bumedyan’ın bir OPEC toplantısında Ali Şeriati’nin serbest bırakılması ricasını bizzat Şah’a iletmesine kadar bütün istekler geri çevrildi.

Şeriati, 20 Mart 1975 tarihinde çeşitli şartlarla tahliye edilmişti: Kesinlikle herhangi bir eğitim aktivitesinde yer almayacak, hiçbir şey yayımlamayacak, özel veya genel hiçbir toplantı yapmayacaktı. Ayrıca kendisi, ailesi ve yakın çevresi, Sâzmân-ı Ittılâat ve Emniyyet-i Kişver (SAVAK) tarafından sürekli göz hapsinde tutulacaktı. Şeriati, tüm bu yasaklamalara rağmen sınırlı olsa da fikirlerini insanlarla paylaşmayı hep denedi. Fakat hayat kendisi ve ailesi için çekilmez bir hal almaya başlayınca, 16 Mayıs 1977’de Londra’ya gitmek zorunda kaldı. Aynı yıl, Haziran’ın 19.günü evinde ölü olarak bulundu. Sevenleri onun SAVAK tarafından işlenen bir cinayete kurban gittiğini iddia etseler de ölümüyle ilgili herhangi bir şüphe bulunmadığı açıklaması yapılmıştır. Müslüman coğrafyada “Şehit Doktor” lakabıyla anılan Şeriati, Şam’da bulunan Hz. Zeyneb Türbesi’nin yanına defnedildi.

Şeriati; çocuklarını yetim, öğrencilerini öğretmensiz, sevenlerini dostsuz bıraktığında henüz 44 yaşındaydı. O, bu kadar kısa hayatına onlarca kitap, yüzlerce makale sığdırmış ve milyonlarca öğrenciye hocalık yapmıştır. Şeriati’nin Marksist düşünceden yaptığı alıntılar ve bunlarla ilgili türetmelerin kendi zamanındaki İran’a ve çevresine adapte edilmesi, Marksizm’in kritiği ile birlikte çağdaş İslam düşüncesi ve devrimcilik açısından ortaya koyduğu çeşitli sonuçlar ve yarattığı ilgi sebebiyle, gerek önemli çağdaş İslam düşünürleri arasında gerekse İran’da, devrimci İslam’ın babası ve İran İslam Devrimi’nin baş düşünürü olarak anılmıştır. Onun düşünsel çalışmaları, sadece devrim öncesi İran toplumunu değil, dünya çapında İslamcı topluluk ve düşünceler başta olmak üzere birçok kişi ve grubu etkilemiştir. Çeşitli kavramlara yaklaşımı, ruhban sınıfına olan eleştirisi ve İslamcılık hareketinin içinde kabul edilen çeşitli çıkarımları ilgi uyandırmıştır.

Ali Şeriati, geride birçok eser bırakmıştır ve bu eserlerin neredeyse tamamı Türkçeye çevrilmiştir. Türkçeye çevrilen eserleri arasında: Anne Baba Biz Suçluyuz, Dine Karşı Din, İnsanın Dört Zindanı, Medeniyet ve Modernizm, Hac, Toplumbilim Üzerine, İslam ve Sınıfsal Yapısı, Dua ve daha birçok kitabı bulunmaktadır.

İbadetinden kulun kendisi sorumludur ama adaletsizlikten tüm insanlık.(Ali Şeriati)