Ali Kuşçu

Hayatı

Asıl adı “Alaeddin Ali” olan Ali Kuşçu, Türkistan ve Maveraünnehir emiri Uluğ Bey’in doğancıbaşısı Muhammet el-Kuşçu’nun oğludur. Semerkant’ta dünyaya geldi ancak doğum yeri ve tarihi ile ilgili net bir bilgi bulunmamaktadır. Babasının doğancıbaşı olması hasebiyle “kuşçu” lakabını almıştır. Gökbilim ve matematik öğrenimini Semerkand’da Uluğ Bey ile Bursalı Kadızade Rumi’den ve Gıyaseddin Cemşid’den aldı. Uluğ Bey’den habersiz Kirman’a gitti ve öğrenimini orada tamamladı. Kirman’da yazdığı ay’ın evreleriyle ilgili Risale-i Hall ül-eşkal ül-kamer adlı eseri kendini affettirmek amacıyla Uluğ Bey’e sundu. Uluğ Bey, Bursalı Kadızade Rumi ölünce (1421), Ali Kuşçu’yu Semerkand’daki gözlemevinin başına getirdi. Uluğ Bey’in Zic-i Uluğ Bey adındaki büyük yıldız kataloğunu birlikte tamamladılar. Uluğ Bey, İlmine ve ferasetine çok güvendiği Ali Kuşçu’yu ilim tahsil etmesi amacıyla Çin’e gönderdi. Ali Kuşçu’nun bu seyahatin akabinde dünyanın yüzölçümü ve meridyenleri hesap etmiştir.

Oğlunun çıkarttığı bir ayaklanmada Uluğ Bey’in öldürülünce (1449) Ali Kuşçu , Semerkand’dan ayrılarak Tebriz’de Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’ın yanına gitti. Orada kendisine büyük saygı gösterildi. Osmanlılar ile barış yapılması için Fatih Sultan Mehmed’e elçi olarak gönderildi. İlme ve ilim adamlarına çok değer veren Fatih, Ali Kuşçu’nun İstanbul’da himayesinde bulunmasını ısrar etti. Bu ısrarlar neticesinde Ali Kuşçu ailesiyle birlikte İstanbul’a taşındı ve Ayasofya medresesine müderris olarak atandı. Burada gökbilim ve matematik dersleri verdi. 15 Aralık 1474 tarihinde İstanbul’da öldü ve Eyüp Sultan kabristanına defnedildi.

Eserleri

Er-Risaletü’l-fethiyye: Fatih’e, Akkoyunlulara karşı zaferi sebebiyle sunulmuştur. Astronomi ile ilgili Arapça yazılmış bir eserdir. Risaleyi Ali Kuşçu’nun torunu Mirim Çelebi ile talebesi Sinan Paşa ayrı ayrı şerhetmişlerdir. Bu eser aşağıda adı geçecek olan Farsça Risale fi’l-heyʾe’nin Arapça tercümesi olup olmadığı konusu da tartışmalıdır. Ekliptiğin eğimini hesap eden Ali Kuşçu, eğimi (23° 30’ 17”) olarak hesaplamıştır. Mevcut teknolojik imkanlar neticesinde hesaplanan değer ise (23° 27’)’dir. Dönemin şartları ve astronomi ilminin birikimine baktığımızda Ali Kuşçu’nun bu alanda dahi olduğu söylenebilir.

Risale fi’l-hisab: Matematik ilmine dair üç makaleden oluşan Farsça bir eserdir. Semerkant’ta kaleme alınmıştır.

Risale fi’l-heyʾe: Astronomi ile ilgili Farsça bir risaledir. Eser Ali Kuşçu’nun Semerkand’da olduğu dönemde (1457) kaleme alındı.

Er-Risaletü’l-Muḥammediyye: Ali Kuşçu’nun Arapça olarak kaleme alıp Fatih’e ithaf ettiği hesap ilmi ile ilgili bu eseri bir mukaddime ve beş makaleden ibarettir.

Şerḥ-i Zic-i Uluğ Bey: Farsça bir şerh olup tertip açısından bir zic için gerekli bütün bilgileri ihtiva etmektedir.

Şerḥu’t-Tuḥfeti’ş-Şahiyye: Kutbüddin-i Şirazi’nin astronomiyle ilgili et-Tuḥfetü’ş-Şahiyye adlı eserinin şerhidir. Şerhin Ali Kuşçu’ya ait olduğuna dair metinde herhangi bir işaret yoktur. Tabakat kitaplarında da Ali Kuşçu’ya böyle bir şerh nisbet edilmemiştir. Yalnız söz konusu nüshanın ilk varağının üst tarafında Ali Kuşçu’ya ait olduğu kaydedilmiş bulunmaktadır. 

Eş-Şerhu’l-cedid ʿale’t-Tecrid: Nasiruddin-i Tusi’nin kelam ilmi alanında pek meşhur olan, birçok şerh ve haşiyesi bulunan Tecridü’l-kelam adlı eserinin şerhi olup bunun üzerine de epeyce haşiye kaleme alınmıştır.

Haşiye ʿale’t-Telvih: Sadrüşşeria’nın fıkıh usulüne dair Tenkihu’l-usul’ü üzerine Teftazani tarafından yapılan et-Telvih adlı şerhin haşiyesidir.

Şerhu’r-Risaleti’l-vazʿiyye: Adudüddin el-ici’nin vaaz ilmine dair risalesinin şerhidir

Risale fi vazʿi’l-müfredat: Müstakil küçük bir risale olup birçok yazma nüshası vardır.

Diğer Eserleri

Unkudü’z-zevahir, Şerhu’ş-Şafiye li’bni’l-Hacib, Faʾide li-tahkiki lami’t-taʿrif, Risale Ma ene kultü, Risale fi’l-hamd

Kaynaklarda Ali Kuşçu’ya nisbet edilen, ancak nüshaları tesbit edilemeyen başka eserler de vardır:

Tarihu Ayasofya, Tefsirü’z-zehraveyn, Mahbûbü’l-hamaʾil, Risale fi halli eşkali’l-kamer, Risale fi mevzûʿati’l-ʿulûm, Meserretü’l-kulûb fi defʿi’l-kürûb adlı eserler kayıp eserlerdir.