Adam Smith

Modern ekonominin babası olarak kabul edilen 18. yüzyıl İskoç ekonomisti, filozofu ve yazarı. 

Hayatı

Adam Smith 1723 yılında İskoçya’da doğdu. İsmini avukat olan babasından aldı ancak Smith doğduktan iki ay sonra babası öldüğü için onu hiç tanımadı. İyi bir okulda eğitim görmesi dışında Smith’in erken çocukluk dönemi hakkında çok az şey biliniyor. 14 yaşındayken Glasgow Üniversitesi’ne kabul edildi ve burada sosyal felsefe okudu. 17 yaşında en iyi dereceyle mezun oldu. Daha sonra eğitimini ilerletmek için Oxford’a gitti ancak okulunu bitiremedi.

Smith’in kariyerinin neredeyse tamamı Glasgow Üniversitesi’nde geçti. Hukuk, retorik, ekonomi ve felsefe alanlarında çalıştı. Kariyerinin ilerleyen dönemlerinde ilk kitabını yayınladı. Kitabı yayınladıktan sonra varlıklı ve etkili liderler onu çocukları için eğitmen olarak aradılar. Özel dersleri sayesinde David Hume, Benjamin Franklin ve Francois Quesnay gibi 18. yüzyılın büyük düşünürleriyle temasa geçti ve fikirleri şekillendi.

Smith, öğrencileri ve öğretmenleri üzerindeki etkisi sayesinde iz bırakırken, ekonomi alanı üzerindeki kalıcı etkisi yayınlanmış kitaplarından geliyor. Çok başarılı olan bu iki kitap:The Theory of Moral Sentiments (Ahlaki Duygular Teorisi) ve An Inquiry Into Nature and Causes Of The Wealth of Nations (Ulusların Zenginliğinin Doğası ve Nedenleri Üzerine Bir Soruşturma). Yayınlanmayan pek çok notu ve makalesi vardı, ancak ölümünden sonra yayınlanması için yeterince iyi olmayan her şeyin yakılmasını istedi. Smith, 1787’de Glasgow Üniversitesi rektörü seçildi. Üç yıl sonra 67 yaşında öldü.

Ulusların Zenginliği

Smith, 1776’da emekli olup Fransa’dan İskoçya’ya döndükten sonra en önemli eseri olan “Ulusların Zenginliğinin Doğası ve Sebepleri Üzerine Bir Soruşturma” (“Ulusların Zenginliği” olarak kısaltılmıştır) kitabını yayınladı. “Ulusların Zenginliği”nde Smith, klasik ekonominin temelini oluşturan fikirlerin çoğunu popülerleştirdi. Smith’in fikirleri 19. yüzyılda David Ricardo ve Karl Marx’ın, yirminci yüzyılda John Maynard Keynes ve Milton Friedman’ın çalışmalarında açıkça görülmektedir.

Smith’in eserinde, önce mülkiyet hakları veya sabit konutları olmayan avcı toplumdan, değişen konutlarla göçebe tarıma kadar insan toplumunun evrimi yer alıyor. Bir sonraki aşama, ayrıcalıklı sınıfları korumak için yasaların ve mülkiyet haklarının oluşturulduğu feodal bir toplumdur. Son olarak, piyasa işlemlerini yürütmek için yeni kurumların kurulduğu laissez-faire veya serbest piyasalarla karakterize modern bir toplum vardır.

“Ulusların Zenginliği”ndeki fikirler, gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) kavramının doğuşunu sağladı. İthalat ve ihracat işini dönüştürdü. “Ulusların Zenginliği”nin yayınlanmasından önce, ülkeler servetlerini altın ve gümüş yataklarının değerine göre ilan ederlerdi. Bununla birlikte, Smith merkantilizmi çok eleştiriyordu; ülkelerin üretim ve ticaret düzeylerine göre değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Bu tez, bir ülkenin refahını ölçmek için GSYİH metriğinin oluşturulmasının temeliydi.

“Ulusların Zenginliği”nin yayınlandığı dönemde, birçok ülke diğer ülkeyle ticaret yapmakta tereddüt ediyordu. Ticarete yönelik tutumlardaki bu değişimin sonucu olarak ithalat ve ihracatta artış oldu. Smith ayrıca ticareti mümkün olduğunca kolaylaştıracak yasalarında olması gerektiğini savundu.

Serbest Piyasalar Felsefesi

Serbest piyasa felsefesi, hükümetin serbest piyasalara müdahale ve vergilendirme rolünün en aza indirilmesini savunur. Smith yönetimin ekonomideki sınırlı kontrolünü savunmasına rağmen, yönetimi bir ülkenin eğitim ve savunma sektörlerinin sorumlusu olarak görür.

Smith, ekonomideki arz ve talep güçlerine rehberlik eden “görünmez el” fikrini ortaya attı. İnsanların satın almak istedikleri ürünleri satan kasap, bakkal gibi sektörler para kazanmayı amaçlar. Bu sektörler müşterilerin ihtiyaçlarını karşılama konusunda etkili olurlarsa, finans anlamında fayda ve insanların istediği ürünleri sağlarlar. Bu ürünlerin tedarik aşamasında da kalite ve talep artar. Smith, bu tür bir sistemin toplum için zenginlik yaratmanın yanı sıra kasap, bakkal ve fırıncı için de zenginlik yarattığını iddia eder.

Zengin bir toplum, kendilerini iyileştirmek ve finansal ihtiyaçlarını karşılamak için üretken ve çalışkan vatandaşların olduğu bir toplumdur. Bu tür ekonomilerde bir adam servetini en yüksek getiriyi elde edeceği bir işletmeye yatırır. Görünmez el teorisi, kapitalizm ve bireyin refahından ziyade, sınırlı kaynaklar için arz-talep ve rekabet yoluyla, verimliliğe rehberlik eden doğal bir fenomen yaratmaktır.