Yusuf Akçura

Hayatı

Türk siyaset adamı, tarihçi (Rusya, Ulyanovsk, 2 Aralık 1876 – İstanbul 1935). Küçük yaşta
ailesiyle İstanbul’a göç etti. Harp okulu’nu bitirdi. Kurmay öğrencisiyken 1897 Jön Türk hareketine katıldığı için tutuklandı. Taşkışla Divan-ı Harbi kararı ile müebbet kalebentlik cezasına çarptırıldı. Karar sonrasında Padişah fermanı ile Trablusgarp’a sürüldü. Şeref vapuruyla Trablusgarp’a gönderilen sürgün kafilesi içinde yer aldı. 1899’da Hüseyin Tosun ve Câmi beylerin yardımıyla Paris’e kaçtı.

Şüra-yı ümmet ve Fransızca Mechveret gazetelerine makaleler yazdı. Éco le libre  dessciences politiques’de siyasal bilimler öğrenimi yaptı. Öğrenimini tamamlayınca Osmanlıya dönemediğinden Kazan’a gitti. Mısır’da çıkan Türk gazetesinde Üç Tarz-ı Siyaset başlığıyla yayımladığı yazı dizisinde Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük olarak tanımladığı seçenekleri tartıştı. 1905 Rus devrimi sonrasında Rusya Müslümanları İttihadı adlı siyasi
partinin kuruluşuna öncülük etti. Kazan muhbiri gazetesini çıkardı. Siyasi etkinlikleri nedeniyle Rusya’da da tutuklandı.

1908 Meşrutiyeti’nin ilanından sonra İstanbul’a döndü. Türkçülük akımının önde gelen savunucularından oldu. Türk Yurdu ve Türk Ocağı derneklerinde çalıştı. Türk yurdu dergisini yönetti. Türkçü düşünceye dayalı Milli Meşrutiyet Fırkası (1912) ve Milli Türk Fıkası’nın (1919) kurucuları arasında yer aldı. Savaş esirlerinin değişimi için Kızılay temsilcisi olarak Rusya’ya gitti (1917). Kurtuluş savaşı başlayınca Anadolu’ya geçti, ulusal harekete katıldı.

Curmhuriyet’in ilanından sonra İstanbul (1923-1934), Kars (1934 -1935) milletvekilliği
yaptı. İstanbul Edebiyat ve Ankara Hukuk Fakültelerinde tarih dersleri verdi. Oluşturulan Türk Tarih Kurumu’nun başkanlığına getirildi (1932).

Yusuf Akçura, eylem bakımından Marksist düşünceye karşıt olmakla birlikte, yazılarında Marksist çözümleme yöntemleri kullandı. Osmanlı toplumunun gelişmesini iktisadi yapıya ve ilişkilere ağırlık vererek açıklamaya çalıştı. Özellikle “Türk Yurdu” dergisindeki yazılarında bu rahatlıkla gözlenebilir. Temel görüşü, Osmanlı İmparatorluğu’nda (sonra Türkiye’de) milliyetçi düşüncenin yayılmasıydı. Bu açıdan İmparatorluk döneminde, herhangi bir unsurun milliyetçilik yapmasının, çok uluslu yapıyı çökerteceğini, dolayısıyla tek çarenin Osmanlıcılık olduğunu ileri süren Osmanlıcılar ile İslam dininin milliyetçilik fikri ile uyuşmadığını ileri süren İslamcılar tarafından ağır biçiminde eleştirildi.

Eserleri

  • Üç Tarz-ı Siyaset
  • Mevkufiyet Hatıraları
  • Siyaset ve İktisat
  • Muasır Avrupa’da Siyasi ve İçtimai Fikirler ve Fikir Cereyanları
  • Türk Yıllığı
  • Ta Kendim Yahut Defter-i Amelim
  • Rusya’daki Türk Tatar Müslümanların Şimdiki Vaziyeti ve Emelleri
  • Osmanlı İmparatorluğunun Dağılma Devri
  • Tarih-i Siyaset Dersleri (6 Cilt)