Yaygın Dört Aile Yapısı

Kapalı Aileler

Kapalı aileler, genellikle “geleneksel” olarak bilinirler. Bu ailelerde kararları veren belli bir lider ve hiyerarşi sistemi vardır. Bu lider, anne veya baba olabilir. Bu tip aileler üyelerinin ihtiyaçlarını sabitlik /durağanlık, yapı ve ait olma duyguları ile karşılamaya çalışırlar. Ebeveynlik otoriteye dayanır. Kapalı aileler iyi işlerse, kurallar ve sınırlar belli olur. Ancak bu ailelerde çocukların özellikleri yadsınır. Çünkü kapalı ailelerde zıtlıklara karşı çok az hoşgörü vardır. Ebeveynler, katı kurallarla davranışları kontrol altında tutmaya çalışırlar. Bu aileler oldukça katıdır ve üyeleriyle iç içedir.

Gelişigüzel Aileler

Kapalı ailenin tam tersine, gelişigüzel aileler grup yerine bireye önem verirler. Yani aile, her üyenin ihtiyaç ve amaçlarını karşılamasına yardım eder. Aile yapısı hiyerarşik değil izin vericidir. Aile üyeleri, bağımsız olarak kendi problemlerini çözebilmeleri için cesaretlendirilir. Bu tipte olup iyi işleyen aileler, çocuklarının yaratıcılığını ve bireyselliğini geliştirirler. Ancak gelişigüzel ailelerin iki zorluğu vardır. Birincisi, sınırlarını veya güvenli yapısını kurmada yetersizdir. İkincisi, gücü kullanmada ve ebeveynlikte zayıftırlar. Bu nedenle etkileşim karışık hale gelir. Gelişigüzel ailelerde ergen çocuklar kendilerini bir yapıya dahil etmek için çeşitli alt kültür guruplarına katılabilirler.

Açık Aileler

Açık ailelerde değerler karışıktır, hem bireyselliğe hem de guruba önem verirler. Kararlar bütün aile üyeleri tarafından alınır, bilgiler paylaşılır, işbirliği yapılır. Gelişigüzel ailelerin tersine, açık ailelerde iletişim fazladır. Açık aileler bireylerine güven verir.

Eş Zamanlı Aileler

Eş zamanlı ailelerde iletişim kapalıdır. Bu nedenle sözel olmayan iletişim çok önemlidir. Başarılı aile üyeleri sözel olmayan bu mesajları okuyabilecek beceriyi geliştirirler. Eş zamanlı ailelerde çocuklar rutin ve düzenli bir ortam içinde güvenli ve ait olma duygularıyla yaşarlar. Ebeveynlerin iletişimi doğrudan ve açık olmadığı için bunları anlamak çok zordur. Bu tip ailelerde etkileşim az olduğu için samimiyet duygusu kaybedilmiştir. Yine de bu tip aileler çocuklarına güvenlik ve ait olma duygularını yaşatmaya çalışırlar. Eğer ailede büyük bir değişim ortaya çıkarsa üyeler bunu inkar etmeye çalışırlar. Eş zamanlı aileler, sakinlik ve huzur istedikleri için, inkar edemeyecekleri kadar büyük bir problem oluncaya kadar üyelerine yardımcı olmazlar.

Ailenin Temel Gereksinimleri

  1. Değerli Olma Duygusu:  Aile içindeki etkileşim, çocukları ya “ben değerliyim” ya da “değersizim” duygusuna götürür. Bu gereksinim aile içinde yerine getirilmezse çocuk her türlü davranışla bu duyguyu elde etmeye çalışır. Ergenlik çağındaki erkek çocukların çete(gang) kurarak çoğu kez ölümle sonuçlanan çatışmaları da, kendilerini önemli görmeyen aile ortamlarına bir tepki olarak yorumlanır. “Ben değerliyim.” duygusunu aile içinde elde eden birey, kendisini kanıtlamak için aşırı davranışlarda bulunmaya gerek duymaz.
  2. Güven Ortamı:  Aile içindeki bireylerin emniyette olduğu, dışarıdaki tehlikeli olayların aile içine girmeyeceği duygusu, bu gereksinmenin temel nedenidir. Eğer çocuk ev içinde kendisini güven içinde bulmuyorsa çocuk ailenin dışında bir yere yönelir. Aile ile olan bağlarını koparır.
  3. Yakınlık ve Dayanışma Duygusu:  Aile içinde temel güven ve dayanışma varsa bireyin aile dışında karşılaştığı stres getirici olumsuz olaylar yıkıcı etkisini pek göstermez. Güven duygusunun baskın olduğu aile, dış dünyanın yaratmış olduğu sıkıntı ve kaygılarından kendisini kurtarır. Bu tür ailelerde olan kimseler, kendilerine olduğu gibi çevrelerine de güvenirler. Eğer aile içinde güven ve dayanışma sağlanmamışsa, bu insanlar yoğun stres ve gerginlik yaşarlar. Bu kişiler kendilerine dahi güvenemezler. Dolayısıyla çevrelerinde yakın ilişkiler kuramazlar.
  4. Sorumluluk Duygusu:  Aile sistemi içindeki anne ve babalar, davranışları ve sözleriyle sorumluluk duygusunu ifade ederler. Aile içinde sadece anne baba değil herkes sorumluluk duygusunu paylaşır. Elbette ki çocuklara da yaşları oranında sorumluluk yüklenmelidir. Tüm sorumluluğu kendi üzerine alan, çocuğunu sorumluluktan kurtaran anne ve babalar, kendi yaşamını biçimlendirmekten aciz, sürekli başkalarının yönetiminde olmaya yönelik bireyler yetiştirirler. Bu tür tutumlar sonucunda yetişmiş bireyler, yaşamlarında yer alan olaylardan sürekli başkalarını sorumlu tutarlar. Gelişimsel dönemi göz önüne alınarak, çocuğun odasını toparlaması ve ev işlerine yardım etmesi gibi konularda sorumluluk alması sağlanabilir. Bunu yaparken kız ve erkek işleri kesin çizgilerle ayrılmamalıdır.
  5. Zorluklarla Mücadele Ederek Onların Üstesinden Gelmeyi Öğrenme:  Çocuğa her şey hazır verilmemelidir. Sorumluluk duygusunun gelişimi ile ilgili anlatılanlar zorluklarla mücadele etme ile ilgilidir. İçinde bulunduğu gelişimsel dönem göz önünde bulundurularak, çocuğun kendi sorunları ile baş başa kalması sağlanmalıdır. Bu durum, onların zor sorunlarla mücadele ederek uğraşmasına olanak vermek ve güvenli sorun çözme becerileri gelişmiş bireyler olarak yetişmeleri açısından gereklidir. Çocuklarının karşılaştığı her zorluğa aşırı yardım eden ana babaların çocukları, sürekli başkalarına muhtaç ve kendilerine güvensiz olur. Böyle kişiler yetenek becerilerini keşfedemezler.
  6. Mutluluk ve Kendisini Gerçekleştirme Ortamı:  Aile ortamı bir mutluluk ortamıdır. Şimdiye kadar anlatılan gereksinimlerin karşılanması mutlu olmayı getirir. Evde değerli olduğu duygusunu tadan birey, mutlu olur ve yaptığı şeylerden doyum alır, kendini gerçekleştirme olanağı bulur.
  7. Sağlıklı Manevi Yaşamın Temellerini Oluşturma Ortamı:  Katı din kuralları altında yetiştirilmiş çocuk sürekli yargılanma ve cezalandırılma korkusu yaşar. Kendi yaşantı ve deneyimlerini zenginleştirecek, iç ve dış dünyasını araştırıp keşfetmek yerine körü körüne itaati, kendi düşünce ve duygularından utanmayı öğrenir. Sağlıklı manevi yaşam, ailenin çocuğuna verebileceği en önemli süreçtir. Sağlıklı bir manevi temeli olan insanlar; kendisi ile barışık, insan ilişkileri olumlu ve kuvvetli saygılı bireyler olarak yetişirler.

Korunması Gereken Beş Temel Özgürlük

  1. Şimdi ve burada olanı duyma ve görme (algılama) özgürlüğü
  2. Kendi düşündüğünü olduğu gibi ifade edebilme özgürlüğü
  3. Kendi duygularını olduğu gibi ifade edebilme özgürlüğü
  4. Kendi arzularına göre bir şeyi isteme ya da reddetme özgürlüğü
  5. Olmak istediği yönde gelişerek kendi özünü gerçekleştirme özgürlüğü

Uzman Psikolog Abdulkadir ILGAZ‘ın yazıları için tıklayınız…