Aile Problemleri ve Evlilikte Kavga

Ailede Problemler

Aileleri olumsuz yönde etkileyen pek çok problem vardır. Ailede görülen problemler kısaca şöyle sıralanabilir:

  • Köyden şehre göç hem sosyal yaşamda hem de ailede büyük değişikliklere yol açmıştır. Başta köydeki gelenek ve göreneği kontrol edici baskıdan kurtulan insanlar başıboş bir ortama itilmişlerdir. Özenilen, gıpta edilen, taklit edilmeye çalışılan yabancı bir çevreye gelmişlerdir. Kitle iletişim araçlarının tesiri ve moda, aileyi derinden sarsmaktadır. Birçok aile, bu sıkıntıya ve perişan hayata, sırf kuru bir kavga uğruna katlanmaktadır. Diğer taraftan özenti sonucu bütçelerini zorlayan harcamalara gitmektedirler. Aile bütçesinin sarsılması önce geçimsizliğe, daha sonra da boşanmaya kadar giden bir dizi probleme sebep olmaktadır.
  • Sırf maddi mülahazalarla yurt dışına giden vatandaşlarımızın aile ve çocukları, hem kendileri hem de milletimiz için büyük bir problemdir. Götürülmeyip yakınlarının yanına bırakılan çocuklar, aile şefkatinden mahrum ve biraz da başıboş olarak yetişmektedir. Yabancı ülkelerde doğan ve yaşayanlar ise büyük kültür ve kimlik buhranıyla karşı karşıya kalmaktadır.
  • Devamlı reklamlara muhatap olan aile, israfın içine itilmektedir. Bu da aile bütçesini zorlamaktadır ve hatta geçimsizlik sebepleri arasında israfın önemli bir payı olduğu unutulmamalıdır.
  • Günümüzde ailelerin kendini müdafaa mekanizmaları zayıflamıştır. Bunları canlandırmak gerekir: saygı, iyi örnek olma, annenin mürebbilik rolü vb.

Ailenin dayandığı temel değerler ile şartlar ve ortam arasında, bir uyumsuzluk, belki de bir çatışkıdan söz edilebilir. Bu uyumsuzluk veya çatışkıyı iki guruba ayırabiliriz:

1.İç Uyumsuzluk

Ailenin dayandığı temel değerin, zamanla ortaya çıkan yeni şartlara göre yorumlaması yapılmadığı veya geç yapıldığı için ortaya çıkan uyumsuzluk. Bunun nedeni belli bir kültürel yeterlik veya birikim yokluğu olabileceği gibi siyasi, teknik veya ekonomik kararların uygulanması sonucunda da bu uyumsuzluk ortaya çıkabilmektedir. Elbette daha başka nedenlerin etkisi bu arada düşünülebilir.

Bu hususta özetle şu tespitin yapılabileceği söylenebilir: Aile içi uyumsuzluk, eğer ailenin dayandığı temel değer değiştirilmek istenmiyorsa, belli sarsıntılara yol açsa bile, giderilebilir. Bu konuda Türk ailesinin önemli deneyimlere sahip olduğu belirtilmelidir. Ancak burada vurgulanması gereken, ailenin dayandığı temel değerlerin reddedilmemesi, ortaya çıkan şartlara karşı destekleyici düzenlemelerin yapılmasıdır. Nitekim bugün için Türk ailesinin, çeşitli nedenlerin oluşturduğu bir iç uyumsuzluk yaşadığı söylenebilir, buna karşı alınacak kısa vadeli önlemlerin tespit edilmesi gerekir. Ancak sadece önlemler sınırında kalmak sağlıklı bir sonuca götürmez. Bu önlemlerle birlikte eğitime, kültürel değerlerin fonksiyonel hale getirilmesine, toplumsal ve ekonomik sorunların çözümünde destekleyici yöntemlerin uygulanmasına ihtiyaç vardır. Ailedeki iç uyumsuzluk, ailenin dayandığı temel değerden değil, bu değerin algılanma ve yorumlanma yetersizliğinden kaynaklanmışa benzemektedir. Bu bakımdan, aile fertlerinin eğitilmesi bir dereceye kadar mümkün ise de bir noktadan sonra toplumun duyarlılığını, devletin rasyonel ve yerinde düzenlemelerini zorunlu kılmaktadır.

2.Dış Uyumsuzluk

Devletin ya da siyasi iktidarların, iletişim organlarının, bazı çevre ve kuruluşların; topluma, aileye ve insana rağmen kültürel bir değişime, yani dünya görüşünü ikame etme çabalarına ağırlık vermesi. Şüphesiz bunun tarihi, siyasi ve kültürel bağlamda yürütülmeye çalışılması, sorunun çok yönlülüğünü ortaya koyar. Türk ailesi, karşı karşıya kaldığı dış uyumsuzluğun anlaşılmasında, yorumlanmasında ve çözümlenmesinde mutlaka dikkate alınmak durumundadır. Belki de çatışma olgusunu bu bağlamda temellendirmek gerekir.


Evlilikte Kavga

Evlilik aylarında çiftlerin çoğu gerçekle pek ilişiği olmayan hayal dünyalarında yaşar. Daha evliliklerinin ilk aylarında, bir arada yaşamaya alışma evrelerinde kavga etmek, birçoğu için ölüm demektir. Bu bakımdan da ilk aylarda, her iki taraf da kavgadan sakınmak için ellerinden gelen çabayı harcar, eşlerinde kendilerini kızdıran rahatsız eden yanlar bulsalar bile bunları içlerine atarlar. Sonunda içe atıla atıla bu duygular günün birinde ufak bir söz veya davranış sonucu taşıverir ve o zaman da kavga patlak verir. Böyle bir kavga, çözümlenmesi pek de güç olmayan çeşitli sorunların dile getirilmesine yardım eder.

Bazıları kavgayı günlük çeşitli olaylarla gerilen sinirlerine bir “rahatlık verme aracı” olarak kullanır. Günlük yaşamın sinirlerimiz üzerindeki baskısı o derece fazladır ki, pek çoğumuz zaman zaman bu baskıyı azaltmaya gereksinim duyarız. Fakat bu baskıyı azaltma konusunda, evdekilerle kavga etmekten daha uygun yollar vardır: Açık havada idman yapmak, sinemaya, tiyatroya gitmek, spor yapmak gibi.

Bununla birlikte sık sık kavga etmek, eşler üzerinde biriktirici bir etki yapar. Her kavgada, kullanılan bazı acı sözleri unutmak güç olacaktır. Kavga anında söylenen acı sözlerin, eşleri fazlasıyla öfkelendirmesi ve uzun süre unutulmaması olasıdır.

Evli eşler arasındaki kavgaların sıradan iki insanın kavgalarından çok daha tehlikeli ve zararlı olmasının bir nedeni de eşlerin birbirlerinin zayıf yanlarını çok iyi bilmeleridir. Kavga esnasında eşinin benliğini ve kişiliğini en çok kırabilecek ve dile gelip söylenmesinden korktuğu gerçekleri ortaya döküvermek, işten bile değildir.


Uzman Psikolog Abdulkadir ILGAZ’ın yazıları için tıklayınız…