Psikolojide bağlanma teorisi, John Bowlby’nin (1958) seminal çalışmalarıyla ortaya çıkmıştır. 1930’larda John Bowlby, Londra’daki Çocuk Rehberlik Kliniği’nde bir psikiyatrist olarak çalışmış ve duygusal olarak rahatsız edilen pek çok çocuğu tedavi etmiştir. Bu deneyim Bowlby’nin, çocuğun anne ile ilişkisinin sosyal, duygusal ve bilişsel gelişimi açısından öneminin dikkate alınmasını sağlamıştır. Bağlanma, o kadar önemli bir nokta ki birçok psikolog, analist ve psikiyatrist bu konuya kendini adamış ve araştırmalarda bulunmuştur.

Tüm Hayatımızın Şekillenmesini Sağlar

Çocukların kimliklerini oluşturabilmesi, benliklerini tanıyabilmesi ve karakterini zarara uğratacak tehlikelerden korunabilmesi için en önemli yapı güvenli bağlanma köprüsüdür. İnsan yaşamının doğası gereği, hayatımız her zaman bağlanmalardan ibarettir. Bu dünyaya gözlerimizi açtığımız ilk zamandan itibaren ihtiyacımız olan en temel duygu ise güven duygusudur. Yaşamın ilk 4 yılında anne ile çocuk arasındaki bağ ise yaşamın sonuna kadar bireyi ayakta tutabilecek bir güç olarak bilinir. Benlik algısının temeli ilk 7 yılda atılırken güvenli bağlanma ile hayatımızdaki ilk harcı almış oluruz.

Peki bunun püf noktaları var mı? Bağ kurulursa ne olur, bağ kurulmazsa ne ile karşılaşırız? Kaç çeşit bağlanma çeşidi var? Bağlanma kurulamadı diyelim, ne yapılması gerekir? Bu ve buna benzer soruların yanıtını bulabileceğiniz ve çocuğunuz ile sağlıklı bir iletişim kurabilmek için önemli bir adım olan bağlanma noktasını öğrenebileceğiniz detaylara bu yazımda ulaşabilirsiniz.

Kimlik Gelişimi İçin Önemlidir

Çocukların kimliklerini oluşturabilmesi, benliklerini tanıyabilmesi ve karakterini zarara uğratacak tehlikelerden korunabilmesi için en önemli yapı güvenli bağlanma köprüsüdür.

Anne ile çocuk arasında, ilk 2 yıl içinde oluşması gerekir. Önce anneye bağlanmak gerekir. Sonra da yaşama ve nasıl yaşanması gerektiğine bağlanırız. Buradaki anlatımda kullandığımız 2 yıl kavramı gerçek bir ifadedir ve bebeğin 2 yıl boyunca annenin güvenini kazanması gerektiğini anlatır. Anne ile kendine güveni gelen bebeklerin ilk çocukluk yılları ve ergenlik dönemleri de daha az kaygılı geçmektedir. Aynı zamanda yaşam içinde sorunlar yaşandığında pes etmeyen ve çabuk eğilmeyen kişiliklerin de özünde güvenli bağ kurmaları yatmaktadır.

Bağlanma Çeşitleri Nelerdir?

Bağlanmanın güçlü olması, yani her zaman bahsettiğim güvenli bağlanmayı sağlamak için öncelikle bağlanma çeşitlerini bilmemiz gerekir. Bağlanma çeşitleri 3 kategoride incelenebilir:

  1. Güvenli bağlanma
  2. Kaygılı-kararsız bağlanma
  3. Kaçınmalı bağlanma

Mary Ainsworth ve arkadaşları tarafından yapılan bir gözlem ve araştırmada, yukarıda bahsi geçen bağlanma çeşitleri incelenmiş ve anne bebek gruplarından oluşan katılımcılar sayesinde gözlem yapılmıştır. Ortam olarak sakin bir yer seçilmiş ve bebeklerin tepkileri ölçülerek bağlanma teorisinin desteklenmesi sağlanmıştır:

Güvenli bağlanan bebekler; anneleri ile birlikte oldukları sırada onlarla sıcak ilişkiler kurmuşlardır, çevreyi keşfetmekte çok hevesli olarak görünürler, odaya bir yabancı girdiğinde hafif ama kalıcı olmayan bir endişe yaşarlar ama anne odaya geldiğinde hemen yine endişeden uzaklaşarak neşelenirler, anne odadan ayrıldığında anlaşılabilir derecede üzülmüş olduklarını gösterirler, anne geri döndüğünde ise onu sıcak bir şekilde karşılarlar, rahatlamış ve anneye yakın olmak için ellerinden geleni yaparlar. Bu belirtiler, güvenli bağlanma sürecinde sevdiğimiz ve olmasını beklediğimiz adımlardır.

Kaygılı bağlanan bebekler; annelerinin nerede olduklarına, onların ulaşılabilir olup olmadıklarına, onlarla sık sık sözel ve fiziksel temas kurmaya her zaman tetikte olarak yaklaşırlar. Anne odadan ayrıldığında yoğun endişe yaşarlar, ancak güvenle bağlanan bebeklerin zıttı olarak anne geri döndüğünde sakinleşmekte zorlanmaktadırlar, annelerine hem yakın olmak istemiş hem de yoğun öfke ve direnç göstermişler. Bu da bağlanmanın sağlıklı ilerlemediğinin bir göstergesidir.

Kaçınmalı bağlanan bebekler; annelerine ve onların nerede olduklarına ilgi göstermezler, anneleri odadan ayrıldığında veya odaya geri döndüğünde çok az tepki gösterir ya da hiç tepki göstermezler. Bu bağlanma çeşidi, bizim en istemediğimiz türdür ve güvenli bağlanma yaşanması için adımlar atılmasını öneririz.

Bağlanma Türleri ve Belirtileri

Güvenli Bağlanmanın Belirtileri

  • Çocuk, annesini (ya da bakımı üstlenen kişiyi) bir güven temsili olarak benimsemiştir. Her ne olursa olsun onu annesinin yalnız bırakmayacağından emin olduğu için kaygılı bir bebek olmaz.
  • Annenin ortamdan ayrılmasının hemen ardından huzursuz tavırlar sergilese de kısa sürede teselli edilebilen çocuklardır. Anneye çok yapışık yaşama huyları yoktur. Anne tekrardan geri geldiğinde ise onu olumlu bir şekilde karşılamakta ve anne geldikten sonra bir yabancıyı anneye tercih etmemektedirler.
  • Yani kısaca çalışan anneler üzerinden bir örnek vereyim: Annenin evden ayrılma anında küçük bir kaygı yaşayan ama anne gittikten sonra, onu aramadan teselli olabilen, gün sonunda da anne geldikten sonra olumlu bir şekilde anneyi karşılayıp anneden başka kimseye yine gitmeyen çocuklar güvenle bağlanmıştır.
  • Bir diğer detay da verecek olursak, “yabancılama” davranışını örnek alabiliriz. Yaklaşık olarak 7. aydan itibaren bebeklerde halk arasında yabancılama olarak gerçekleşen durum, güvenli bağlanan çocuklarda görülür. Yani annesinin kucağında iken başkalarını yabancılamak ve hemen onlara gitmemek bir güvenli bağlanma işaretidir.
  • Bunların yanı sıra güvenle bağlanmış olan çocuklarda şiddete meyilli olma gibi bir özellik görülmez, bebekler genellikle huzurlu ve güleçtir.
  • Su, banyo yapma, yüzme gibi olaylardan korkmazlar. (Bunun sebebi de boğulma riskinin olmayacağını ve annelerine olan güven sebebiyle rahatlıkla kendini suya bırakabileceğini bilirler.)
  • Ağlama, mızmızlanma, bilerek göze batacak hareketlerde bulunma, öfke ve ağlama krizleri geçirme, hırçınlık gibi davranışlar güvenle bağlanmış çocuklarda görülmez.
  • Bu bağlanma çeşidi tam olarak istenen türdür ve sağlıklı bir ebeveyn-çocuk ilişkisi kurulduğunu bize gösterir.
  • Yapılan araştırmalarda, yaşamın ilk yılında güvenli bağlanan çocukların, güvensiz bağlanan akranlarına göre daha az bağımlı oldukları görülmüştür.
  • Güvenli çocuklar, zorluklar karşısında, “ben başa çıkabilirim” inancına sahiptirler.

Bu çocukların annelerinin ise genelde duyarlı ve çocukların ihtiyaçlarına zamanında karşılık veren kişiler oldukları gözlemlenmiştir. Bu anneler, çocuklarının neden ağladığını bilirler. Ve o an neye ihtiyaçları varsa giderirler.

Kaygılı Bağlanma Belirtileri:

  • Çocuk, anneden ayrıldığı zaman şiddetli huysuzluk göstermektedir. Anne geri dönmüş olsa bile hemen sakinleşme çabasında değildir.
  • Bu bağlanma türünde çocuklar hem kendine hem annesine hem de başkalarına güvenmemektedir. Genelde özgüveni düşürülmüş olan çocuklarda gördüğümüz bağlanma çeşididir.
  • Sürekli bir ayrılık kaygısı içinde olabilirler. Ne çok hırçın ne de çok özgür bir davranış biçimi ortaya koyabilirler.
  • Bu bağlanma çeşidi iki arada bir derede kalmış çocukları bize gösterir ve toparlaması kolaydır. En kısa sürede bağlanmanın güçlendirilmesi gerekir.

Bu çocukların annelerine baktığımızda ise çocukların ihtiyaçlarına tutarsız tepki gösterdiklerini ve çocuklar ihtiyaç duymadan kendi istedikleri zamanlarda “bir var bir yok” olarak ilişkiyi şekillendirdikleri gözlenmiştir. Annenin yardımcısının olmaması, çok çocuklu olması ve psikolojik sorunlarının olması annenin tutarsız bakım vermesine neden olmuş olsa da maalesef bağlanma stilinin sonucunu değiştirmemekte ve bir bahane olarak karşımıza çıkmamaktadır.

Kaçınmalı/Güvensiz Bağlanma Belirtileri:

  • Çocuk, anneden ayrılma anından etkilenmemekte, yeniden birleşmeden sonra da annesi ile temas kurmaktan kaçınmakta ve dikkatini oyuna vermektedir. Yani ha annem olmuş ha olmamış gibi düşünerek tamamen bağını koparmış bir çocuk ruhu gözlemlenir.
  • Bu çocuklar içlerinde fazlasıyla endişe ve kaygı barındırırlar.
  • Aşırı sinir ve hırçınlık gözlemlenir.
  • Ağlama krizleri ve öfke patlamaları çok sık görülür.
  • Anne babaya sarılmak istemezler ve hep bir uzak kalma isteği vardır. Anne babaya soğuk davranışlar görülür. Beraber yatmak ya da sarılmak, öpmek gibi temas gerektiren eylemlerden uzak kalırlar.
  • Bilerek ve isteyerek yalan söylerler (Dikkat çekmek ve bağlanma eksikliğini belirtmek içindir.).
  • Anne baba haricindeki kişilere daha çok yakın olmak isterler.
  • Yemek yemeye karşı aşırı bir tepki vardır ve kusma gibi tepkiler verirler.
  • Sosyal bağları zayıftır. Her zaman sosyal alanlardan kaçınmak ve aşırı tepki ile gitmek istememe davranışları gözlemlenebilir. Çünkü pasif ve sindirilmiş bir ruhları vardır. (Mizaç olarak kendini koruma altına almak için bir adım geride durmaktan bahsetmiyorum.)
  • Bilerek ve göze çarpacak kadar aşırı hareketlerde bulunurlar.
  • Başkalarına şiddet uygulamaya yatkındırlar.
  • Kötü alışkanlığa bulaşma ihtimalleri yüksektir.
  • Güvensiz bağlanan çocuklar ise, çevrelerine karşı çok daha az merak duyar ve çekingen tavırlar sergilerler.
  • Bu bağlanma belirtileri, aile içinde bağlanma olmadığını ve bir an önce yeniden, sıfırdan güvenli bağlanma için adımlar atılması gerektiğini bize gösterir.

Bu çocukların annelerine baktığımızda ise genellikle soğuk, çocukların yakınlık isteklerini reddeden ve duyarsız kişiler olduğu görülmüştür.

Güvenli bağlanma sadece anne ile olmayabilir!

Annesi vefat etmiş ya da uzakta olmak zorunda olan çocukların bağlanma yaşaması mümkün değil midir? Elbette mümkündür. Çalışan anneler için güvenli bağlanma konusu zaman zaman sekteye uğrayabilmektedir. Bu aşamada da bebeğin duygusal ihtiyacının giderilememesi ile ilgili, kafalarda soru işaretleri belirmektedir. Gece uykusunda mutlaka bebeğin ilk 2 yıl boyunca anne ile yatması şarttır; ancak zorunlu durumlarda, bebeğin gündüz bağ kurabileceği bir başka büyük de bulunabilir.

Bu büyük kişi; büyükanne, bakıcı, teyze gibi yakın kişiler olabilir. Bakıcı olarak seçilecek olan kişinin de pedagojik anlamda çocuk bakımını çok iyi bilen, şefkatli biri olmasına dikkat edilmelidir. Tabi bu süreçte anne haricindeki kişilerin bağlanma sürecini bilmesi ve adımları eksiksiz uygulaması gerekir.

Adım adım ikinci bir kişi ile bağ kurmanın bir yöntemi vardır:

Her ne şartla olursa olsun, uzmanlar tarafından annelerin 6 aydan önce bebeklerinden ayrılıp işe başlamaları tavsiye edilmemektedir. 6 ay sonrasında işe başlayacak olan anne, bebeğinin duygusal anlamda ihtiyaçlarını karşılayacak olan kişiye (büyükanne, bakıcı, teyze, hala) karar vermeli, 6 haftalık (1,5 aylık) bağ sürecini başlatmalıdır. Maddeler halinde daha açıklayıcı şekilde bu 6 haftanın nasıl olmasını gerektiğini inceleyebiliriz.

Çalışan anneler işe başlamadan önce, 6 haftalık alıştırma dönemi

  • Anne işe başlamadan 6 hafta yani 1,5 ay önce, ikinci bağlanacak olan kişinin eve yerleşmesi gerekir. Bu şekilde görsel olarak bebeğin o kişiye alışması sağlanır. Yani şu an günümüzde bakıcıların birkaç gün önceden eve gelmesi uygun değildir. Ancak bu bağ kuracak kişinin ilk hafta çocuk ile bir temasta bulunmaması gerekir. Yine her ihtiyacı annesi tarafından giderilmelidir.
  • İkinci haftaya geçiş yaptığımız zaman, artık fizyolojik olarak ihtiyaçların giderilmesi sırasında, ikinci bağı kuracak kişinin devreye girmesi sağlanabilir. Yani bu hafta içinde diğer kişi bebeği doyurabilir, yavaş yavaş altını değiştirmeye başlayabilir. Ancak duygusal ihtiyaç olan öğle zamanında, uyutma görevini kesinlikle bu kadar erken üstlenmemelidir. Halen bu aşamada bebek, duygusal ihtiyaç olan uyku gereksinimini anneden karşılamalıdır.
  • İlk ayı geride bıraktığımız zamanda artık bebek tamamen ikinci bağ kuracağı kişi ile tüm ihtiyaçlarını yavaş yavaş gidermeye başlayabilir. Ve burada dikkat edilmesi gereken nokta, ikinci bağlanacak olan kişinin bir daha değişmemesi gerektiğidir. Yani “1 ay bakıcı ile denedik, sonra büyükanne gelsin, 6 ay sonra da hala gelir.” denmemelidir. Bu şekilde duygu karmaşası yaşayan bebeğin psikolojik olarak kaygı sorunu ortaya çıkabilir ve anne ile de güvenli bağı bir süre sonra kopabilir.

Bu süreç içinde sağlıklı bir şekilde bağ kurmayı başarmış olsalar bile, hiçbir şey anne ile bebeğinin gece uykusunda yan yana yatmasına engel olmamalıdır. Gece uykusu, duygusal anlamda da fizyolojik anlamda da en büyük gereksinimdir. Bu duygu birikimini yaptığı zamanda bebek, annenin sıcaklığını da her zaman yanında hissetmelidir. Bu detaylara özenle dikkat ederek bebeğin güven bağını kurması sağlanmalıdır.

Bağlanmanın İlk Basamağı

İlk 2 yıl bebek, anne ile yanyana yatmalıdır. Güvenli bağlanma için ilk olarak bebeklerin kaygılı olmaması ve kendini zararda hissettiğinde annesini hemen yanında hissetmesi önemlidir. Bunun için gece uykusunda yaşanan anksiyete durumlarında bebeğin kendini güvende hissedebilmesi için annesinin hemen yanında uyuması gerekir. Bunun için özel olarak geliştirilmiş yeni doğan bebek yatakları ya da Montessori beşikleri en iyi örnekler olacaktır.

Ülkemizde bu yataklardan satılmaya başlanmış ve anneler için de büyük kolaylıklar oluşturulmuştur. Günümüzde birçok anne-baba tarafından yapılan en büyük yanlış daha 1 yaşındaki çocukları kendi odalarına hapsetmektir. Halbuki 2 yaşına kadar hiçbir bireyin kendine özel bir odasının olmasına ihtiyacı yoktur.

Kendini huzursuz hissettiği zaman sığınacak bir limana ve kokusunu hissettiğinde huzur bulacak bir anneye ihtiyacı vardır. Bunun için ilk 2 yıl bebeklerin anne yanındaki yataktan ayrı yatmaması önerilmektedir. Hatta aynı oda içindeki uzak bir konumda bulunan yatakların bile uygun olmadığı uzmanlar tarafından hatırlatılmaktadır. Aradaki mesafenin bir kol mesafesi kadar olması vurgulanmaktadır.

Bazı uzmanlar tarafından 3 aylıktan itibaren bebeklerin ayrılması gerektiği vurgulanmaktadır. Ancak bu, doğruyu göstermemektedir. Bu yaklaşım 1960’larda, davranışçı ekolün etkisiyle, uzmanların, çocukların annelerine bağlı olmaması ve annelerin rahatlıkla işe gidip çalışabilmesi için ortaya atılmış bir ekoldür. Çocukların her ağladıklarında kucağa alınmaması gerektiğini, kucağa almanın ödüllendirici olduğunu ve ağlamayı sürekli hale getireceğini söylemişlerdir. Bunun yanı sıra anneye bağlı olurlarsa “anneler çalışamaz” görüşü benimsenmiştir. Bu sebeple anneden bağımsız, kendi başına bebeklerin büyümesi gerektiğine inanılmıştır.

Bu ekol karşılığında bebekler ağlaya ağlaya beşiklerinde bırakılmış ve maalesef Amerika’da 1960’larda bebek olan jenerasyonda kaçınmalı/güvensiz bağlanmanın oranı %70 olarak görülmüştür. Gerçekten pedagoji eğitimi almış olan uzmanlar, kullandıkları kaynaklarda bu bilgilere ulaşabilmekte ve güvensiz bağlanmanın asıl nedeninin anneden erken dönemde ayrılmak olduğunu bilmektedirler. Yani sanılanın aksine bağımlı olan çocuklar, güvensiz bağlanmaya sahiptir ve bu da anneden erken dönemde ayrılmaması gerektiğini bize göstermektedir.

Bebekler ağladığında kucağa alınması doğrudur.

Çocuk eğitiminde yapılan genel hatalardan biri de ağlama esnasında çocuğu kendi başına bırakmaktır. Genelde ‘ciğerleri açılsın’ düşüncesi ile onun iyiliği düşünüldüğü söylense de aslında durum tam tersidir.

Fiziksel bir acı duygusu olmadığı sürece çocuklarda ağlama, normal karşılaşılan bir durum değildir. Bu sebeple ağlamaların kaygıya işaret ettiğini ve her zaman annenin bebeğini kucağına almasının uygun olduğunu ifade edebiliriz.

Çünkü özellikle de o küçük yaşlarda bebeklerin şımarıklık için ağlama numarası yapması mümkün değildir. Ve sanılanın aksine bebekler kucağa alışmazlar.

Aksine çocuklar ne kadar çok anne kokusu ile büyürlerse anneye o kadar sıkı bağlanırlar ve kendine güvenen bireyler olurlar. “Sana çok alışacak” ya da “şımartma bu kadar” gibi söylemler ile annenin aklı bulandırılmamalıdır. Sanıldığının aksine çocukların şımarması ya da bağımlı hale getirilmesi ilgiden dolayı değil, tutarsız davranışlardan dolayı olmaktadır. Bunun için annelerin bebeklerini kucaklarına alırken ikilemde kalmaması ve doya doya severek onlara sarılmaları en doğru davranış olacaktır.

Güvenli bağlanmanın sırrı sadece uyku mudur?

Kilit nokta anne ile beraber uyumak olsa da her davranışın birbiri ile tutarlı olması gerekmektedir. Gün içinde esip gürleyip öfkenizi kontrol edemezseniz geceleri beraber uyumanızdaki sır eksik kalacaktır. Ve yine salt bir şekilde birlikte uyumak bağlanmanın gerçekleşmesine yardımcı olmayacaktır.

  • Güvenli Bağlanma İçin Neler Yapılabilir?Emzirme eylemi hem sıcak hem de bağ kurmak için en önemli zaman dilimidir. Annenin göğsünde bir taraftan fizyolojik ihtiyacını giderirken, bebeğin duygusal olarak annenin güzel sözlerine de ihtiyacı vardır. Bunun için sevgi sözlerihiç ağızdan eksik edilmemelidir. Göz teması kurarak emzirme eylemi gerçekleştirilmektedir. Anne ile bebek baş başa olmalıdır. Teknolojik aletlerden uzak kalınmalıdır. Emzirme anında uflayıp puflamamak gerekir. Karşılıklı olarak emmenin ruhsal huzuruna erişilmelidir.
  • Keyifli bir banyo da hem bağınızı kuvvetlendirebilir hem de banyoyu çocuğunuza sevdirebilir.
  • Altını değiştirme esnasında kullanılan yumuşak hareketler ve sözcükler de bağınızı kuvvetlendirebilen bir etkiye sahiptir. Yine burada da anne ve bebek baş başa kalmalıdır. Hem mahremiyet hem de bağlanma için önemlidir.
  • Beraber resim yapmak, oyun oynamak, masal okumak, sohbet etmek güvenli bağlanmanın güçlerinden sayılabilmektedir.
  • Şiddetin hiçbir türü hayatınızda olmamalıdır. Psikolojik şiddet dahi bağlanmayı zedeleyecek güce sahiptir. Fiziksel şiddeti söylemeye gerek bile yok sanırım.
  • Yöneten değil, kılavuz gibi rehber olan ve destekçi bir anne baba olunmalıdır.
  • Engellemelerden (yapma, otur, sus, konuşma, yeme, elleme, gitme, gelme, karıştırma gibi) uzak kalınmalıdır.
  • Kıyaslamalardan uzak kalınmalı ve biricik oldukları çocuklara hissettirilmelidir.
  • Duygularını hafife almamalı ve aşağılayıcı tavırlardan (her türlü psikolojik şiddet unsurundan) uzak kalınmalıdır.
  • Özel ve kaliteli zamanlar sıklaştırılmalıdır. Özel an çocuk ve anne/babanın beraber anlam kattığı duygusal anlardır. (Evde anne iş yaparken mutfakta çocuk ile bir arada olma ve bir taraftan iş yaparken bir taraftan sohbet etme bile özel an sayılabilir.) Çocukla kaliteli zaman geçirmek demek 7 gün 24 saat bir arada olmak demek değildir. Annenin de kendine zaman ayırması gerekir.

Her Yaşta Güvenli Bağlanma Mümkün mü? Yeniden Bağlanmak Ne Demektir?

İlk 4 yıl içinde sağlıklı bir şekilde bağ kurulamadı ise ve sıkıntılar baş göstermeye başlamış ise güvenli bağlanma için alarmlar çalmaya başlamış diyebiliriz.

Her yaş grubunda tekrardan anne ile çocuğun bağlanabilmesi mümkündür. Ve yine burada da gizli sır anne ile yatmaktadır. Güvenli bağın düğümü anne ile yatmaktan ve onun huzurunu hissedebilmekten geçer diyebiliriz. Bunun için en az 6 haftalık güvenli bağ sürecini yaş farkı göz etmeden başlatabilirsiniz. Bu süre çocuğun bağlanabilme yetisine göre değişkenlik gösterebilir.

Güvensiz bağlanma olduğunu anladınız ve artık bu yeniden bağlanma girişimine başlayabilirsiniz. Maddeler halinde en kısa, anlaşılır ve öz hali ile anlatayım:

  • Beraber uyumak bağlanmada en önemli aşamadır. Ayrılık kaygısının üst seviyeye çıkmış olduğu güvensiz bağlanmanın yaralarını sarmak için ilk adım beraber sarılarak, sohbet ederek, dokunarak uyumaktır. Uyku bu kadar önemli iken daha ilk aylarda ve ilk yıl içinde anne yanından çocukları ayırmanın ne kadar yanlış olduğunu bir kez daha anlayabiliriz. Yeniden bağlanma sürecinde bir fark olarak uyuma eylemi bu sefer annenin yatağında ve odasında değil, çocuğun kendi odasında ve yatağında olmalıdır. En az 6 hafta bu beraber uyuma gerçekleşmelidir.
  • Bağlanmanın bir sonraki adımı ise bir başka sır olan dokunma ihtiyacıdır. Emzirme dönemi bitmiş olsa da saçını okşamak, sevmek, öpmek, sarılmak bağlanmanın güçlenme aracıdır.
  • Bağlanma dönemine girildiği zaman atlanmaması gereken bir detay vardır: Çocuk bir önceki haliniz ile şimdiki halinizi karşılaştıracak ve şaşkın olacaktır. Bu süreçte biraz sizin yaklaşımlarınızı denemeye başlayabilir ve sabrınızı denediği zamanlar da olabilir.
  • Bu süreç içinde anne (ya da bağlanma görevini kim üstlenecekse, annesi olmayan çocuklar için söylüyorum) çocuğa tamamen kendini bırakmalıdır. Her durumda çocuğa sakinlik ile yaklaşılmalıdır. Şiddetin hiçbir türüne başvurulmamalıdır.
  • Çocuk bol bol dinlenmeli, onunla sık sık sohbet edilmelidir. Eleştiriler, kıyaslamalar, aşağılamalar, küsmeler gibi her türlü yanlış tutumu sonsuza dek hayatımızdan çıkarmalıyız.
  • Teknolojiden uzaklaşılmalı ve duygular ile anlaşma dönemine geçilmelidir. Acil ihtiyaçlar halinde ya da günde evdeki her bireyin 1 saatlik teknoloji kullanma hakkının haricinde teknolojik araçlar kullanılmamalıdır.
  • Evdeki kurallar bu süreçte kaldırılmalı ve çocuğun kendini özgür ve rahat hissetmesi sağlanmalıdır. Sadece hayati kurallar devam ettirilmelidir. (Teknoloji kullanma sınırı gibi)
  • Bağlanma sürecinde babanın rolü kural koyma aşamasında kendini göstermelidir. Hayati kuralları koyma ve devam ettirme görevi annenin değil, babanın olmalıdır.
  • Bağ kurulması için özel anlar önemlidir. Küçük ama özel olan her an bağlanmanın güçlenmesine yardımcıdır. Çocuğun yaşına, yaşanılan ortama ve çevreye, yeteneklere ve isteklere göre bu özel anlar şekillenmelidir. Masal okumak, hayal kurmak, resim yapmak, sohbet etmek, sinemaya gitmek, parka gitmek, piknik yapmak, gezmek, alışveriş gibi her türlü duygusal aktarım sağlanabilen anlar çeşitlendirilmeli ve sayıları arttırılmalıdır.
  • Hangi yaşlar arasında yeniden bağlanma süreci uygulanabilir? = 4 yaşında bağlanma süreci bitiyor. Ancak bağlanma olmadı diyelim 4-6 yaş arası en uygun zamandır. İkinci en uygun zaman ise ergenliğe girmeden önceki zamandır. Ve en son çıkış olan üçüncü en uygun zaman ise ergenlik döneminin içinde olunan zamandır. Yani 15-16 yaşında çocuğunuz bile olsa bağlanmayı yenilemek mümkündür.

Bu adımları en az 6 hafta kadar uygulandığında hem sizde hem de çocuklarınızda muhteşem bir değişim olacak. Ama her biri eksiksiz yapılmalı ve siz de kendinizi hazır hissederek sürece başlamalısınız, unutmayın.

Peki bebeği ile de bağlanma sürecinde olan anneler yeniden bağlanmayı nasıl yapacak?

Bebek ile 4 yaşına kadar bağlanma yaşayan annelerin büyük çocukları ile bu süreci nasıl yürütecekleri hep bir soru işaretidir. Kısaca bu konuya da değineyim. Bebeği olan anneler için en büyük düşünülen nokta, beraber uyuma aşamasıdır. Burada çocuğun odasında yatılacak olan 6 haftalık süreçte bebeğin anne yanı beşiği de odaya getirilmelidir. Gündüz zamanlarında da bahsedilen konular bebek olsa dahi devam ettirilebilir. Gezme, sinema gibi aktiviteler yerine kaliteli zaman için evde etkinlik oluşturulabilir. Yani bebek olması yeniden bağlanmanın önünde bir engel değildir.

Psikanalist John Bowlby’nin hayatımıza kattığı bu özel bağlanma sayesinde hepimiz sağlıklı iletişim için adım atabiliriz. Yeter ki isteyerek ve inanarak başlayalım.


Pedagog Betül Rümeysa DEMİRÖRS‘ün yazıları için tıklayınız…