Uykunun bilişsel, psikolojik ve fiziksel gelişime olan etkisine dair birçok araştırma yürütülmüştür.

Uyku Eğitimi ile İlgili Yapılan Bazı Araştırmalar

  • Mc Cartney ve arkadaşları, düzenli uykunun bebeklerde daha yüksek bilişsel düzey ve iyi dil gelişimiyle ilişkili olduğunu tespit etti.
  • Jung ve arkadaşları, okul öncesi dönemde 7 saat ve altında uyuyan çocukların 8 saat ve daha fazla uyuyanlara göre, okulun başlangıcında uygulanan standart bir değerlendirmede daha düşük puanlar aldıklarını ve yıl boyunca bilişsel becerilerde daha yavaş gelişim gösterdiklerini tespit etti.
  • Bayley Bebek Gelişim Ölçeğiyle, zihinsel gelişim indeksi ve uyku etkinliği arasında pozitif bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
  • Tel Aviv Üniversitesi’nde araştırmacılar, 1-2 yaş arası çocuklarda sık görülen öfke krizi, hiperaktivite, yaramazlık, dikkat dağınıklığı gibi durumların nedenine ilişkin araştırmalar yapmış ve “bebeklerin az uyumaları ile dikkatleri-davranışları arasında bir bağlantı olduğunu” yanlışlamaya çalışmışlardır. Sonuç olarak, bir yaşındayken uykusu bölünen çocukların, üç-dört yaş evrelerinde konsantrasyon problemi yaşadığı ve davranışsal problemler gösterdiği bulgusuna ulaşmışlardır.

Geceleyin deliksiz uyumak, çocukların fiziksel olarak büyümesi açısından avantajlıdır.

Büyüme hormonunun en çok uykuda salgılandığı bilinmektedir. Uyku eksikliğinde çocukta pek çok organda, kas ve kemik yapısı gelişiminde dezavantajlı durumlar oluşabilmektedir. Ayrıca uyku eksikliğinin şeker hastalığına ve obeziteye sebep olduğu da bilinmektedir.

Uyku bu kadar önemliyken uykuyu düzene sokmanın en etkili yolunun uyku eğitimi olduğu, bir gerçektir. Uyku eğitimi konusunda ülkemizde bir kutuplaşma söz konusudur. Bir taraf güvenli bağı zedeliyor derken, diğer taraf herhangi bir zararının olmadığını savunmaktadır.

Tabii ben burada nerde duruyorum, onu anlatayım:

Uykusuzluk, stres kaynağıdır. Uyuyamayan çocuk gün içinde huzursuz, uykusuz; anne ise sürecin getirdiği yorgunlukla birlikte gergin olur. Bu durumda anne ile bebek arasındaki ilişki bir süre sonra yıpratıcı bir hal alır. Tahammül düzeyi düşük bir anne ve karşısında uykusuz bir bebek… Sizce burada sağlıklı bir ilişki olabilir mi?


Danışanlarımın en büyük şikayetlerinden biri; “Tuğçe hanım, uykusuzluktan artık bebeğimi hırpalamaya başladığımı, sesimi yükselttiğimi ve onu korkuttuğumu fark ettim.”

Bir diğeri ise; “Eşimle tamamen koptuk ve artık ilişkimiz çıkmaza girmek üzere.” şeklinde.


Şimdi gelin birlikte düşünelim: “Mutsuz bir anne, mutsuz bir baba, mutsuz bir çocuk, eşittir, tabii ki mutsuz bir aile…”

Güvenli bağ birçok dinamiği içerir: Ten teması, oyun oynama, sevgiyi belli etme, iletişim kurma, öz bakımını yapma, onu dinleme…

Sağlıklı ebeveyn ilişkisi, güvenli bağ kurma konusunda önemlidir. Fakat “Bebeğin 2 yaşına kadar anneyle uyuması ve kesinlikle emmesi, bağ kurmada çok önemli” gibi söylemler gerçekten uzaktır.

Annesini doğduğu andan itibaren ememeyen çocukların hiçbiri annesiyle güvenli bağ kuramadı mı sizce? Ya da annesinin bir rahatsızlığı sebebiyle 2 yaşına kadar annesiyle yatamayan çocuk güvensiz mi bağlandı? Güvenli bağı tek bir sürece indirgemek çok kısıtlı ve gerçeklerle örtüşmeyen bir görüştür.

Uyku Eğitiminde Nasıl Bir Yol İzlenmeli?

  • Uyku eğitimi, bebeğin fiziksel ve psikolojik gelişimine hakim bir kişi tarafından, doğru adımlarla verilirse kesinlikle kötü sonuçlar doğurmaz. Bu, basit bir davranış eğitimidir. Bebeği destekleyerek ona uykuya geçişler öğretilir. Kaliteli bir gece uykusu alması sağlanır. Gündüz uykuları da aynı şekilde düzenlenir.
  • Uyku eğitimi sürecinde hazır oluş çok önemlidir. Annenin sürece hazır olması, süreçte sabır ve kararlılık göstermesi açısından esastır. Eğer bu sürece hazır değilseniz, kendinizi de bebeğinizi de boşuna yıpratmamanızı öneririm.
  • Eğitim sürecinde ilk zamanlar bebekler değişime tepki verseler de süreç içerisinde tepkileri düşer ve yeni yönteme adapte olurlar. Bu değişimi yaparken bebeğinizi yalnız bırakmadan, odada uyku öncesi ve uykuya geçiş sürecini birlikte geçirmeniz, çocuğunuzun yapısına göre destekler vermeniz önemlidir.

Uyku; yeme-içme kadar yaşamsal bir olgudur. Bu yüzden, lütfen uykunuza önem verin, sevgilerimle…