Afyon Bağımlılığı

Haşhaş bitkisinin meyvelerinden elde edilen Afyon’un buruna hoş gelmeyen bir kokusu vardır. Kısa boylu, yeşil renkli bir bitki olan haşhaş, renkli çiçekleri yüzünden bazı Avrupa ülkelerinde süs bitkisi olarak ekilir. Afyon bu bitkinin bünyesindedir. Bileşiminde protein-şeker, yağ, kauçuk gibi maddelerin yanı sıra morfin, eroin, narkotin, kodein popoverin gibi sayıları 25’i geçen alkaloid denilen zehirler mevcut .

Türkiye’de yetişen Afyon’un bileşiminde daha çok morfin bulunduğu görülmüştür. Afyonun ham, hazırlanmış ve tıbbi olmak üzere üç çeşidi vardır. Ham, kimyasal değişime uğramamış. Hazırlanmış, üzerinde birtakım işlemlere girişilen, tıbbi ise hekimlikte kullanılır hale getirilmesi için laboratuvar işlemlerinden geçen afyon türüdür.

Başlangıçta ağrı kesici, öksürük giderici etkileri olduğundan yaygın olarak kullanılırdı. Etkileri keşfedildikçe keyif verici madde olarak da kullanıldı. Çiğneyerek ya da sigara ile içilmektedir. Başlangıçta ağrı azalır, üzüntü kaybolur, keyif hali başlar, bu duruma “balayı” denir. Kısa süren balayından sonra mide bulantısı, baş dönmesi, renk solması, kalp ve solunum yavaşlaması ile zehirlenme hali başlar. İlk kullanımda zararı görünmese dahi ilerleyen aşamalarda hastalık hali başlar. Bunun yanı sıra tek kullanımda dahi ölümcül vakalara rastlanmıştır.

Kullanım Belirtileri ve Etkileri

⦁ Mide bulantısı

⦁ Baş dönmesi

⦁ Vücut renginin solması

⦁ Kalp ve solunum yavaşlaması

⦁ Sık ve ağır seyreden bağırsak rahatsızlıkları

⦁ Bilinç kaybı

Sokak isimleri; big D, siyah hap, cin, pekmez, at, çamur, skag..

Afyon Savaşları

Çin’de afyon içiminin artması üzerine, 1729’da Çin İmparatoru Yuan-Chekai tarafından afyon yasaklandı. Afyon satan dükkanlar ve içim evleri kapatıldı. 1800 yılında Çin’e afyon sokulması sıkı tedbirler ile önlendi. Ancak kaçak olarak afyon satışı devam etti. Kullanan ve ölenlerin sayısı artmaya başladı hatta hanedandan bir prensin de öldüğü söylenmektedir. Çin’in tedbirleri ve uyguladığı baskı üzerine İngiliz hükümeti ile sıkıntılar yaşandı.

Afyon satışına devam eden bir İngiliz tüccarının da öldürülmesi üzerine 1839’da İngilizler Çin’e savaş açtı. ”Her bir Çinli bir parmak uzun giyerse Manchester dokuma fabrikalarına yüzyıllarca yetecek bir pazar bulunur” diyen zihniyet bu pazarı kaybetmeyi göze alamaz ve uluslararası alanda kendisine haklı bir gerekçe bularak Çin’e savaş açar.

İngilizler bu savaşa, serbest ticaret ilkesinin çiğnenmesini gerekçe göstererek girmişti. Chang-Hai’ye çıkarma yapan İngilizler 10 bin askerle 350 milyonluk Çini dize getirdi. 1842 yılında Nankin Anlaşması yapıldı. Anlaşmaya göre Hong Kong Limanı İngilizlere verildi ve ticarete açıldı. Bu anlaşmadan sonra Çin’e sokulan Afyon miktarı artmaya başladı.

Amerika ve Fransa’da Çin’deki Afyon piyasasına girdiler. 1856’da yeni yasaklar getiren Çin’e karşı Fransa ve Amerika’da savaş açtı Savaş 2 yıl sürdü ve galip devletler Çin’e afyon satış hakkını elde ettiler. Çaresizlik içinde geçen yıllardan sonra Morfin, eroin, kokain kullanımı yaygınlaştı. 1927’de Tchang-Kai-Chek haşhaş ve afyon ekimine son vermek için sert uygulamalar başlattı. Eken ve kullanana idam cezası getirdi 63 kişiyi idam ettirdi bunun üzerine Japonlar Çin’in kuzey ve orta bölgelerini işgal etti ve tekrar savaş başladı.

Avrupa ve tüm dünyanın ortak sömürgesi haline gelen Çin bu dönemi ”Onursuzluk Yüzyılı” olarak adlandırmıştı. 1949’da Mao-çe-Tung başkanlığında kurulan hükümet bu maddelerin kaldırılması için daha sert çalışmalar başlattı. Bağımlı binlerce kişi idam edildi ona rağmen halen Çin’de yasa dışı yollarla üretim ve kullanım devam etmektedir.

Gerçek Bir Hikaye

Akşamüstü büroda çalışıyordum. Telefonum çaldı. Bir evde cinayet işlenmiş. Cinayet mahallinde uyuşturucu bulunmuş ve katil uyuşturucunun etkisindeymiş. Hemen gittim. Bir bekar evi ve yer sofrası kurulmuş. Bir ölü, bir yaralı ve bir tutuklu vardı.

Olay şu;
Aynı evde kalan iki genç öğretmen, İstanbul’a yeni tayin olan ve ilk kez İstanbul’a gelen arkadaşlarını ağırlamak için evde yer sofrasına yemekleri ve içkileri hazırlamışlar. Yeni arkadaşları daha önce hiç içki, uyuşturucu, esrar ve benzeri maddeleri kullanmamış. Yer sofrasına bağdaş kurarak otururlar. Daha önce uyuşturucu denemiş olan iki genç öğretmen, yeni arkadaşın yiyeceğine koydukları afyon’un kendilerindeki geçici etkisini beklerken; yeni öğretmen birden ayaklarım nerede diye bağırmaya başlar. Bağdaş kurarak oturduğu için ayakların kaybolduğunu zannetmektedir. Genç öğretmen, ayağımı çaldın diyerek yanındaki arkadaşını bıçaklar, ilk darbede ölen arkadaşına yardım etmek isteyen diğeride ağır yaralanır. Bir defa kullanmaktan bir şey olmaz diyenlere sormak lazım biri ölü biri yaralı biri de en güzel yıllarını hapiste geçirecek gencecik 3 öğretmenin yok olan hayatlarında bir şey olmamış denilebilir mi? (Polis Başmüfettişi MUTLU ÇELİK’in “Uyuşturucu” kitabından alıntı yapılmıştır.)