Ailemizden Kalan ve Bizi Bırakmayan Kurallar

Her canlı, hayatta kalmaya programlanmış şekilde dünyaya gelir. Hayvanların hayatta kalma mücadelesi çok basittir: Hayatta kalabilmek için yiyecek bulmak, tehlike gördüğünde kaçmak ve kurtulmak, yarın için stres ve kaygı taşımadan sadece o gün için mücadele etmektir.

Fakat insanların hayatta kalma mücadelesi biraz karmaşıktır. Doğduğunda, bebeğin tek yapması gereken şey ağlamaktır. İlerleyen yaşlarda her şeyi; çevresini, en yakınındakileri gözlemleyerek ve etrafındakilerin sözlerine kulak vererek öğrenir. İşte bu dönemlerde, çocuğun evde tanık olduğu; anne-baba arasındaki diyaloglar, anne- babanın çocuğa karşı davranışları, çevreleriyle ilişkileri… Hepsi hayat serüveni için çocuğa gizli mesajlar verir.

25 yaşında bir danışanım vardı. Yaklaşık 10 yıl boyunca madde bağımlısıymış. Çocukken, babası; annesine, kardeşlerine ve kendisine şiddet uyguluyormuş ve ona kimse karşı koyamıyormuş. O anlar, ona “Hayatta kalmak için çok güçlü olmalısın.” mesajını vermiş. “Madde kullandığımda herkes benden korkardı, bunun ne yapacağı belli olmaz, kafası iyi derlerdi ve kimse yanıma yaklaşamazdı.” diye anlatmıştı o günlerini. “Hayatta kalmak için güçlü olmak gerek.” kuralını çocukken öğrenmiş ve ne pahasına olursa olsun bunu elde etmek için çabalamış. 25 yaşına kadar da öğrendiği bu çocukluk kuralını devam ettirmiş. Bu kuralın işlevsel olmadığını, hatta zararlı olduğunu fark edip bir an önce hayatından çıkarması gerekiyordu. Ayrıca bu sayede, her insan gibi zaman zaman kendine güçsüz olma hakkı da verecek ve buna tanık olduğunda kendini değersizleştirmekten vazgeçecekti.

Herkesin ailesinden, okulundan, mahallesinden gözlemleyerek aldığı mesajlar ve edindiği kurallar vardır. Bu kurallar bilinçaltında kodlanmıştır ve çoğunun farkına varılmaz. Aynı şekilde; aile büyüklerinden ya da öğretmenden duyulan -meli, -malı eklenmiş bir söz bile bazen bilinçaltında yerini alır ve fark edilmese dahi etkisi hayat boyu sürebilir. Erkek dediğin şöyle olmalı, kadın dediğin böyle olur, her zaman her koşulda başarılı olmalısın vs… İllaki her ailenin yazılı olmasa da bu tür kuralları vardır. Bazıları insanın kendi değerlerini ve kişiliğini oluşturmada yön verici, yol gösterici olur. Bunlar inanç sistemimiz ve değerlerimizden oluşur. Bazıları çocuklukta işlevsel olup yetişkin olunduğunda işlevselliğini yitirir ve hatta kişiye zarar verir. Bazıları da hiçbir zaman işlevsel olmamıştır ve bir an önce fark edilip hayattan çıkarılması gerekir.

Örnek olarak, “El alem ne der?” cümlesi Türk toplumunda çoğu ailede dile getirilir ve aslında bir kuralı içinde barındırır: Hayatta kalmak için her zaman başkalarının senin hakkındaki düşünceleri çok önemlidir, bunu bilip ona göre davranmalısın. Söylenen kişiye bu mesajı verir. Kişi, çocukluğunda öğrendiği ve hayatına koyduğu bu kuralı, yetişkinliğinde hatta ileriki yaşlarda da farkında olmadan devam ettirir çünkü zihindekiler beynin(bilincin) yapısı dolayısıyla asla kaybolmaz. Yetişkin bir birey ‘kendi’ olmak istediğinde, kendi duygu ve düşüncesini farklı bir ortamda söylemek istediğinde, içinden geldiği gibi davranmak istediğinde içsel bir çatışma yaşar. Bir yanı ” ‘El alem ne der, ayıp olur.’ kuralını devam ettirmelisin.” derken diğer yanı da “Kendin olmalısın!” der. Bu içsel çatışma, kişinin kendisini değersiz hissetmesine, öfkeye ve hatta depresyona bile sebep olabilir.

Pozitif Psikoterapi’nin kurucusu Nossrat Peseschkian, terapide bu aile kurallarının üzerinde durmuş hatta ailede, çocukken duyulmuş atasözlerini de sorgulatmıştır.

Sizin de çocukluğunuzda çevrenizden duyduğunuz aklınızda kalan sözler vardır elbet. Hangi atasözleri çok dile getirilirdi? Toplum içindeyken neye önem verilirdi? İnsan ilişkilerinde nelere dikkat edilirdi? Ailenizin değerleri nelerdi? Bunları size kim, hangi sözlerle ifade ederdi? Bu sözler ya da kuralların hala etkisinde misiniz? Etkisinde olduğunuz kurallar sizin için hala işlevsel mi? İşlevsel olmayanlar varsa bunun için yapılması gereken, o kurala bir alternatif kural bulup onunla hayat mücadelenize devam etmektir.

Bir örnek:

İşlevsel olmayan kural: El alem ne der?

Alternatif kural: Ben bu dünyaya o, bu ne der diye gelmedim. Bunun için yaratılmadım. Sadece Allah ne der diye düşünür; yolumu ve davranışlarımı buna göre şekillendiririm. Davranışlarım, düşüncelerim bana ait ve benim bir parçamdır. Bu şekilde kendim olabilir ve de kendime dürüst davranmış olurum.

Bu, benim aile kuralıma alternatif olarak bulduğum bir kuraldır. Siz de kendi değerlerinizle alternatif bulabilirsiniz.